Ana Sayfa Milli Şuur 44. Sayı Kitap Okuma(ma) Kültürü

Kitap Okuma(ma) Kültürü

Bir insanın şuurlanmasında ve dava bilincine ermesinde okumanın ne kadar önemli olduğunu malum.

115
0

Ülkemizde uzun yıllardan beri süregelen bir rahatsızlığımız bulunmakta. Zaman zaman yüksek sesle bunu ifade etme yoluna girsek de çoğu zaman bu durum, kabullenilmiş bir çaresizlik şeklinde hüküm sürmekte. Sözünü ettiğim sorun artık ciddi bir biçimde ele alınması gereken az okuma hatta hiç okumama problemi.

Yurt içi ve yurt dışı kaynaklı çeşitli araştırmaların hemen hemen hepsi okuma oranlarının ülkemiz için pek de iç açıcı olmadığı gerçeğini gözler önüne sermekte. Bu gerçeği dile getirip dikkat çekilmek istense de okumayı artırma anlamında bir arpa boyu yol gidemediğimiz aşikâr.

Günümüz dünyasını hegemonyası altına almış sosyal ağları hedef göstererek “İşte bu yüzden çocuklarımız okumuyor!” demek çok doğru bir tavır olmasa gerek. Zira çocuklarımızın neden farklı aktiviteleri okumaya tercih ettiklerinin altında yatan sebepleri derinlemesine incelemek lazım.

Okuma kültürünün sağlam temeller üzerine inşa edilmesi için okuma alışkanlığının çocukluk döneminde kazanılması oldukça önemli. Çocukları okumaya sevk edecek, onların okuma isteklerini artıracak işlerin yapılması gerektiğini her fırsatta ifade ederken bu konuda sessiz ama derinden bir çalışma yapıldığını öğrendim.

MEB okuma sevgisini kazandırmak ve okuma kültürünü geliştirmek için “zenginleştirilmiş kütüphane” adını verdiği farklı bir kütüphane anlayışı ile karşımıza çıktı fakat bu projenin akibeti ne oldu bilmiyoruz.Kütüphaneler kuruldu ama kütüphane ortamı ilkokuldan üniversiteye kadar her yaşta öğrenci için sadece ders çalışma ortamı olmaya doğru evrildi. Fatih Projesiyle dijitalizme mi teslim ediliyoruz yoksa diye endişelenirken kitap okuma üzerine çalışmaların yapılması beni umutlandırdı. Peki, nedir bu kütüphaneleri farklı kılan diye sorduğumuzda ise; sıra dışı tasarımlar, internet bağlantısı, zekâ oyunları, kişiye özel okuma ve ders çalışma alanları, rengârenk duvarlar, hareket eden raflar ve daha birçok yenilik…

MEB okuma sevgisini kazandırmak ve okuma kültürünü geliştirmek için “zenginleştirilmiş kütüphane” adını verdiği farklı bir kütüphane anlayışı ile karşımıza çıktı fakat bu projenin akibeti ne oldu bilmiyoruz.

Okuma Kültürü ve Kütüphaneler Grup Başkanlığının bu yenilikçi kütüphanelerinin resimlerini Talim Terbiye Kurulu başkanlığına yaptığım ziyaretlerde duvarlarda görmüştüm. Gördüğüm kütüphane tasarımları beni hem çok etkiledi hem de fazlasıyla umutlandırdı diyebilirim çünkü bu tasarımlara benzemese de yurt dışına eğitim ortamlarını incelemek için giden bir arkadaşımızın bana gösterdiği sere serpe ilkokul öğrencilerinin yerlerde uzanıp ders işledikleri, kitap okudukları ortamlara gıptayla bakmış bizde de böyle yenilikçi eğitim politikaları en zaman gündeme gelecek diye hayıflanmıştık. Nitekim öğrenciler için kütüphane, sosyokültürel bir yaşam alanına dönüşecek ve sonuç olarak okullarda bu kütüphanelerin olması eğitimin iklimine oldukça önemli katkı yapacaktır. Olması gereken budur ama şu an bu tipte çalışan kaç okul kütüphanesi var merak ediyorum.

Tabi iş kütüphanelerin tasarlanmasıyla bitmiyor. Bu çalışmanın pek çok bölgede yaygınlaştırılması gerekli. Bu konuda da Milli Eğitim Bakanlığı Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak bu kütüphaneleri yaygınlaştırmaya çalışmalı.

Bir insanın şuurlanmasında ve dava bilincine ermesinde okumanın ne kadar önemli olduğunu malum. Okulların yalnızca binadan ibaret olmasının bir anlam ifade etmeyeceği, ancak kültürel ve çağdaş alt yapısının da geliştirilmesi ile ülke için bir değer olacağı inkâr edilemez.

Şu an biz yetişkinleri de adeta esir eden sosyal medya ve internet, okul çağındaki öğrencileri de sanal oyunlar vasıtasıyla tiryakilik derecesinde kendinse esir etmiş durumda. Bu durumda e-kitap uygulamaları ve çalışmaları da başka bir çıkış yolu. Aslında ağaç israfını önlediği için tablet ve PC’lerden kitap okuma alışkanlığını desteklemek lazım ama kitap okumaya girip oradan oyun oynamaya ya da bambaşka sitelere sürüklenmemek şartıyla.

Şu an şuurlu ve bilinçli eğitimciler her yaş ve sınıfa yönelik okuma listeleri yapmalılar. Sosyal medyada bazen gördüğümüz listelerin kim tarafından hazırlandığı belli olmayınca insan ister istemez ticari kaygı mı yoksa sadece kişisel zevk ve beğeni mi önde diye düşünmeden edemiyor.

Bu yüzden kurumsal ya da kişisel bazda her yaşa ve sınıfa göre düzenlenmiş tavsiye kitap listeleri şuurlu uzman kişiler ya da kuruluşlar tarafından oluşturulup paylaşılmalı. Şu an yapılmakta olan kitap okuma yarışmaları ve okullarda yaygınlaşan kitap okuma saati uygulaması teşvik edilmeli.

Bu toplumu kurtaracaksa okumak kurtaracaktır. Dininin ilk emri ‘Oku’ olan bu toplum elbette bu ilahi emri tutmazsa hem dünyada hem ahirette büyük bir hüsran yaşayabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz