Ana Sayfa Milli Şuur 42. Sayı İlim Yolunda Bir Ömür

İlim Yolunda Bir Ömür

35
0

Muhammed Emin ER*

Bir asrı aşkın süren dolu dolu bir hayat… Asrımızın büyük âlimlerinden Muhammed Emin Er’in Diyarbakır Çermikte başlayıp Gaziantep’te son bulan bereketli ömrü, kendisinin dilinden ve kaleminden ‘’Hatıralarım’’ adıyla oğlu İbrahim Halil Er tarafından derlenerek MGV kitaplığındaki yerini aldı. Kitap, Osmanlı Devletinin son dönemleri ile Cumhuriyetin ilk yıllarındaki özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik hayatını anlamak açısından önem arz ediyor. Bölgenin medrese ve tekke hayatı, feodal yapısı, ilmî durumu birinci ağızdan okuyucuya aktarılıyor. Kitap, bir âlimin hatıratı olmanın ötesinde İslam coğrafyasının 100 yıllık serüvenini; değişimleri, isyanları, baskıları, darbeleri gözler önüne sermesi bakımından da belgesel bir nitelik taşıyor. 13 bölümden oluşan kitap, Muhammed Emin Er Hoca Efendinin vefatı ve eklenen fotoğraflarla son buluyor.

“O zamanlar çok cehalet vardı. Kitaplar tercüme edilmemiş, Arapça kitaplar da yasaktı. Namaz kılan bile azdı. Bazıları namaz kılıp Ramazan orucunu tuttu mu ona ‘’sofi’’ derlerdi. Ben namaz kıldığımda bana gülerlerdi. On on beş köye bir cami düşüyordu. Dini ilimleri öğrenmeye kimsenin merakı yoktu. Kimse çalışmanın yanında ibadet de yapabiliriz diye düşünmüyordu. ”Dini kim biliyor?’’ diye sorduğumda “Cemal Amca biliyor.” diyorlardı. 1.Bir Allah 2. Ayla Gün 3. Üç Talak 4. Dört Kitap 5.Beş vakit namaz 6. İman Duası 7. Cennet Kapısı 8. Cehennem Kapısı… Cemal Amcanın yanına gidip bunları öğrenenler dini öğrendim diyorlardı.”

Çocukluk döneminde bölgenin dinî durumunu bu sözlerle ifade ediyor Hoca Efendi. Henüz reşit bile değilken köy köy dolaşıp ilim öğreneceği hoca aramış. İsmini duyup da yanına gittiği hocalar da Arapça yasak olduğu için ya korkudan kabul etmemişler ya da fakirlikten. Yakın köylerden ilim öğretecek hoca bulamayan Emin Er Hoca okumayı kuzu otlatırken kendi kendine öğrenir. Ancak ilme olan aşkı bir türlü dinmez. Bu aşk onu Adana, Mersin, İstanbul, Bursa ve Ankara’ya kadar sürükler. Fakirlik ve parasızlık yüzünden bir türlü oralarda ilim tahsilinde bulunamaz ve memleketine geri döner. Nihayet gördüğü bir rüyanın etkisiyle tekrar ilim arayışına koyulur ve Suriye’ye gitmeye karar verir. Bu süreçte bölgenin önemli âlimleriyle yolu kesişir ve onlardan kısa bir süre ders alır. Suriye’ye geçen Hoca Efendinin böylece ilim yolundaki ilerleyişi de önem kazanır. Hem medrese derslerinden hem de tasavvufta birkaç âlimden icazet alır ve böylece devrin önemli âlimlerinden olur.

© Milli Şuur

Kitapta Muhammed Emin Er Hoca’nın dönemin âlimleriyle görüşmeleri ve bu âlimler hakkındaki düşünceleri, İslami cemaatler ve hareketler ile ilgili düşünceleri, yaptığı yurt dışı gezilerindeki gözlemleri de yer alıyor. Kitapseverler, yaşının hayli ilerlemiş olmasına rağmen Hoca Efendi’nin Afgan cihadında Gulbeddin Hikmetyar ile omuz omuza savaşan bir mücahit olduğunu da hayretle okuyacaklar. Yine Emin Er Hoca’nın Erbakan Hocayla olan hatıraları da kitabın ilgi çekici bölümleri arasında. Özellikle 28 Şubat darbesi ve Başbakanlık Konutu’nda verilen iftar yemeği birinci ağızdan, o günün heyecanı ve duygusallığıyla aktarılıyor.
Kitabın son bölümünde oğlu İbrahim Hali Er bir oğul, bir mürit duygusallığıyla rahmetli Hoca Efendi’nin son yılını ve ölüm yolculuğunu anlatıyor. “Hoca Efendinin 2012 yılını veda yılı” olarak tanımladığını ve yakın uzak herkesle görüşüp vedalaştığını yazmaktadır.

*  (Doğum Hicri 1332 / Miladi 1914 – Vefat 27 Haziran 2013)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz