Ana Sayfa Milli Şuur 49. Sayı KESRETTE BOĞULMAK

KESRETTE BOĞULMAK

Arifler karmaşık zannedilen insanın dünyaya geliş gayesini kesrette boğulmadan bir cümle ile anlatmayı başarmışlar: İnsan bu dünyaya sadece “kesb-i kemal ve seyr-i cemal” için gelmiştir.

135
0

Sanayi devriminden sonra gözünü hırs bürümüş, emperyal içgüdülerle dünyayı keşfe çıkan bir heyet Çin’e gitmiş. Pirinç tarlasında sükûnetle çalışan bir köylüye selam vermişler. Köylü, doğal olarak kim olduklarını ve ne için geldiklerini sormuş:
— Biz demişler, sana “tren” getireceğiz.
Bu sözcüğü ilk defa duyan köylünün şaşkınlığını ve merakını gidermek için kolay bir tanımlama yoluna gitmişler:
— Yani sen pirinç satmak için bir ayda gittiğin yola pirinç torbalarınla birlikte bir günde gideceksin.
Çiftçi, sükûnetinin verdiği güçle: Peki ben kalan yirmi dokuz günde ne yapacağım? Olmaz, demiş. Ben tren istemiyorum.
“İnsanın hayatı”nı “insan”dan üstün tutan, “kendi”ni tanımayan, nefsani arzularının peşinde hayat süren ve nefsine esir olduğunun farkında bile olmayan, rahat yaşamaya odaklanmış herkes Çinliyi haksız bulacak biliyorum. Benim derdim de bunlarla.


Modern insanın, modern dünyanın, 21. yüzyılın, bilgi teknolojisinin, robotik kodlamanın, yapay zekânın ve birçok hezeyanın çokça konuşulduğu günümüz dünyasının ve günümüz insanının şaşkınlığını ve telaşını bir nefeste ifade edelim: Kesrette boğulmak.
Dünyaya yön veren gözü dönmüş bir grup insan dünyayı evirip çeviriyor, bizi bizden almak için her türlü hokkabazlığı yapıyor. Biz de kendimizi sokakta bulmuşuz gibi âdeta kendimizden geçiyoruz, onların her bir şeyine hayran oluyoruz.
Şeytanın yeteneklerini kıskanmıyorum. Çünkü onun bildiği ve yapabildiği her kazançlı (!) iş onu cehennemin dibine bir adım daha yaklaştırıyor. Bizim bu hayatı yaşamaktan muradımız rahat yaşamak değil, bir şeyler kazanmak da değil; cehenneme gitmemek.
İçinde insanın ve insanlığın bulunmadığı bir teknolojinin zamanla hem dünyamızı hem ahiretimizi berbat ettiğini görmemiz gerekir. Ehl-i küfrün maddi gücü karşısında bize düşen insan fıtratından ayrılmamak ve insan kalabilmektir. Cümle kâinata bir göz ile bakabilmektir. Bu sağlıklı ve sağlam bakışa “vahdet” denir. Ehl-i küfrün hayata şaşı bakışına, hırsına ve gözü dönmüşlüğüne de “kesret” denir.
Bu dünyada Cenab-ı Hakk’ın yarattığı meta ve nimetler bizi “beka” yolundan alıkoyuyorsa, aklımızı alıyorsa kesret tuzağına düşmüşüz demektir. Bu tren olur, pirinç olur, para olur, çalışma hırsı olur, kazanma hırsı olur, teknoloji olur, yönetme hırsı olur, hatta başarma hırsı olur.
İnsanın iç dünyası dış dünyasından, sahip olduğu manevi değerleri maddi değerlerinden daha üstündür. Dolayısıyla teknolojin korsanlarının genlerindeki hastalık; insanın ruhsal özelliklerini ve manevi gücünü kodlamak yerine maddi gücünü ve bedensel gücünü kodlamaya çalışmalarıdır. Hâlbuki insan ile hayvan arasında bir fark olmalı.


Devlet yönetirken, hükümet ya da bir bakanlık yönetirken işler kötüye gidiyorsa; iyi niyetinize ve aldığınız bütün tedbirlere rağmen işler daha çok bozuluyorsa ve hepsinden önemlisi etrafınızdaki akıllı insanlar size “projeler” yağdırıyorsa biliniz ki kesret bataklığının tam ortasındasınız. O projeler de şeytanın sizi tuzağa çekmek için yolunuza serptiği kuş yemleridir.
İnsanı merkeze alarak düşünmek, projelerin merkezine insanın insani yönünü koymak bu kadar zor olmasa gerek. Arifler karmaşık zannedilen insanın dünyaya geliş gayesini kesrette boğulmadan bir cümle ile anlatmayı başarmışlar: İnsan bu dünyaya sadece “kesb-i kemal ve seyr-i cemal” için gelmiştir.
Bu bağlamda Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” sözü eninden ve boyundan çok daha büyük bir söz. Tam da bir medeniyet kurulacakken, o medeniyeti kuracak kişiye söylenmiş, dünyanın bütün projelerini içinde barındıran bir söz. İçinde insanın olmadığı, insanı insan yapan ruhun yok sayıldığı bir dünyanın çarkına hitaben söylenmiş bir söz.


Sadede gelelim: Çinlinin kesrette kaybolmak yerine sükûneti tercih etmesi, Şeyh Edebali’nin “projeler” üretmek yerine bir tek cümleyi seçmesi, Osman Gazi’nin hırsla aranmak yerine diz çöküp “bir bilene” sorması yöneticilerin ve siyasetin uygulaması gereken en güzel projedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz