Çin’de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını, Türkiye’de 10 Mart’ta ilk vaka tespit edildi ve bugüne gelindi. Dünyada ise özellikle, İran ve İtalya, İspanya gibi bilahare ülkelerde ciddi bir şekilde kendisini gösterdi. Şimdi ise ABD başı çekiyor; en büyük ölüm ve vaka sayısı burada, bu kıtada.

Bu virüs, Yüce Allah’ın bir mahluku, bir yaratığı. Allah’ın iradesi dahilinde vuku bulan bir olgu, bir canlı. Öyle bir varlık ki onu görmek ancak özel cihazlarla mümkün. Nemrud’u bitiren sinek, Covid 19 ile karşılaştırılamayacak kadar cismen büyük bir mahluk. Ancak küçüklüğün zirvesinde bir mikrop olmasına rağmen devasa büyüklükteki ve güçteki ülkeleri bile çaresiz bırakacak kadar tesiri büyük bir yaratık.

“İnsan eliyle üretilen ve dünyayı hizaya getirmeye çalışan birilerinin kötü niyetli bir üretimi midir, yoksa sadece külli irade kapsamında vuku bulan bir hadise midir?” bunu ben bilemem. Ancak bu konuda çok ciddi iddialar ve tartışmalar var. Kalbi kara, niyeti kötü, sömürü ve zulümden başka bir amacı olmayan sadist ruhlu, zalim ellerin her daim çalıştığı muhakkaktır. Allah’ın mülkünde O’nunla savaş ilan etmiş olan bu güruhun bir çalışması mı, bir ürünümü? Bunu şuan tam bilemiyoruz ancak bu konuda çok ciddi soru işaretleri olduğu da kesindir.
2015’te vefat eden büyük bilim adamı Oktay Sinanoğlu, sadece ABD’de bu virüsleri üretmek için kurulan iki laboratuvarın varlığından bahsetmektedir. Abdullah Çiftçi, Abdurrahman Dilipak gibi kişiler de benzer şeyler söylemektedir. Bu virüsün laboratuvar ortamında üretildiğini iddia edenler gibi tam tersini iddia edenler de vardır. Bu virüsün bir imtihan olduğunu, tabii bir şekilde, sadece külli iradeyle, yüce Allah tarafından bir hikmete binaen yaratılmış bir canlı olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır.

İnsanın müdahalesi olsun veya olmasın, her hâlükârda yüce Rabbimizin iradesi dahilinde olan bir vakadır. İnsanın cüzi iradesi de, yine külli iradeye mütealliktir, O’nun izni ve muradı olmadan hiçbir şey olamaz.

Bu tüm alemi etkileyen bir durumdur, yani evrensel bir salgındır. Batı lisanıyla bir pandemi olup bütün dünyayı ilgilendiren umumi bir ikazdır. Cismani boyutu itibariyle çok küçük olsa da psikolojik ve ekonomik tahribatı çok büyük olmuştur. Pek çok insanın ölümüne ve hastalanmasına sebep olmuş, bütün dünya, bu Covit 19 virüsünden korunmak için seferber olmuştur. Ülkemizde en üst yöneticilerden temizlikçisine kadar bütün sağlık çalışanları, sürecin en hasarsız şekilde atlatılması için canla başla çalışmaktadırlar. Bu süreçte oluşturulan Bilim Kurulunda veriler burada müzakere edilmekte ve bir kararlar alınmaktadır. Bizlere düşen görev, alınan kararlara uymaktır. Dinimizin emir ve tavsiyeleri de benzer şeylerdir: Efendimiz (sav), bir yerde veba, taun baş gösterirse oraya gitmeyin, olduğunuz yerde baş göstermişse orayı terk etmeyin” buyurarak bugünkü karantinanın önemini aynen tembihlemiştir. Bu mücadeledeki en önemli hususlardan birinin ‘temizlik’ olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır. Ellerin yıkanması belki de en önemli tedbir ve tavsiyelerinin başında gelmektedir. Dinimizde de temizlik, çok önemli bir hadisedir. Günde defalarca abdest almamız, yemekten önce ve sonra ellerimizi yıkamamız dinimizin emir ve tavsiyeleridir. Neticede bilim ve mükemmel olan dinimiz aynı şeyleri söylemektedir. Bu kurallara uymak sağlığımızı korumak için elzemdir.
Bu büyük hadiseden dolayı neredeyse bütün insanlık eve hapsedilmiştir. İnsanlar evden çıkamayıp işinin başına gidemeyince ekonomik sıkıntılar baş göstermiş; üretim, imalat ve ihracat büyük hasar görmüştür. Esnaf kirasını verdiği ve başka sabit giderlerini ödediği halde bir süreliğine de olsa dükkanına kilit vurmak zorunda kalmıştır. Bu virüs Dünya ekonomisini adeta teslim almıştır. Zaten çok olan işsiz güçsüz insan sayısı, bu süreçte daha da artmıştır.
Her çeşit sportif ve kültürel faaliyetler askıya alınmış,bu alanlardaki bütün aktiviteler geçici bir süre durdurulmuştur. Bu tedbirlerle açılmış tüm işletmelerde aktivitelere ara verilmiş ve bu sektörde de ekonomik bir hasar meydana getirmiştir. Dünyada olduğu gibi bizde de hayat maddi anlamda zorlaşmıştır.

Nasıl ki temizliğin maddi ve manevi cihetleri, yönleri varsa sağlığın da maddi ve manevi cepheleri vardır.

Bütün camiler, ibadethaneler, medrese ve ilim merkezleri, özel ve devlet okulları ve yurtlar, tüm eğitim kurumları kapatılmış, eğitim öğretim faaliyetleri geçici olarak askıya alınmıştır. Alternatif çalışmalar yapılmakla beraber, internet üzerinden yapılan bu sanal çalışmalar bir yere kadar verimli olmaktadır. Haremeyn, Kabe ve Mescidi Nebevi’de bile mahzun bir şekilde ibadete ara verilmiştir.

Virüsün yayılmaması için sosyal mesafe kuralı getirilmiş, kucaklaşma şöyle dursun akraba, dost ve komşu ziyaretleri yapılamamış; en yakın akrabalar bile birbirlerine gidip gelememişlerdir. Şehirler arası ve uluslararası gidiş gelişler askıya alındı. Kimse birbirine yaklaşamadı. Sosyal mesafe korundu. Taziyeler, düğünler ve benzeri hiçbir sosyal aktivite yapılamadı. Tüm bu sonuçlar zorlu bir sürecin yaşanmasına sebep oldu. Halk da bu mücadeleyi kazanmak için tedbirlerin uygulanması konusunda gereken hassasiyeti gösterdi. Ülke olarak ve özellikle Sağlık Bakanlığımızın, bu konuda iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum.
Peki, bu salgının iyi ve olumlu tarafları da yok mu? Kanaatime göre en az olumsuz yanları kadar, faydalı ve iyi cihetleri de olmuştur.

Her şeyden önce, Rabb’ul Alemin, kendisini bir kez daha hatırlatmıştır. Dünya sevgisinde boğulan gafil ve azgın insanların uyanmasına bir katkı sunmuştur, uyarıp ikaz etmiştir: “Bu dünya nimetlerinin kim tarafından insanlığa bahşedildiğini hatırlatmış; bu dünyanın sahibi, maliki ve hâkimi sadece benim demiştir. Güç, kuvvet ve kudret sahibi sadece Kadir’i mutlak olan yüce Allah’tır mesajını vermiştir. Benim mülkümde, ilahlık taslasan da nankörlük etsen de koyduğum kuralları çiğnesen de zulmetsen de ey insanoğlu sen aciz ve zavallı bir varlıksın mesajını vermiştir. Hakimlerin hâkimi olan Cenab-ı Allah (cc) insanlara adeta “Aklını kullan, kendine gel, fıtratına dön ve tövbe et…” ilahi mesajlarını vermiş; kendisine isyan edip baş kaldıran ve birbirlerine karşı zalim olan kimselerin acizliğini, cüceliğini, hiçliğini hatırlatmıştır. Belki de bu ikaz, en azından bir kısım insanları uyandırıp doğru yola koyacaktır. Bu büyük bir kazanım olur ki bunun bazı belirti ve işaretleri vardır.

Bu salgının bize sağladığı bir diğer kazanç da son dönemlerde çokça ihmal ettiğimiz ailemiz ile ilgilidir. Aile kurumunun önemini anlatmama gerek yok sanırım. Aile toplumun temel taşıdır. Ancak bu kutsal yapı çok yönlü bir saldırı altındadır. Özellikle son yıllarda bu olumsuz durum artmış, aileler parçalanmış, yavrular sevgisiz, şefkatsiz, ailesiz kalmaktadırlar maalesef. İşte tam da böyle bir zamanda zorunlu da olsa evde kalınmış; bu vesileyle biraz daha kaynaşma, bütünleşme gerçekleşmiştir. Geçmiş günlerde, doğru düzgün evine uğramayan, eşini, çocuklarını ihmal eden kimseler, tabir caizse eve hapsedilmişlerdir. Zorunlu bir beraberlik sağlanmıştır. Bu da bağların güçlenmesine imkân oluşturmuştur.

Camiler kapatılmış ancak bir kısım evlerimiz; adeta camive mescitlere, sohbet meclislerine, eğitim kurumlarına ve kütüphanelere dönüşmüştür, elhamdülillah. Evinde sürekli cemaatle namaz kılan, dini sohbetler yapan, çok kitap okuyan ailelerin ortaya çıktığını biliyoruz. Evin bir odasını mescit niyetiyle kullanan, tefekkür ve itikaf niyetiyle ibadette bulunan Müslüman kardeşlerimiz oluşmuştur. Bu dönemin önemli bir artısı da budur.

Salgının hâkim olduğu bu günlerde, kumar ve her türlü oyun yerleri ve salonları, milli piyango ve bütün şans oyunları, içki ve uyuşturucu alemlerinin yapıldığı mekanlar kapalı tutulmuş; çok zararlı olan bu cürüm ve günahlar büyük oranda yapılamamıştır. Dedikodu, gıybet, kavgalar, ölümler, öldürmeler, trafik kazaları, gasp, soygun gibi pek çok zararlı şeyler azalmış; hatta yapılamamıştır. Affedersiniz ülkemizde de kasaplık hayvan statüsünde olan domuz eti, otel ve restoranlar kapalı olduğundan tüketilmemiştir. Başka zararlı faaliyetler de yapılamamıştır. Bunlar da birer kazanım olmuştur.

Sözlerimi toparlarken, ”Siz bazı şeyleri kerih ve çirkin görürsünüz, sizin için onda hayır vardır, bazı şeyleri de seversiniz, sizin için onda şer vardır. Allah bilir siz bilemezsiniz.” şeklindeki Rabbimin ilahi mesajını da hatırlatmak isterim. Coronavirüs virüsünden çok daha tehlikeli maddi ve manevi başka virüslerin olduğunu da unutmamak gerekir. Nasıl ki temizliğin maddi ve manevi cihetleri, yönleri varsa sağlığın da maddi ve manevi cepheleri vardır. Hepsi de önemlidir. Vücut ve beden sağlığımız önemliyse, bütün organlarımız değerliyse, ki öyledir, aynen öyle de manevi sağlığımız da çok önemlidir. Her türlü mikroptan korunmak lazım. Mevla muhafaza buyursun. Âmin, Allah’a emanet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz