Soru – Cevap

“Soru ilmin anahtarıdır.”

Yüce İlahinin efendimize (sav) vahyettiği hayat kitabı Kuran-ı Kerimde dikkatimizi çeken ve bize ışık tutan bir öğretim metodu vardır: Soru- cevap. Bu özel eğitim ve öğretim metodunu epey zamandır aktif olarak eğitim camiası içinde olan arkadaşlarımızla ve bu camiaya yeni girmiş genç kardeşlerimizle paylaşmak istedik.

Yüce Rabbimizin (cc) Cebrail vasıtası ile vahyettiği Kuran’daki soru-cevap tekniği ile kendisi ümmi olan ve o günlerde herhangi bir vahyi bilgisi mevcut olmayan Peygamberimizi bilgilendirmiş ve ilimle ihya etmiştir.

Kuran-ı Kerimde pek çok kere “veme” soru kelimesi ile başlayan ayetlerle Rabbimiz önce efendimize soruyu yöneltmiş ve o konu hakkında bilgi sahibi olmayan Peygamberine yine vahiy yolu ile verdiği cevaplarla onu bilgilendirmiştir. Öyle ki her sorunun cevabı hemen akabinde verilmiş ve vahyi tebliğ edecek olan peygamberimize kolaylık sağlamıştır.

Mesela Kadir suresinde “Veme edrakeme leyletül kadr (Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin?)” sorusundan sonra da arkasından cevap gelmektedir. “leyletül kadri hayrum min el fişehr. (O içinde kadir gecesi olmayan bin aydan daha hayırlıdır.)” Bir başka misalde Hümeze suresinde Rabbimiz “Veme edrakemel hutame (Sen hutame nedir bilir misin?” sorusunu sorduktan hemen sonra “narullahil mu’gade. (O Allahın tutuşturulmuş ateşidir.)” cevabı verilmiştir.

Bu öğretim metodu ile hem anlatılan konuya dikkat çekilmiş hem de cevaplar açık olarak verilerek akıllarda hiçbir acaba bırakılmamıştır.

Bir başka misalde de Rabbimiz İnfitar suresinde “Veme edrakeme yevmüddin. (Din gününün ne olduğunu bilirmisin.)” sorusuna cevaben “Yevme le temlikü nefsün-i nefsin şey’e, vel emru yevme izin lillah. (O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlamayacaktır. O gün buyruk yalnız Allahındır.)” diye buyurarak din gününün önemine dikkat çekilmiştir.

Efendimiz Rabbine soru soramadığı için soru da cevap da Rabimizden gelmiştir. Yüce Allah (cc) bu soru cevap öğretim tekniği ile Efendimizi hem ilim ile donatmakta hem de ona bu özel eğitim tekniğini öğretmektedir.

Habibullah Efendimiz bu tekniği eshabını yetiştirirken bire bir kullanmıştır. Genellikle eğitimine Mescid- i Nebevi’de sorularla başlardı. Mesela “Ey eshabım, en büyük müflis kimdir bilir misiniz?” Sahabileri ona “Bilmeyiz ey Allahın Rasulü kimdir?” diye sorar, O da “En büyük müflis, sağlıklı iken hastalanan değildir. Zengin iken fakirleşen değildir. Mahkeme-i kübraya pek çok hayır ve hasenat işleyerek ve oldukça dolu varıpta kul haklarından dolayı bütün kazancını kaybeden ve iflas edendir.” diyerek cevaplamıştır.

Öte yandan Peygamberimizin sahabileri temel bilgileri Efendimizden aldıktan sonra Hakk dinini her yönü ile öğrenmek için Efendimize sorular sormaya başlamış ve en güzel cevapları alarak ve bunları hayatlarına uygulayarak hem dünya hayatlarını hem de ahiret hayatlarını mamur etmeye çalışmışlardır. Özellikle belirtelim ki Efendimiz eshabının hiçbir sorusunu cevapsız bırakmamıştır.

Bu Kur’ani öğretim metodunu ilme ilgi duyan ve ilim öğreten veya ilim talebesi olan herkes kullanabilir ve hatta kullanmalıdır.

Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi.
Bilmez ki sorsun, bilse sorardı.
Sadi Şirazi.

Öğretmen kardeşlerimiz öncelikle derslerinde o gün üzerinde duracağı konular hakkında sorduğu sorularla çocukların seviyesini ölçebilir. Sonra işlenecek konunun özüne uygun yeni sorularla da hem derse dikkati arttırabilir hem de öğrencilerin verdiği cevaplara katkı yaparak detay bilgiler sunabilir. Bu teknikle öğrenciler aktif hâle getirilebilir. Ayrıca derse ilgi artar. Hatta ders sonu öğrenciden alınacak sorularla eksik kalan veya tam anlaşılmayan konularla ilgili verilecek cevaplarla konunun tekrarı ile pekiştirilmesi sağlanabilir. Eğitim camiası içindeki öğrenciler de öğretmenlerine mutlaka sorular sorarak ilmini arttırmalıdır. Bu iş yalnız sınıflarda değil her yerde olabilmelidir. Ancak şunu da belirtelim ki sorular sadece ders konusunu daha iyi anlamak için değil hayatını da kolaylaştıracak yönlendirecek ve bu hayatı doğru yaşayacak bilgiler ihtiva eden sorulardan olmalıdır.

© Milli Şuur

Öyle ki öğrenciler öğretmenlerine sadece branşı ile ilgili değil pek çok alanda soru sorabilmelidir. Bu yüzden öğretmenlerimiz de kendini iyi yetiştirmek durumundadır. Yaşadığı çağı anlayan gelişmeleri takip eden ve öğrencilerine çözümleri anlatabilen öğretmenlere ihtiyacımız vardır. Öğretmenlerimiz kendini geliştirdiği ve pek çok soruya cevap verebildiği zaman görecek ki öğrencilerini hem bilgi ile kuşatacak hem de kendi saygınlığını arttıracaktır. Bence en önemlisi ise bu metod çocukların hem ufkunu açarak medeni cesaretlerini arttırıyor hem de kişilik gelişimine katkıda bulunuyor.

Bu tekniği yaklaşık otuz yıldır kullanan bir eğitimci olarak öğretmen kardeşlerime ısrarla tavsiye ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz