© Milli Şuur

M.Ş. – Mesleğiniz nedir?

L.B. – İngiltere’de gazetecilik yapmaktayım.

M.Ş. – Türkiye’de bulunma sebebiniz nedir?

L.B. – ÖĞ-DER Şuurlu Öğretmenler Derneği tarafından Uluslararası Konferanslar dizisinde konuşmacı olarak davet edildim.

M.Ş. – Hayatınızda nasıl bir değişiklik oldu?

L.B. – “Beş sene önce ben aslında batının modern yaşam tarzının, seküler yaşantının bir parçasıydım. Kendimi bu kıyafetle görseydim o zaman, ‘Müslümanlar sana ne yaptı?’ derdim. ‘Sana bir Müslümanlık ilacı mı verdiler?” derdim.

M.Ş. – Sizi o halden bu hale dönmenizde neler etken olmuştur?

L.B. – 2010 yılında Müslüman oldum. 5 yıllık bir geçiş sürem oldu. Londra’da bir Somalili Müslüman taksi şoförü bana ilk olarak, İslam’ı anlattı. Peygamberi sevdim, O’nun adını duyunca ağladım. Çalıştığım yayın organının sahibinin yaşantısı ve bana inancım konusunda baskı yapmamasıdır. Ben kendi hayatıma özgü yanlışlar yaparken O odadan çıkar, ben içkimi içerdim. Bana göre içmeden hayat olmazdı. Patronumun düzgün yaşantısı elbette düşünce hayatıma etki ediyordu. Görev icabı Filistin’e gittiğimde bir takım manzaralar beni kökten etkiledi. Bir eve ziyarette bulunduk. Mutfak oldukça mütevazi, ikram edeceği neredeyse yok, evinde eşya oldukça az. Beni güler yüzle ve içtenlikle misafir ediyor. Kendine ve çocuklarına bile yetmeyecek yiyeceğine bizi davet ediyor. Bu yaklaşım bende derin izler bırakmıştır. Bu yakınlığı buna emreden inancıydı.

© Milli Şuur

Bir başka manzara, kocaman tankların önünde elinde taşla karşı koymaya çalışan çocuk… Bu cesaret ancak mükemmel bir inanca dayanmaktadır. Bunlar zamanla beni etkiledi ve İslam’ ı öğrenmeye başladım. İslamı ve Müslümanları seviyorum. Bir Allah olduğunu biliyordum ve Hazreti Muhammed’in peygamber olduğuna inanıyordum. Son Peygamber olduğuna da inanıyordum; ama alkolü ve sigarayı bırakamıyordum. Karakter olarak zayıftım; ama şehadet (kelime-i şehadet) edince elhamdülillah her şey değişti. Ardından namaza başladım. Namazda okunan ayetleri öğrenmem hiç zor olmadı. Mucize ne biliyor musunuz, “Allah birdir ve Hazreti Muhammed onun kulu ve resulüdür” dedikten sonra her şey kolaylaşıyor.

M.Ş. – Bu değişim sizi ve yakınlarınızı nasıl etkiledi?

L.B. – Allah’ın yardımı geliyor. Her şey seni sarıyor. 6 ay içinde her şeyi öğrendim. Tabi bunlar temel olanlar ama hayat boyu öğrenme devam ediyor.İlk eşim ayrıldıktan sonra 2013 yılında Ugandalı bir Müslüman ile evlendim. Eşim, çocuklar için çalışma yapan bir kuruluşta görev yapıyor. Bu arada 13 yaşındaki kızım da 3 hafta önce Allah’a hamdolsun Müslüman oldu. Müslüman olması için onu hiç zorlamadım. ‘Annen Müslüman oldu diye, Müslüman olmak zorunda değilsin.’ dedim ama çok dua ettim olması için. Elhamdülillah oldu.

M.Ş. – Türkiye’de bulunmakla neler hissediyorsunuz?

L.B. – İstanbul’da uçaktan inince şaşırdım; acaba yanlışlıkla bir başka ülkeye mi geldim? diye düşündüm. İngiltere ‘de hicaplı bayanları görebilirsiniz. “Aman Allah’ım bura Türkiye mi? “ dedim. Müslüman ülkede olduğumu hiç hissetmedim. Çünkü inanç bütün her şeyi ile teslim olmayı gerektirir. Hicab bunun en önemlilerinden biridir. İnandın ama ben kendi istediğim gibi olmacam diyemeyiz. Allah nasıl dedi ise öyle olmak gerekir. Sonradan gittiğim şehirler ve ortam bu fikrimi değiştirdi. Mükemmel bir teşkilat ve ortam içinde buldum kendimi. İşte” İslam bu “ dedim.

M.Ş. – Çağımızda yaşantı hakkında fikriniz nedir?

L.B. – Çağımıza baktığınızda sekülerizm ve materyalizmin çatıştığını görüyoruz. İslam ve İslami hayat şekli Allah’ın varlığına olan inanıştır ve temiz, helal yaşamak, ahlakı her şeyin önünde tutmaktır. Batı eğitiminin toplumlara nesillerin ayrımını öğretmektedir. Eğer batı kültürünü takip edersek kendi çocuklarımızın kölesi oluruz. Bu sebepten ötürü anne ve baba eğitmendir. Eski nesillere dönmek gerekir. Laiklik; küresel dünyanın işçilerini oluşturur, insanı ise iyi yetiştirmez. Bugünkü laik eğitim sistemi her şeyi anlatmaya çalışırken aslında hiçbir şey anlatamıyor. Bu eğitim sisteminde maneviyata hiç yer verilmiyor. Eğitim İslam’la başladı. Asıl bilgi ve ilmin temeli budur. Eğer eğitimi kutsal inanıştan ayırırsanız eğitimin kökünü kurutursunuz. Öncelikle evlerimizde Kuran-ı Kerim’i anlamaya çalışmalıyız. Bizim çocuklara davranışımız, gelecek nesillere aktarılacaktır. Çok dikkatli ve iyi örnek olmalıyız.

M.Ş. – ÖĞ-DER ‘in çalışmalarını nasıl buldunuz?

L.B. – Türkiye’de bulunduğum bu dönemde mükemmel bir program hazırlanmış. Bizi değişik Sivil Toplum Örgütlerle buluşturdu. Çok güzel okullar ziyaret ettik. Tarihi yerleri gezdik. Günlerimiz dolu dulu geçti. Televizyonlarda canlı yayınlara katıldık. Basın yayın kuruluşlarını ziyaret ettik. Bilgilerimizi paylaştık.

M.Ş. – Son olarak neler eklemek istersiniz?

L.B. – Türkiye’de seçkin kişilerle bizleri buluşturan, fikir alış verişine vesile olan ÖĞ-DER başkanına ,yönetimine , il başkanlarına, tercümanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederim.

© Milli Şuur

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz