Ana Sayfa Milli Şuur 45. Sayı İLLA EDEP

İLLA EDEP

Eğitim öğretim müfredatını oluştururken biz uygulayıcı olan öğretmenlerin fikirleri yeterince alınmıyor.

113
0

İnternette, bir İngilizce öğretmeninin meslek lisesinde sınıftaki durumunu gösteren bir video dolaşıyor. Eğitimimizin, öğrencimizin, öğretmenimizin durumunu aslında çok net gösteren bir video maalesef. Sınıfta ders işlemeye çalışan bir öğretmenin öğrenciler tarafından nasıl rezil edildiğini gösteriyor, sınıf ders dinlemek istemiyor. İşin kötü yanı bu öğretmen hakkında soruşturma açılmış olması…

Burada öğrencilerin edepsizliği hat safhada. Bu gençleri yetiştiren anne, baba, bu zamana kadar elinden geçtiği öğretmen, çevre nasıl ki bu gençler bu haldeler? Bu gençlere hiç sorumluluk verilmemiş mi ki, ders işlemeye çalışan bir öğretmene bu derece saygısızlar? Hiç sevilmemiş mi bu gençler?

Eskiden bu yaştaki insanlar savaşta ülkesi için ölüyordu, (halen dünyanın birçok yerinde bu böyle) evlenip barklanıp çoluk çocuk sahibi oluyordu. Hiçbiri çocuk değil aslında ama çocuk olduklarına inandırılmış, sorumluluk alacak, bedenen güçlerinin zirvesindeki, en verimli, en üretken çağlarındaki bu gençleri zorla okullara yollayıp veya buna mahkûm edip hem geleceğimizi mahvediyoruz hem de kendimizi.
Muhtemelen bu öğrenciler, sadece videodaki öğretmene değil okul idaresine, anne-babalarına ve çevrelerine karşı da aynı edepsizliği yapıyorlardır. Buna “DUR” diyecek “Nereye gidiyorsunuz gençler?” diyecek kimse yok mu?

Biz çocuklarımıza gençlerimize edep veremedikten sonra zaten bunlardan ne kendilerine ne topluma faydalı insan çıkacaktır. Biz bu gençlere yeterince değer vermiyor, sevgiyi ilgimizi esirgiyoruz, bu gençlere ideal veremiyoruz, yönlendiremiyoruz.
Çocukları ısrarla akademik başarı veya ilgisinin olmadığı alanlarda eğitime zorluyoruz. 15 yaşına kadar çocuğu zorla okulda tutuyoruz. Meslek lisesi olarak sadece İmam Hatip ortaokulları açtık diğer meslek liselerinin ortaokullarını açmadık. Akademik başarı gösterememiş, 15 yaşına kadar zorla okulda tutulmuş, aşağılanmış, ötelenmiş çocuklar lisede böyle çığırından çıkmış hale geliyorlar. Çünkü artık bu çocukların yönlendirilmesi için çok geç kalınmış oluyor. Bu çocukları maalesef kaybediyoruz. Geleceğimiz olan bu çocuklar kendilerini tembel, akılsız, değersiz hissediyor. Ve hiçbir şeye hiç kimseye sevgi ve saygı duymuyorlar. Sanayiler çırak bulamazken, meslek sahibi, zanaatkâr kalmazken bu çocuklar da okullarda ziyan ediliyor.

“Toplum bir bütündür, bütün meslekler gereklidir ve birbirini tamamlar. Bu çocuklar geleceğin meslek erbapları, anneleri, babaları olacaklar. Her meslek erbabı yaptığı işi en iyi yaparsa harika bir toplum olacaktır.”

Öğretmen mesleğinin bu duruma düşmesinin altında öğretmenlik mesleğinin itibarının düşürülmesi değil midir?

Öğretmene öğrencinin düşman değil onu ince ince işlenecek bir tarla, bir bahçe olduğu fikri verilmeli. Her alandaki akademisyenlerde yapılması gereken gerçek hayata girerek bu işi uygulamalı yapmaları sağlanmalı. Çünkü akademisyen ve proje sahiplerinin birçoğu maalesef işin içini bilmeyen bu işi hiç yapmamış insanlar oluyor. Teorik anlatıyor ama uygulamadaki püf noktalarını bilmiyorlar. O yüzden de üniversitelerimizden maalesef vasıfsız insanlar çıkarıyoruz. İdeali olmayan akademisyenler, ideali olmayan öğretmenler, idealsiz gençler ortaya çıkıyor.

Eğitim öncelikle sevgi, sabır, doğru iletişim, doğru yönlendirme işi… Öğretmenler sadece bilgi açısından ölçülmemeli, sabırlı olup olmadıkları, öğrenciye doğru örnek olup olamayacakları, işini ciddiye alıp almadıkları, dahil oldukları sosyal gruplar göz önünde mutlaka bulundurulmalı. Liyakat sahibi, öğrenci ile sağlıklı iletişim kurabilecek kişiler seçilmeli. Öğretmen olup sadece kendi çocuğunun peşinde koşan, kendi çocuğundan ve tanıdık, eş dost çocuğundan başka hiçbir çocuğa değer vermeyen insanlar olmamalı. Çocuklara umut aşılamalı, onların umutlarını kırmamalı. Onları sevdiğini söylemeli, bunu davranışlarıyla desteklemeli.

Öğretmenin öncelikli görevi kendini sevdirmek olmalı. Kendini sevdiren öğretmenin dersini seviyor zaten öğrenciler. Öğrencinin geleceğine bir tuğla koyabilme çabası taşımalı öğretmen, onun neler yapamayacağını değil, neler yapabileceğine odaklanmalı. Sadece dersine girip çıkan, maaş hesabı yapan öğrencilerden ne otlanabilirim derdinde olan kişi olmamalı. Öğrencileri için, ülkesi için, insanlık için kaygıları olmalı. Bunları paylaşmalı öğrencileri ile. İnanın onlar her şeyi anlıyor, biliyorlar. Yeter ki siz inanın, siz doğru örnek olun. Sevgi her şeyin başı.

Eğitim öğretim müfredatını oluştururken biz uygulayıcı olan öğretmenlerin fikirleri yeterince alınmıyor. Zaten nedense milli eğitim bakanımız hiç öğretmen olmuyor.

Birey olarak ben ne yapabilirim?

Sürekli öğrencilerimize “Ne iş yaparsanız yapın en iyisi siz olun” demeliyiz. Çünkü eğitim olmadan öğretim olmuyor. Terbiyeli olmayan çocuklardan bilgileri öğrenmelerini bekleyemeyiz. “Vali olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim” diyen babanın hikâyesini mutlaka anlatalım. Önemli olanın vali olmak değil “adam olmak” olduğunu mutlaka vurgulamalıyız.

Toplum bir bütündür, bütün meslekler gereklidir ve birbirini tamamlar. Bu çocuklar geleceğin meslek erbapları, anneleri, babaları olacaklar. Her meslek erbabı yaptığı işi en iyi yaparsa harika bir toplum olacaktır. Hiçbir meslek kötü veya önemsiz değildir, hiçbir insan başıboş değildir. Her insanın bir görevi bir sorumluluğu vardır. Bizim görevimiz bu gençlerin önünü açmak, yol göstermektir. Bizler teneffüslerimizi, ders dışı zamanlarımızın bir kısmını bu çocuklarımıza ayırıp sevinç ve üzüntülerini paylaşırsak, onlara değer verirsek kesinlikle bu çabamız boşa gitmeyecektir. Bizler bir tohum ekelim çaba bizden karşılığını vermek Rabbimden. Rabbim hiçbir çabayı boşa çıkarmaz.

Kendi eğitimcilik hayatımda şükranla andığım okulda idarecilerim ve tecrübeli inançlı arkadaşlar beni yönlendirmişlerdi. Ben 25 sene sonra öğrencilerimle irtibatımı devam ettirebiliyorsam bunu o arkadaşların önerilerini dinlememe borçluyum. Hafta sonları kütüphaneyi açar bütün okulun öğrencileri ile okuma saatleri yapardık. Sonra bu kulüp çalışması Türkçe öğretmenine vermişti ve arkadaş hiç ilgilenmemişti. Sonuçta emekler sekteye uğradı. Onun için biz çaba harcayacağız en iyisi için. Kalplerin sahibi Rabbim de İnşallah çabamızı boşa çıkarmayacak.

Bizi duygularımız yönetiyor. Bir çocukta olumlu bir duygu oluşturabilmek, bir ideal oluşturabilmek kelebek etkisi oluşturacak, çoğalacak çoğalacak sınıflarımızı, okullarımızı, ülkemizi, dünyamızı kaplayacak. Çünkü bütün değişimler bir kişiden başlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz