Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salat ve selam, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, aline ve sahabelerine olsun.

NAHL 78: “Allah sizi analarınızın karınlarından, kendiniz hiçbir şey bilmiyorken, çıkardı. Size, şükredesiniz diye kulaklar, gözler, gönüller verdi.” İnsanın dünyaya hiçbir şey bilmez hâlde gelmesi yaratan, yaşatan, yöneten, hak ve adalet ölçülerini koyan ve bu ölçüleri peygamberleri yoluyla kullarına bildiren Allah Teâlâ’nın ayetlerindendir. İnsanı yaratan, bilmediği şeyleri öğretip ona doğru yolu gösteren Allah’tır. İnsan, dünyada da ahirette de saadet içinde yaşamak ister ve bunun için gerekli olan bilgileri sonradan öğrenir. İnsanın bu bilgileri nereden ve nasıl öğreneceği önemli bir konudur. Bu meseleyi isabetli bir şekilde çözen toplumlar, insan eğitiminde başarılı olurlar.

Allah Teâlâ’nın yaratılışında insana ihsan ettiği birtakım özellikler ve meziyetler vardır. İnsanın bu özellik ve meziyetlerini yaratıldığı fıtrata uygun olarak geliştirmesi, ilahi ve beşeri sorumluluklarını yerine getirmesi ıslah edici bir eğitim ile mümkündür. Islah edici bir eğitim insanı, din ve dünya ile ilgili görevlerini hakkıyla yapabilecek bir duruma getirir. Islah edici eğitim, insanı doğru bilgiye ulaştırmayı, iradeyi güçlendirip ona doğru bir istikamet kazandırmayı, ruhuna ve hayatına selim bir şekil vermeyi gaye edinir.

Öğrenmek Ve Uygulamak

Öğrenmek aklın ve zekânın, uygulamak ise iradenin işidir. Bu bakımdan ıslah edici eğitimin önemli hedeflerinden birisi de insanlara salim bir ilmî şuur aşılamak ve manen ve madden yükselmelerini sağlayacak ahlaki bir olgunluk kazandırmaktır. Islahçı eğitim, faydasız ilme ve toplumu helak olmaya götüren kötü ahlaka itibar etmez. Islahçı eğitimin esası “kâmil insan” yetiştirmek, yeni nesilleri hayata ve istikbale doğru bir şekilde hazırlamaktır. Dün olduğu gibi bugün de bilgisini ve imanını kendine rehber edi¬nen, “din ve düzen” olarak İslam’ı bütünlüğü içinde ele alıp kavrayan, bütün insanlığın saadeti için çalışma azmini Allah’ın rızası ile bütünleştiren bir nesle ihtiyaç vardır. Böyle bir nesli yetiştirmek materyalist muhtevalı ifsat eden bir eğitim ile mümkün olmaz, ıslah eden maneviyatçı bir eğitim ile mümkün olur. Maneviyatçı eğitim, Kur’an ile eğitim yapar. Günümüzde kullanılan “din eğitimi” kavramı bize Batı’dan intikal etmiş sıkıntılı bir kavramdır. Bu kavrama aldanarak itikat ve ilmihâlile ilgili bazı bilgileri bir kültür aktarımı seviyesine indirgeyip materyalist eğitimin bir parçası hâline getirmek aldanma ve aldatmaktan başka bir anlam ifade etmez. Bizi kendimize getirecek eğitim, Kur’an ile eğitimdir. RAHMAN 1-4: “Rahman (Allah) Kur’an’ı öğretti. (O Allah) İnsanı yarattı ve ona (insana) beyanı öğretti.” Kur’an bir nimettir. Nimet, kendisinden yararlandıklarımızdır. Bu güneştir, ekmektir, sudur, yıldızdır, oksijendir, denizdir, zeytindir, incirdir üzümdür, kelebektir. Bütün bu nimetlerin başında Kur’an gelmektedir. Kur’an bize yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız, giydiğimiz, oturduğumuz, gördüğümüz, duyduğumuz bütün nimetlerin faydalı ve zararlı olanlarını açıklamaktadır. Kur’an ilimdir, bu ilmi öğrenmek ve bu ilmin emrettiği adil bir düzeni yaşayan kâmil bir insan olmak büyük bir kazançtır. “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhari) Kur’an’ın sunduğu ilme itibar edip gereğini yapanlar izzet bulurlar, bu ilme itibar etmeyenler ise zelil ve perişan olurlar. “Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim) Bu önemsenmesi gereken bir ikazdır.

Kur’an İle Eğitmek

Kur’an, bütün insanlığın barış ve kardeşlik içinde yaşamasını sağlayacak esasları içinde bulunduran tek gerçek kitaptır. İnsanlar bu kitaba iman veya itibar eder de her türlü düzenini buna göre kurarsa rahat eder, huzur bulur. İnsan, ebedi saadete kavuşmak için Kur’an’ın sunduğu bilgiye muhtaçtır. Ebedi saadete nail olmak yaratan Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak ile olur. Allah’ın rızası da İslam’dadır. İslamsız saadet olmaz. İnkârcı, materyalist, tahrif edilmiş bilgiler ile Allah’ın rızasını kazanmak mümkün olmaz. Allah’ın kâinata bir işleyiş kaidesi olarak yerleştirdiği kanunları, sanki bu kanunları Allah Teâlâ değil de inkârcı insanlar icat etmiş ve insanlığın hizmetine sunmuş gibi takdim etmek insanlığa yapılacak en büyük kötülüktür. Bu tutum, insanı gerçek bilgiden koparır, uydurulmuş ve şer maksatlar için kullanılan hurafelerle, şeytan oyuncağı ve ırkçı siyonizmin kölesi hâline getirir.

Bütün analar, babalar, öğretmenler, eğitim yöneticileri, siyasetçiler, devleti idare edenler bilmelidirler ki insan Kur’an ile eğitilmesi gereken bir varlıktır. Çünkü onu Allah yaratmıştır. Allah Teâlâ insanı hangi maksatla yaratmışsa o maksada uygun bir şekilde eğitilmesi tek doğru tercihtir. ZARİYAT 56: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etmeleri için yarattım.” Kulluk yapmak demek her hareketimiz, sözümüz ve tavrımızda Allah’ın emirlerinin damgasının olması demektir. Mademki yaratılışımızda Allah Teâlâ’nın damgası vardır, aynı şekilde yaşantımızın tamamında da Allah’ın damgası olmalıdır.

“ALAK 1: Yaratan Rabbinin adıyla oku.”

Hıristiyan Batının ve ırkçı siyonizm’in zannettiği gibi insan doğarken günahkar doğmaz. Tertemiz bir fıtratla İslam fıtratı üzere günahsız ve temiz olarak doğar. İnsan sonradan aldığı yanlış eğitimler, bulunduğu yanlış ortamlar ve cehaleti sebebiyle yanlış işler yapar, günahkar ve zalim olur. İnsanın fıtratını, temizliğini koruması için doğru bilgiye ve eğitime ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçtandır ki insana öncelikle “ALAK 1: Yaratan Rabbinin adıyla oku.” çağrısı yapılmıştır. Bunun için Müslüman bir toplum olarak biz evlatlarımıza fen bilimlerini, hayat bilgisini, insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersini, matematiği, fizik ve kimyayı, müziği, sosyal bilgiler ve trafik güvenliği derslerini, Türkçe ve İngilizceyi Kur’an ile öğretmeliyiz. Ve yine biyolojiyi, coğrafyayı, tarihi, sosyolojiyi, psikolojiyi, edebiyatı, teknolojiyi, mühendisliği, doktorluğu evlatlarımıza Kur’an ile okutmalıyız. Daha doğrusu aklımıza nasıl bir ders geliyorsa bu derslerin hepsi Kur’an ile okutulmalıdır. Materyalist eğitimin bir parçası olan din eğitimi, Kur’an ile eğitim yapmak anlamına gelmez. Bu bir oyundur, millet olarak bu oyunu ancak millî görüş ile bozabiliriz. Bizi kurtaracak tercih Kur’an ile eğitim tercihidir.

Öğretmek

Öğretmek, insanın bilmediği konularda bilgi sahibi olmasını sağlamak, ona bilgi ve beceri kazandırmaktır. Öğretmekten kasıt faydalı bilginin öğretilmesidir. Zaralı bilgiler vermek öğretmek değildir. “Hırsızlık nasıl yapılır? Faiz nasıl hesaplanır? Kumar nasıl oynanır? İçki nasıl yapılır ve içilir?” gibi zararlı bilgileri öğretmek haramdır ve zulümdür.

İlk öğreten Allah’tır. Allah’ın insana öğretmesi, onu duyular, akıl ve sezgi gibi yollarla bilgiye ulaştırması, beşeri tecrübelerle oluşturulamayan ilahi ve evrensel gerçekleri de vahiy ile insana iletmesidir. Görülüyor ki varlık ve oluşun bilgisi insana Allah tarafından öğretilmiştir.

Bütün insanlığa son peygamber olarak gönderilen Peygamberimiz de, Allah’tan başkasından bir şey öğrenmemiş, o her şeyi Allah’tan öğrenmiştir. Peygamberimiz bir muallimdir. Çünkü ezeli ve ebedi hakikati, kavranabilecek her şeyi içinde taşıyan Kur’an, bütünüyle onun kalbine açılmış, ondan da bu kitabı bütün dünyaya okuması ve duyurması istemiştir. Bu bakımdan bütün öğretmenler ve eğitimciler bu kutlu peygamberin mirasçısıdır ve nesilleri Kur’an ile eğitmekten sorumludurlar. Bu hesabı ahirette Allah Teâlâ’ya verilecek bir sorumluluktur.

İlim ve Eğitim

Her asrın tek hak rehberi olan Kur’an, insanları bilgilendirici ve eğitici ayetlerle doludur. Onun temel amaçlarından biri de insanı aklen ve ahlaken İslam’a yönlendirmek “iman ve cihad” şuuru kazandırarak adil bir düzenin kurulması için mücadele etmeye sevk etmektir. Bu mücadele ise ilimsiz olmaz. Kur’an’da ilim, vahiy yoluyla verilen kesin ve doğru bilgi anlamında kullanılır. İlim, bir şeyi veya gerçeği tam olarak bilmektir. Bunun için ilim, delili olan bilgiye denir. İlmin uygulama alanı ise bilineni ve emredilmiş olanı yapmaktır. Kur’an, ilmin nasıl bir amaç için kullanılacağı üzerinde durur, aklın hak yolda kullanılmasına rehberlik yapar ve insanı doğru tercihte bulunmaya ikna eder. İyi insan, başkasının saadetini isteyen ve bu isteğini gerçekleştirmek için malıyla canıyla cihad eden kimsedir. Bunun da en güzel örneği, Kur’an’ın şahitliği ile her şeyi tanzim edici olarak gönderilmiş olan Peygamberimizdir. Çünkü onu Rabbimiz en güzel terbiye ile eğitmiştir. Demek ki eğitimin esas amacı, bedenin ve aklın geliştirilmesi, iradenin güçlendirilmesi ve insanın “iman ve cihad” şuuruyla tedip edilmesidir. Bize batıdan ithal edilmiş ve hâlen yürütülmekte olan materyalist eğitim ile yukarıda zikredilen hedeflere ulaşmak imkânsızdır. Bu hedeflere ancak Kur’an ile eğitim yoluyla ulaşılır. Eğitimin önemli bir esası da doğru bilgidir. Doğru bilgi insan ruhuna bağışlanan bir gıdadır ve bütün faziletlerin aslıdır. İdeal bir eğitimin önündeki en büyük engel ise, materyalist ve yozlaştırılmış bilgidir. Dünyada bütün insanlığın yaşamakta olduğu sosyal ve siyasi krizlerin altında materyalist ve yozlaştırılmış bilgi bulunmaktadır. Materyalist ve yozlaştırılmış bilgiye dayalı olarak yapılan eğitim ve yönetim ile büyük ülke olunmaz.

“Millî Görüşün temeli sevgi ve şefkattir. “

İyi Bir Eğitim İçin Millî Görüş

Millî Görüş hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan ve maneviyatçılığı benimseyen bir inanıştır. Millî Görüşün temeli sevgi ve şefkattir. Millî Görüş bu özellikleri sebebiyle eğitimde materyalizmi değil önce ahlak ve maneviyatı teklif etmektedir. İyi bir eğitim ancak Millî Görüş’ün programında belirtilen esaslar ile yapılır. Temelinde Allah korkusu aşılamak, sevgi ve şefkat hak bilgi olmayan hiçbir eğitim faydalı olmaz, zararlı olur. Türkiye’de yürütülen materyalist eğitim iyi değil kötü bir eğitimdir. Batıcılık Müslüman bir ülkenin eğitimde tercih edeceği bir istikamet olamaz. Biz İslam medeniyetinin evlatlarıyız. Kendi medeniyet değerlerimize uygun bir eğitim yapmalıyız. AB dayatması olan bütün eğitim programları rafa kaldırılmalıdır. Bunun yerine Millî Görüşün teklif ettiği maneviyatçı eğitim ikame edilmelidir. Kurtuluşumuz maneviyatçı eğitimdedir. Ancak bu eğitimle yetişen nesiller ülkenin geleceği olabilirler. Eğitim bir bütündür. Bunun dinî olanı, olmayanı olmaz. İhtiyaç duyulan şey zihniyet değişimidir. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz