Kitaplara da “akıllı işaretler” uygulansın istiyorum. Elbette “akıllı işaretler” dizilerde, filmlerde vb. uygulanır, biliyorum. “Kitaplara da olur mu?” demeyin. Ya da deyin ve birlikte yanıt arayalım.

Gözlerimizi kapatıp hayal edelim şimdi.

Bir öğretmenin “Sevgili öğrenciler, yarın sizden, her birinizden sınıf kitaplığımız için bir kitap getirmenizi istiyorum.” cümlesiyle başlasın hikâyemiz. Öğretmenimiz mesleğini seven bir öğretmendir ve sınıf kitaplığını zenginleştirerek öğrencilerine daha çok kitap okutma derdindedir. 24 öğrencinin her biri bir kitap getirse her öğrencinin 24 kitap okuma şansı olacaktır. Böyle güzel niyetlerle başlasın hikâyemiz ve bunu duyan okul müdürünün “Çok güzel bir fikir, tüm sınıflarda uygulayalım.” cümlesiyle devam etsin.

Sonra başka bir idealist öğretmenimiz kitap toplama kampanyası başlatsın hatta. Evlerden az okunmuş(!) hikayeler, romanlar, dergiler gelsin; kitaplıklar dolsun taşsın. Yeni kitapları gören öğrenciler iştahla okumaya koyulsunlar.

Henüz gözlerinizi açmayın sakın ve hayal etmeye devam edin.
Birkaç hafta geçsin aradan ve bir evde geçen konuşmaya kulak verelim şimdi. Bir “Afacan Çocuk” oturma odasında sesli sesli kitap okuyordur, “ilgili anne” de gözü televizyonda oğlunu dinlemektedir.

İlgili anne:
– Aaa! Oğlum, ne ayıp! Uydurma, düzgün oku bakayım. Nereden öğreniyorsun o lafları öyle, cık cık cık!
Afacan çocuk: Kitaptaaaan! deyiverir.

İlgili Anne:
– Ver bakayım şunu. Aaaa! Nereden buldun sen bunu bakayım? Ne ayıp şeyler yazıyooor. Nerden aldın çabuk söyle. Kim verdi bu kitabı sana? Yine kötü abilerle mi arkadaş oldun sen? Onlar mı verdi çabuk söyle?…….

Afacan çocuk : Öğretmen verdi anne. Sınıf arkadaşım İsmail’in babası “Kasketli Ahmet Amca” almış. Okuyan arkadaşlarım çok beğenmişler, çok …. biiip… bir kitapmış. Bütün arkadaşlarım sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Hem ne olmuş sanki: …biiip… kocasının baldızı …biiip… her evde böyle …biiip… olabilirmiş.
Hikâyemiz bundan sonra biraz “ekşın”lanır. İlgili anne sabah erkenden okula gider, öğretmene çemkirir, “Utanmıyor musun böyle kitapları okutmaya?” gibisinden. Olup biteni zor da olsa anlayan öğretmen, İsmail’in babası Kasketli Ahmet’i çağırır ve sorar:
– Siz nasıl böyle bir kitabı alıp okula gönderirsiniz?
– Ne bileyim içinde küfür olacağını, okumadım ki. Mahallemizin kitapçısı Topsakal Hüsnü’den aldım, getirdim. O da emekli öğretmen yani…
Bu konuşmaları duyan, zaten bu öğretmeni hiç gözüm tutmadıydı lakaplı veli:
– Alooo! Milleeytim mi? Müdürlen görüşceydim. Bizim okulda bir öğretmen ayıplı küfürlü kitap dağıtmışdıydı da.

Bu kadar yeter sanırım. Hayaller aleminden çıkalım. Açalım artık gözlerimizi!

Olur mu bu kadar? demeyin. Belki de çok öğretmen, okul müdürü oynamıştır bu rolleri. İlgili anne sahneye çıkmadığı için, afacan çocuk ve ‘’zaten bu öğretmeni hiç gözüm tutmadıydı’’ lakaplı veliye sahne sırası gelmiyordur, kim bilir?

Olur mu, demeyelim. Kitaplıkları gözden geçirelim. O kadar çok ki olmaması gerekenler. Argo ifadelerin yer aldığı hikaâyeler en masumu belki de. Sapık cinsel tercihlerin iyi insan rolü verilmiş karakter ile satırlar arasına sıkıştırılmasına “ne olmuş ki” diyemeyiz sanırım. Aile içi kimin eli kimin cebinde romanlarına “ne varmış ki” diyebilir miyiz? Görsellerle çocuklarımıza özendirilen Batı medeniyetini(!) göremezsek ayakkabıları ile salonda oturan “firiends”lere kola servisi yapan hizmetçinin “başıörtmeli” görseline anlam veremeyiz elbette.

Acaba diyorum, “akıllı işaretler” kitapların kapaklarına da yapıştırılsa nasıl olur?

Topsakal Hüsnü belki de “cinsel içerik” işareti taşıyan kitapları hiç sokmazdı dükkanına. “Argo kelimeler var” işaretini gören Kasketli Ahmet o kitabı alıp okula gönderir miydi hiç. Öğretmenimiz, tüm kitapları okumasa da“18+” işaretine dikkat ederdi elbette. Bu öğretmeni hiç gözüm tutmadıydı zaten lakaplı veli “Diyanet Onaylı” işaretine dikkat eder mi bilinmez ama “şiddet içerikli” işareti taşıyan kitapları almazdı asla.

Afacan çocuk kafaya koyduysa bulur, okur o kitapları da annesinin yanında okuyamaz en azından.

Hadi çocuklar tamam da “delikanlı gençlik” ne mi olacak?

Nefis ve şeytan yan gelip yatacak değil elbette ama onların da elinden tutacak birkaç şuurlu öğretmen bulunsun artık.

“Biz şuursuz muyuz?” demesi kolay.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz