Şu karıncalar, ne zarif yaratıklar. İnce belli ince yapılı… Her şeyin sahibi onları yaratırken nahifliklerine, inceliklerine vefa, azim ve güzelliği de eklemiş. Zaten, onun yarattıklarında (haşa) hata bulmak ne mümkün.

Karıncalara baktıkça, rahmeti sonsuzun kudretinin sonsuzluğu daha bir perçinleniyor zihnimde. En çok çocukken izlerdim onları. Evimizin önündeki nisan güllerinin dibinde yuvaları vardı. Oradan oraya gider gelirlerdi. Ama hiçbir seferleri nafile değildi. Her seferinde minicik ağızlarında kendi cisimlerinden iri bir yük taşırlardı yuvalarına. Bir de imece vardı aralarında, taşıyamadıkları oranda büyük yükleri birlikte götürmeye çalıştıklarına şahit olurdum sıklıkla.

Rivayete göre Nuh Nebi de ilk onları almış gemisine. Bu tutumda karıncaların güzel hususiyetlerinin payı var mıydı bilmiyorum. Bir de karınca denince, aklıma Hz İbrahim’i yakmak için Nemrut’un yaktırdığı ateşe ağzında bir damla su taşıyan vefalı ve gayretli güzel gelir…

Hani, Kral Nemrut, İbrahim Peygamberin yakılması emrini verdikten sonra meydana odunlardan büyük bir dağ yapılmış. Sonra dağı tutuşturmuşlar, alevler o kadar yükselmiş ki bulutların da tutuşup yanacağını düşünmüş çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. İbrahim peygamberi mancınıkla ateşin tam orta yerine atacakmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrut denilen melunun ne büyük kral olduğunu anlasın İbrahim de bir daha karşı gelmesin(!)

İşte tam da bu sırada bir karınca minicik ağzında bir damla su ile cehennemi, devasa ateşe doğru gidiyormuş koşa koşa. Gökte uçan ve gagasında ateşe atmak üzere bir dal parçası taşıyan kartal, onun bu telaşını görüp sormuş: “Bu acelen niye? Nereye böyle telaşla?”

Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı incecik ellerinin arasına alıp, “Duymadın mı? Nemrut, İbrahim’i ateşte yakacakmış. İşte o ateşe su götürüyorum.”
Bu sözleri duyan kartal, kendini tutamayarak ulu orta kahkahalarla gülmeye başlamış. “Sen şu ateşe yüzünü çevirip hiç bakmadın mı? diye sormuş.“Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?”

Su taşıyan karınca, “Olsun, hiç olmazsa safımız belli olur. Böylesine güzel ve ince bir düşüncenin sahibine hayran olmamak elde mi sizce? İnsan yaratılmışların gösteremediği vefayı ve civanmertliği gösterebilen minik karıncayı daha da sevimlileştiren bu vefa ve hakşinaslığı mı acaba?

Bana sorarsanız, sözü daha fazla uzatmadan haklarını teslim etmek gerek. Karıncalar güzelliğin, vefanın ve gayretin dünyadaki yegane temsilcileri. Onların bu güzelliklerinden bizleri de nasiplendirsin yaratan. Karıncalar halk edilmişlerin haslarından vesselam…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz