Dil, bilgi aktarımında kullanılan bir araçtır. Dil sayesinde nesilden nesile düşünce ve bilgiler nakledilir. Tarihten günümüze insanların medeniyet, kültür, müzik, sanat ve edebiyat alanındaki seviyeleri kullandıkları dil sayesinde gerçekleşmiştir.

Malumdur ki bir dilin kurallarına uygun ve muhatabın anlayabileceği bir şekilde kullanılması, ‘edebiyat’ kavramıyla ifade edilir. Edebiyat ise, ‘edeb’ kelimesinden alınmadır. Büyüklerimizin ‘edeb yâ hû!’ demeleri bu anlamda manidardır.

Öyle sözler vardır ki dilimizde âdemi adam eder, öylesi de vardır ki insanı rezil ve perişan eder. Kişinin kültürel seviyesini, düşüncesini ve niyetini konuştuğu sözler ele verir. Bunun içindir ki “Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır.” denilmiştir.

Dil Bireysel Sorumluluktur.!
“Söz ağızdan bir kere çıkar.” vecizesi, sözü telaffuz etmeden önce iyice düşünüp lafın nereye varacağını hesaplamamız gerektiğini bizlere anlatmaktadır. Ne dediğini bilmeyen veya “ağzından çıkanı kulağı duymayan” öyle potlar kırar ki özür dilemekle bile telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir.

Dini açıdan meseleye baktığımızda ‘elfâz-ı küfür’ diye ifade edilip de telaffuz edildiğinde kişiyi dinden çıkaran sözlerin sorumsuzca söylenen sözler olduğunu görürüz. İnancımıza göre düşüncesinden bile hesaba çekilecek olan insanoğlu, ağzından çıkan her sözden de sorumlu tutulacaktır. Örneğin küfür ve hakaret nasıl ki insana dinî açıdan bir mesuliyet yüklüyorsa hukuksal açıdan durum aynıdır.

Bölgesel ağız farklılığı toplum nezdinde makul görülebilir ancak eğitim ve öğretim dili, kurallarına uygun bir tarzda kullanılmalıdır. Sokak dilinin, özellikle de gençlerin sosyal paylaşım ağları üzerinde kullandıkları argo içerikli bir dilin eğitim öğretim kurumlarına kadar taşınmasına asla müsamaha edilmemelidir.

Konfüçyüs’e sormuşlar, bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu diye. Şöyle cevap vermiş: “Eğer dil kusurlu olursa düşünce iyi anlatılamaz, düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken işler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa töre ve kültür bozulur. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Dil Millî Sorumluluktur.!
Dil, fert için olduğu kadar millet için de önemli bir ilkedir. Dil, milleti şekillendiren ve ona şahsiyet veren kültürün, tarihi asırlardan günümüze ve yarınlara geçişini sağlayacak olan bir araçtır. Bu bakımdan dilin yapısı, işleyişi, ifade gücü ve niteliği bir milletin varlığı için son derece önemlidir. Millî birlik ve beraberlik, ancak toplum fertlerini birbirine bağlayan dille sağlanabilir.

Küreselleşen çağdaş dünyada diller arası etkileşimin ötesinde yeryüzünde egemen olan güçler, her türlü araç gereci kullanarak kendince dil üzerinde kültür emperyalizmine dayalı bir hegemonya oluşturmuştur. Medya dilinden tutun da sinema, tiyatro ve akademik çalışmalardaki dil ile dükkân ve mağaza isimlerine kadar sirayet eden bir bozulma söz konusudur. Bu da yabancılara ciddi bir derecede öykünme olduğunu göstermektedir.
Kullandığı dili eğitim öğretim kurumlarından değil de başka kanallardan alan bireylerin kullandığı birçok sözcük, kavram ve ifade gerçekten bir garabeti oluşturmaktadır. gençler arasında yaygın kullanılan “Kanka, kanki, kankiş, Anam avradım olsun, Kuzen, Kelek, Aptal, Manita, On numara, Madara, Üç buçuk atmak, Cavlamak, Hırbo, Kokoz, Nanay, Şinanay, Zamazingo, Zirzop” gibi sözcükleri kültürel seviyenin yerlerde süründüğünün ifadesidir. Ne kültürümüze ne inancımıza ne de örfümüze uymayan bu uyduruk kelimelerle ve argo ifadelerle günlük konuşmasını sürdürenler kendi öz kültürüne, inancına ve tarihine zamanla yabancılaşarak bizzat kendileri yozlaşırlar.

Ülkemizin acı bir gerçeği de ikinci bir yabancı dili yeterince öğretememektir. Bunun sebebinin de kendi ana dilimizi yeterince veremeyişimizdir diyebiliriz. İvedilikle yapılması gereken şey, her kademedeki okullarımızda güzel Türkçemizin, erbabınca en iyi şekilde verilerek çocuklarımızın yetişmesini sağlamaktır. Bu konuda okullarla yetinilmeyip hemen her alanda dilimizin doğru kullanımını pekiştirecek etkinliklere ağırlık verilmesi de oldukça mühimdir.

SON SÖZLER

“İnsan, dilinin altında gizlidir.”
(Hz. Muhammed)


“Dilinizi daima iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi felâkete de götürebilir.”
(Hz. Ali)


“Dil vahşi hayvana benzer, bir kere bırakırsan bir daha yakalayamazsın.”
(Latin özdeyişi)


“İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.”
(Yusuf Has Hacib)


“ İnsanın kalbi bir sandıktır; dudaklar onun kilidi, dil ise anahtarıdır. İnsana o anahtarı iyi muhafaza etmek düşer.”
(Ömer bin Abdülaziz)

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz,
Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.

Gel ahi ey şehriyâri, sözümüzü dinle bari,
Hezâr gevher ü dinarı kara taprağ ede bir söz.

Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini,
Bu cihan cehennemini, sekiz uçmağ ede bir söz.

Yürü yürü yolun ile, gâfil olma bilin ile,
Key sakın ki dilin ile, canına dağ ede bir söz.

Yûnus imdi söz yatından, söyle sözü gayetinden,
Key sakın o şeyh katından, seni ırağ ede bir söz.
(Yunus Emre)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz