Bismillahirrahmanirrahim
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Müspet eğitim kişiye, düşünme disiplini ve güzelliğini, konuşma disiplini ve güzelliğini, çalışma disiplini ve güzelliğini, davranış disiplini ve güzelliğini kazandıran eğitimdir. Müspet eğitim; hak bir kitap ve bu kitabın şaibesiz geleneği ile yapılan talim ve terbiyedir. Bu hak kitap Kur’an’ı Kerim, şaibesiz geleneği ise Peygamberimizin Sünnetidir. Günümüz İslam dünyasında böyle bir eğitim, ya kısmen ya da tamamen rafa kaldırılmıştır. Eğitimde lügat çok önemlidir. Lügat insana, kelime ve mefhumları öğretir. İki lügat vardır; birincisi, hak kitap Kur’an-ı Kerim’in lügatidir. Bu lügat, okunarak öğrenilir. İkincisi, kâinat kitabının lügatidir. Bu lügat, müşahede yani gözlemle öğrenilir. Bir de şeytanın lügati vardır ki, bu lügat gerçekte lügat değil, tezvirattır. Şeytanın lügati, yani tezviratı bir yerde “küfür” lügatidir.
Kur’an dilinde “sebb”, küfretmek, hakaret etmek, beddua etmek, lânetlemek, kaba söylemek, sövmek gibi her çeşit kötü sözü ifade eder. Sövmek; gazabın, hiddet ve şiddetin birinci silahıdır. Küfredip sövmek, şeytanın cehalet dininin alametidir. Enam 108: “Allah’tan başka varlıklara tapanlara, onların Allah’tan başka yalvardıkları ve kutsal saydıkları putlarına, önderlerine, ilâhlarına da sövmeyin. Böylece onlar da cahillikle taşkınlık edip Allah’a sövebilirler. Böylece biz her topluma, kendi yaptığı işlerini güzel gösterdik. Sonra hepsi Rablerinin huzuruna çıkacak ve o zaman Allah, bütün yaptıklarını onlara haber verecektir.” Bunun için “ben muallim olarak gönderildim” diyen peygamberimiz, her türlü hakarete, aşağılanmaya, yüzüne karşı sövme fiiline maruz kalmasına rağmen, hiçbir zaman muhatabına sövmemiştir.
MATARYALİST EĞİTİM
Türkiye’de benimsenmiş olan materyalist eğitim, milletimizin evlatlarına konuşma disiplini ve güzelliğini kazandırmıyor. Aksine bu eğitimin çarkından geçen nesiller, söverek konuşan bir nesil olarak yetişiyor. Kahvelerde, toplu yaşam alanlarında, içinde sövme sözcüğü bulunmayan konuşmaya rastlamak mümkün değil. Gençler, sohbet ederken, rahatlıkla birbirlerine sövebiliyorlar. Sövgülü konuşmaların çoğu, cinsellik fiilleri ile kurulan cümlelerden oluşuyor. İçinde kaba ifadelerin bulunduğu küfürlü konuşmaları bu yazıda zikretmeye edebimiz müsaade etmiyor. Bu hal bizim başımıza durduk yerde gelmedi. Materyalist eğitim; lügati, fıkhı ve edebi olmayan bir eğitimdir. Bu eğitime devam ettiğimiz sürece, nesillerin dilini sövmekten, küfürlü konuşmaktan korumak mümkün olmayacaktır. Edebiyat, edep kökünden gelir. Edepli konuşma bizim edebiyatımızın en temel özelliğidir. Bizim dilimiz edepli iken, bunu sinemayla, tiyatroyla, müzikle, argolu hikâyelerle, televizyonla bozarak edepsiz ve edebiyatsız hale getirdiler. Ve biz böylelikle, tanınmaz hale geldik. Nesillere, güzel ve edepli konuşmayı öğretecek olan anne ve babaların, eğitim yöneticilerinin, ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip siyasetçilerin kullandığı dil de sorunlu bir dil haline gelmiştir. Nesiller gördüğü örneğe göre şekil alıyorlar. Örnek söverek konuşursa, onu takip eden de söverek konuşma yolunu seçiyor. Materyalist eğitimin ilacı, İslam’ca eğitimdir. Ülke olarak böyle bir eğitime dönmeden, içine düşürüldüğümüz bu zilletten kurtulmak hayal olur. İslam’ca eğitim hayâlı ve edepli bir eğitimdir. Hayâ, hayattır. Edep ise edebiyattır. İslam dendiği zaman, toplumun ekserisinin kafası karışıyor. Soruyorlar, hangi İslam? Biz iç boşaltılarak, haramlarla doldurulmuş ılımlı, liberal, işbirlikçi ve uydurulmuş İslam’dan söz etmiyoruz. Biz, Allah’ın insanlara bildirdiği din ve düzen olarak indirilmiş orijinal İslam’dan söz ediyoruz. Kastımız, bütün insanlığa saadet getirecek Adil Bir Düzenin dayanağı olan İslam’dır. Millet olarak, bu İslam’ı yeniden öğrenmeye ihtiyacımız var. Materyalizmden kurtulmanın başka bir yolu da yoktur.
DİLİN GÜNAHI
Dil ile işlenilen günahların başında, sövmek, küfretmek, hakaret etmek, lanet etmek, şer sözler söylemek, lüzumsuz konuşmalar gelir. Bu tür konuşmalar, insan fıtratıyla bağdaşmaz. Yalan söylemek, yalan şahitlik yapmak, yalan ile ticaret yapmak, yalan yere yemin etmek, iftira atmak, gıybet, dedikodu, koğuculuk yapmak, arkadan çekiştirmek, dil işlenen günahlardandır. Dil, bunları yapmak için yaratılmamıştır. Dil ile işlenen bütün günahlar, kötü ahlak örneklerindendir. İslam’da gıybet, iftira, alay etme, sövme ve kötü söz söyleme kesinlikle haramdır. Başkalarının namus ve şerefine saygı göstermeyen kimse, namus ve şeref duygusundan yoksundur. Kötü sözlü olmak, kişinin insanlığı ve Müslümanlığı ile bağdaşmaz. “Allah’a ve ahret gününe inanan bir kimse ya hayır konuşsun veya sükût etsin” esası İslam’da önemli bir ahlaktır. İslam sadece insanlara sövmeyi yasaklamaz hayvanlara ve eşyaya da sövmeyi yasaklar. Mümin itham eden, lanet okuyan, kaba ve çirkin söz söyleyen olamaz. Peygamberimizin şu uyarısı önemlidir. Peygamberimiz: “Kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır” buyurur. Orada bulunanlar: “Hiç bir kimse anne ve babasına söver mi?” dediler. Peygamberimiz cevaben “Evet, kişi, bir başkasının babasına söver, o da sövenin babasına söver, annesine söver, o da sövenin annesine söver” buyurdular. Bir kimsenin, başkasının anne ve babasına sövmesi, kendi anne ve babasına sövmesi gibidir. Ahlak kurallarını çiğneyerek birbirlerine söven iki kişinin durumu hakkında Peygamberimiz: “Birbiriyle sövüşen iki kimsenin söyledikleri şeylerin günahı, kendisine sövülen haddi aşmadığı sürece ilk sövmeye başlayan kimse üzerinedir” demiştir. İslam’da: “Müslüman’a sövmek fasıklık, onunla çarpışmak ise küfür” sayılmıştır. Sövmek, argolu ve küfürlü konuşmalar Müslüman’a yakışmayan kötü davranışlardandır. Öncelikle anne ve babalar çocuklarının, eğitimciler öğrencilerinin söverek konuşmayı alışkanlık haline getirmemeleri için, onların terbiyelerine önem vermeleri gerekir. Sözün en güzelini söyleyen nesiller yetiştirmek, Müslümanların önemli görevlerindendir. Kemiksiz yaratılmış dili amacı doğrultusunda kullanmak gerekir. Dil; Allah’ı tespih etmek, Kur’an okumak, nasihat etmek, insanlara iyiliği emredip kötülüklerden sakındırmak, boş sözlere alet olmamak, ilim talep etmek, insanlarla iletişim sağlamak, yiyecekleri öğütmek, düzgün konuşmak, için yaratılmıştır. “Benim hakkımda en çok korkup endişe ettiğin şey nedir?” diye soran bir sahabeye Peygamberimiz mübarek dilini tutarak “işte bundan” cevabını vermiştir. Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz, dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz.


DİL YARASI
Dil keskin kılıç gibidir. Kötü söz kurşun gibidir. Kan akıtmadan öldürdüğü gibi sahibini de yakar. Söz, yayından çıkan ok gibidir. Artık geriye dönüşü mümkün değildir. İnsanın kalbi bir sandıktır. Dudaklar onun kilididir. Dil anahtarıdır. İnsana yakışan bu kilidi iyi kullanmaktır.
Akıllı kimse, sözünü kalbinin arkasından alan kişidir. Konuşmak istediği zaman onu kalbine sorar ve bakar. Eğer menfaatine ise söyler, zararına ise tutar, söylemez. Ahmağın sözü, dilinin kenarında, aklı kucağındadır, kalktığı zaman düşer. Bazı belalar bize dilimizle gelir. Ahlarımız, beddualarımız, hedef gözetmeyen sözlerimiz, her zaman başımıza bela olmuştur.
İnsanı açık eden dildir. Büyükler; “sözü söyle alana, kulağında kalana” demişlerdir.
Lokman hekime sormuşlar; hastalarımıza ne yedirelim diye? Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin demiş. Eskiden yalan dolan olmasın diye sohbete; “söz bir, Allah bir” diye başlanırmış. Dili kötü ve yıkıcı söz söylemeye iten sebeplerin başında inanç zayıflığı gelir.
Nefsine yenik düşenler de dilini kötü sözlerden koruyamazlar. Dünya hırsı ve dünyanın cazibesi dili yalan konuşmaya iter. Ehliyetsiz kimselere yetki verilmesi, kötülüğün yayılmasını arzulayanlar, basın yayın organları ve sosyal medya, dili kötü sözün, sövmenin aleti yapan etkenlerdir. Küfür ile iman, doğru ile yalan, ihanet ile emanet aynı anda bir kalpte toplanmaz.

SÖVMEK
Sövmek, alay, hakaret gibi kötü ve çirkin söz ve ifadeler, medeniyet iddiası bulunan bir topluma yakışmaz. İnsan eline diline ve beline sahip olduğu kadar insandır. Boş söz ve lakırdılar, hedefsiz, vakit geçirmek için yapılan boş konuşmalar kişinin kalbini ve aklını öldürür. İnsan için önemli olan, zamanı değersiz konuşmalarla israf etmemektir. Medeni insanlar, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. İnsan ve mümini sövmekten, boş ve gayesiz konuşmalardan alıkoyan en etkili şey, sağlam bir imana sahip olmak, ibadetlere devam etmektir. Kur’an okuyup ahkâmını tefekkür etmek, Peygamberimize salât ve selam getirmek, günah işlenen ortamlardan uzak durmak, iyi insanlarla beraber olmak, ilim meclislerine devam etmek, eğitim algımızı değiştirip geliştirmek de, tolumu sövmekten ve boş sözlerden korur. Müslüman, insanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mümin, hakkında bilgi sahibi olmadığı şeyin ardına düşerek, kulağını, gözünü ve gönlünü sıkıntıya sokmaz.
İnsanlar arasında iken dilini koruyabilen kimse kurtuluşa erer. Peygamberimiz: “İnsanları yüzleri üstü cehenneme sürükleyen, ancak dillerinin kazandığı günahtan başkası değildir” buyurmuştur. Dil, Allah’ın insanlara verdiği emanetlerden birisidir. Bu emaneti hakkın rızasına uygun değerlendirmek gerekir. Dil bozukluğu kalbin bozulmasına, kalbin bozulması ise imanın zayıflamasına sebep olur. Dilin kötüye kullanılması insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı yok edip insanları ve insanlığı itibarsızlaştırır. Müslüman olan sövmez. Bu konularda Müslümanlar olarak “niçin küfürbaz bir toplum olduk ve nesillerimiz niçin küfürbaz yetişiyor” diye bir nefis muhasebesi yapmak durumundayız. Görülecek ki biz, İslam’dan, Kur’an’dan, Sünnet’ten ve de salim fıkıhtan koptuk. İslam düşmanlarının yollarına saptık. Onlar da bizi bu hale getirdiler. İslam bizim Milli Görüşümüzdür. Bu bakımdan Milli Görüşe dönmek zorundayız. Milli Görüşe dönmek demek, Adil Düzeni talep etmek demektir. Milli Görüşe dönmek demek, nesilleri maneviyata önem veren bir eğitim ile yetiştirmek demektir. Milli Görüşe dönmek demek, onun benimsediği hakkı üstün tutan, adaleti gözeten siyasete destek olmak demektir. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz