Ey inananlar! Size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucurat Suresi 6. Ayet.)

Kudüs ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksa, bütün kutsal dinlerin merkezi…

Biz Müslümanlar kendimize fasıkları dost edindikçe, birbirimize güvenmek yerine araştırmadan fasıklardan gelen haberlere inandıkça kaybetmeye mahkumuz.

17 yıl önce Bosna yeni Filistin yapılmak istendi. Ne BM ne de Avrupa hala tam olarak Bosna’da yaptıkları katliamı kabullenmiş değil. Arakan, Suriye, Irak, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti… Yeni Filistinler oluşturma yerleri… Ve biz hala aramıza nifak tohumları eken haber kaynaklarını takip ediyoruz, hala fasıklardan gelen haberleri doğru kabul ediyoruz. Senelerce bize “Araplar arkanızdan vurdu” “Filistinliler topraklarını sattı yahudilere” yalanları atıldı. Doğru kaynaklara gidilince (ki bunlara ulaşmak için belli ön yargıları aşmış, dostu, düşmanı ayırt edebilecek hale gelmiş olmak gerekiyor) şu anda Arakan’da yapılan şeylerin aynısının Filistin’de yapıldığını öğreniyorsunuz. Önce insanları zorla yurdundan atma, vatandaşlık haklarını ellerinden alma, ya da hiç vermeme, gasp, öldürme, sürme … Her türlü zorbalık yapılmış insanlara… İnsanlar tekrar döneceğiz düşüncesiyle topraklarını bırakmış, evlerini terk etmiş… Evlerinin anahtarını yıllardır saklıyorlar.

Parayı elinde tutan “SEÇİLMİŞ AZINLIK” ne istiyorsa dünyada o oluyor. BM denen örgüt onların kontrolünde, yapılan zulümlere sadece seyirci… Müslüman ülkelerden herhangi biri veya güney Amerika ülkelerinden biri azıcık başını kaldırsa anında en ağır yaptırımları uygulayan bu örgütün; nedense putperestler, Avrupa ülkeleri, Amerika söz konusu olunca nutku tutuluyor.

Bu seçilmişler her yerde aynı oyunu oynamaya devam ediyorlar. Yeni senaryo bile üretmiyorlar artık. Dünya ne derece tepkisiz, ne derece olanları okumaktan aciz, ne derece tarihten ders almayı beceremiyorsa artık. Akdeniz’de doğalgaz olduğu ortaya çıkmadan Gazze’yi yok etmeye çalıştılar. Gazze’deki fabrikaları, üretim yerlerini bombaladılar. Gazze tamamen dışa bağımlı hale geldi. Gelen dış yardımların zaten yarısına el koyuyorlar. Suriye, Irak, Libya, Arakan yanarken BM sessiz sedasız Filistin’e dış yardımı kaldırdı. Kaç kişinin haberi var acaba? Filistin’de, Gazze’de kocaman ailelerin bir çoğu bir dedenin emekli maaşına mahkum yaşıyor şimdi… Temiz içme suyuna ulaşamıyorlar, elektriğe ulaşımları çok kısıtlı… Ama bu insanlar topraklarına sahip çıkmak için direniyorlar. Açlığa, susuzluğa, mahkumluğa, soğuğa, sıcağa… Ölümüne… Bunu biz Müslümanların namusu için yapıyorlar. Ama ne kadar daha dayanabilecekler? Dedeler ölünce emekli maaşı kesilince işsiz, ekmeksiz, susuz bu insanlar ne kadar daha o topraklara sahip çıkabilecekler. Boğaz tokluğuna, ölümüne oralara sahip çıkmaya çalışan bu insanlar doğalgazdan haklarını bile isteyemiyorlar. Doğalgaz kaynaklarına İsrail doğalgazı deniyor! Ama o doğalgaz Filistinlilerin! Doğalgazdan hakkettikleri payı alabilseler ekonomik hiçbir sorunları kalmayacak. Halbuki bu gündeme bile gelmiyor. Kimse bunu dillendirmiyor bile, herkes rant peşinde.

Mescid-i Aksa’nın altını oyuyorlar, çevresindeki her yeri gasp etme gayretindeler… Mescid-i Sahra’yı dünyaya Mescid-i Aksa diye lanse ediyorlar.

Peygamberimiz Buyuruyor ki; “Müminler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve bir diğerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olunca diğer organları da bu yüzden rahatsız olur.” (Buhari, Edeb, 48.)

Suriye’deki karışıklık en fazla İsrail’in işine geldi. Suriye’de bu kargaşada İsrail bir çok bombalama, operasyon yaptı. Kaçı haber oldu, kaçı gündeme geldi? Bu arada Mescid-i Aksa’ya saldırıları artırdılar. Her gün birkaç Filistinli öldürüyorlar, birkaç Filistinli tutukluyorlar, birkaç evi gasp ediyorlar, birkaç evi yıkıyorlar artık. Bu kargaşada bunlar gazetelere ya malzeme olmuyor ya da küçük puntolarla geçiştiriliyor. Halbuki yapılan sistematik bir iş, ama az az yapılınca ses getirmiyor, küçümseniyor, önemsenmiyor. Sistematik bir şekilde insanları sindirme, yıldırma, korkutma işi yapılıyor.

Gittikçe daha fazla Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar, baskınlar yapıyorlar. Zamanla bu saldırılar da kanıksanıyor, önemini yitiriyor… Bu insanlar gittikçe daha sahipsiz kalıyorlar.

Sistematik olarak yapılan bu işler “Taşı delen damlaların gücü değil, sürekliliğidir” prensibiyle uzun vadede istediklerini elde etme planlarının bir parçası haline geliyor. İnsanlar bu saldırılara karşı duyarlılıklarını kaybediyor. Halbuki oradaki insanlar zulmü her gün daha fazla hissediyor, daha fazla yaşıyorlar. Zalimlerin hedefledikleri; insanları duyarsızlaştırıp, parça parça yuttukları toprakları artırmak.

Peygamberimiz Buyuruyor ki; “Müminler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve bir diğerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olunca diğer organları da bu yüzden rahatsız olur.” (Buhari, Edeb, 48.)

Bizler birbirimize inanıp güvenmek zorundayız. Bir olursak ancak güçlü oluruz. Yoksa bizi tek tek çok kolay yutuyorlar, kandırıyorlar. Bunun için Siyonizm’i iyi bilmek ve oyunlarına alet olmamak gereklidir. Cemaat dini, istişare dini olan dinimize sıkı sarılmalı birbirimizden kopmamalıyız. Bize Kur’an ve Hadisler ışığında birlik olmak düşüyor. Düşmanı ve oyunlarını bozmanın gayreti içinde olarak derdimizi, zamanımızı, yiyeceğimizi, içeceğimizi bölüşmemiz gerekiyor. Rabbim bize birlik beraberlik versin, kalplerimizi birbirimize ısındırsın İnşaallah.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz