Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Materyalist eğitim milli olamaz. Çünkü materyalizm batıya hâkim olan Hıristiyanlık, Yahudilik ve Ateizm inanışlarının koalisyonundan oluşan bir ifsat dinidir. Bu dinin temel gayesi, insanı yaratılmış olduğu İslam fıtratından, bu fıtratın manevi iklimden koparmak, cehaletin karanlık kuyularına hapsedip ebedi azaba müstahak hale getirmektir. Türkiye’de, Lozan anlaşmasından itibaren materyalizmin şirke, ırkçılığa ve inkâra dayanan inanışına uygun bir eğitim yapılmaktadır. Bu eğitim, milli değil cahili bir eğitimdir. Bu eğitimle biz, Türkiye’yi tarihteki şerefli yerine taşıyacak şuurlu nesiller yetiştirmek mümkün olmaz. Yüz yıldır ülkemizde uygulanan materyalist eğitimin bizi getirdiği nokta ortadadır. Bizim eğitimimiz milli ve maneviyatçı olmalıdır.

Bu eğitim, milli değil cahili bir eğitimdir. Bu eğitimle biz, Türkiye’yi tarihteki şerefli yerine taşıyacak şuurlu nesiller yetiştirmek mümkün değildir.

© Milli Şuur

Eğitimde millilik ve maneviyatcılık nedir? Eğitimde millilik İslam, maneviyatcılık ise İslam’ın itikat esaslarıdır. Müslümanlar olarak biz; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanan bir topluluğuz. Bu inanç esasları istikametinde dünya hayatımızı ahiret saadetimiz için yaşamaya çalışıyoruz. Müslümanlar olarak biz, bu inanışın eğitimini yapmak zorundayız. Niçin? Çünkü biz materyalist batı toplumunun köleleri değil, İslam ümmetinin evlatlarıyız. İslam, Müslüman toplumların Milli Görüşüdür. Milli Görüş; “İbrahim (a.s)’ın Hanif olan milletinden” olmaktır. Müslümanlar için İslam bir hayat nizamıdır. Bu konu, hesap gününe inanan kimseler için ciddi bir meseledir. Çünkü Allah, bütün insanlığa İslam’ı bir hidayet ve saadet yolu olarak bildirmiştir. İslam, Allah’ın insana bir emridir. İslam’a uymak Allah’a itaattir. İslamsız bir hayata rıza göstermek ise yoldan çıkmak ve isyandır. Dünya hayatımız bir imtihandan ibarettir. İnsan için önemli olan, dünya imtihanını kazanmaktır. Dünya imtihanını kazananlar ahiret hayatında saadet bulacaklardır ve bu saadeti insan, ancak İslam ile elde edebilir. İslamsız saadet olmaz.

biz materyalist batı toplumunun köleleri değil, İslam ümmetinin evlatlarıyız.

Allah bize Akıl ve İman nimetini ihsan etmiştir. Akıl eserden müessire gitme kabiliyetidir. İnsanın önünde bir HAK var, bir de BATIL vardır. Hak İslam’dır. Batıl ise materyalizmdir. Allah’ın hakka rızası, batıla ise gazabı vardır. Aklımızla biz, hakkı batıldan ayırıp hakka sarılmak, batıldan kaçınmak zorundayız. Sahip olduğumuz akıl nimeti iman etmeyi gerektirir. Çünkü Allah, Akıl ve İman nimetine ilaveten, şu dört meziyeti de insana ihsan etmiştir. Bu meziyetler şunlardır: 1- Düşünce ve muhakeme meziyeti: İlim bu meziyetin bir sonucudur. Bu meziyet insana doğru ile yanlışı ayırabilme imkânını sağlamıştır. 2- His ve sevgi meziyeti: Bu vasıf ile insan ve toplum din ve ahlak sahibi olmuştur. Bu meziyet insana iyi ile güzeli, kötü ile çirkini ayırabilme imkânını sağlamıştır. 3- İrade ve istek meziyeti: Bu meziyet ile toplumda ekonomi ve iktisat ilmi var olmuştur. Bu ise insana faydalı ile zararlıyı ayırabilme imkânını sağlamıştır. 4- Ünsiyet meziyeti: Bu meziyet toplumda siyaset, idare ve adaletin var olmasına imkân sağlamıştır. Ve bu insana adalet ile zulmü ayırabilme imkânını sağlamıştır. Bu meziyetler de insanın mümin olmasını gerektirir. Bu kadar üstün vasıflar ile yaratılmış insanın eğitimi, sahip olduğu bu meziyetleri -hem kendisi hem de bütün insanlık için- harekete geçirecek mahiyette ve kalitede olması gerekir. Bunun için eğitim; “her sınıf ve seviyedeki insanın düşünce ve davranışlarında, yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, çirkini değil güzeli, kötüyü değil iyiyi seçip uygun vasıtalarla ameli meleke kazandırmaya yönelik planlı programlı çalışma süreci olarak” planlanmalıdır.

KİTABIMIZ KUR’AN-I KERİM

Kur’an-ı Kerim; bizim din ve ahlak, ilim ve eğitim ve düzen kitabımızdır. Peygamberimiz ise, bu kitabı bize okuyan ve okutan, ahkâmını bize öğreten bir muallimdir. CUMA 2: “Çünkü ümmilere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen Allah’tır. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.” Kur’an-ı Kerim; doğru okunduğunda, onun bir hidayet ve eğitim kitabı olduğu görülür. İnanç, ibadet, ahlâk, hukuk, siyaset ve ekonomi gibi konularda bilgi verirken bile eğitici bir üslup kullandığı görülür.
Müslümanlıkta eğitimin temel hedefi; insanı, dünya ve ahiret saadeti için İslam’ca bir hayat yaşamaya hazır hale getirmektir. Bu süreç, Kur’an ve Sünnetin rehberliğinde tamamlanması gereken bir şeydir.

İslam’da eğitimin ana konusu bizleri yoktan var eden Allah’ı ilahlığı ile bilmek ve tanımaktır. Buna “marifetullah” denmektedir. TEVHİD esası bir eğitimim milli olmasının ilk şartıdır.

TEVHİD esası bir eğitimim milli olmasının ilk şartıdır.

© Milli Şuur

İHLAS 1- 4: “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. (Her şey ona muhtaç, O, hiçbir şeye muhtaç değildir) O doğurmadı, doğurulmadı. Hiçbir şey O’nun dengi olmadı.” Bu sure, yeryüzünün her tarafındaki inkârcı ve işbirlikçi siyasilere, “Allah ikidir veya üçtür” diyen Hristiyanlara, Allah evlat edinmiştir diyen Yahudilere, Allah yoktur diyen ateistlere bir cevaptır. Yani bizi terbiye eden babalarımızın ve annelerinizin kucağında onların dilinden ezberlediğiniz bu kısacık ihlas sure ile aslında biz siyaset meydanının tam ortasına atılıvermiş oluyoruz. İnsanlara verebileceğimiz en özlü mesajı ve cevabı babalarımız ve annelerimiz öğretiyor bize. Ben Avrupa Birlikçiyim, Muhafazakâr veya Sosyal Demokratım, liberalim, ateistim” diyen yoldan çıkmışlara “De ki: O, Allah birdir” diyerek cevap veriyoruz. Allah var ama birçok şeyi Allah -haşa- yönetemez, farkına varamaz, trilyonlarca kanun, tabiatta işleyen trilyonlarca olaylar var. Bunların bir kısmını filanlar, bir kısmını filanlar yönetir gibi bir felsefe ve mantık geliştiren insanlara da “Allah sameddir; her şey ona muhtaç, O, hiçbir şeye muhtaç değildir “ diyerek cevap veriyoruz. Bize bu duruşu telkin edecek eğitim ancak İslam’ca eğitim olabilir. Eğitimde ikinci ana konu ise İnsanın kendisini bilmesi ve tanıması konusudur. İnsan, yaratılışındaki sır ve hikmetleri bilir ise, bu onu gerçeği görmeye, istikamet üzere olmaya, Kur’an’a ve Sünnete bağlanmaya götürür. FUSSİLET 53: “Ayetlerimizi onlara, ufuklarda ve kendi canlarında (benliklerinde) göstereceğiz ki, onun (Kur’an’ın) hak olduğu onlara apaçık belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?” Biz neyiz? Kimiz? Ne yapıyoruz? Niçin yapıyoruz? Nasıl yapıyoruz? Bu sorulara cevap arayan bir eğitim, insanı hakka götürür ve saadet getirir. Materyalist eğitim bu soruların cevabını veremediği için yok oluyoruz.

EĞİTİMDE MODEL ŞAHSİYETLER

Materyalist eğitimde modeller genellikle batılı şahsiyetlerden seçilmektedir. Burada üç farklı kaynaktan model insan seçilmektedir. Birincisi Martin Luther ve Jan Kalvin gibi reformcu Protestan Hıristiyan din adamları ve benzerleri, ikincisi Emile Durkheim, Sigmund Freud, Albert Eınsteın, Sır Issac Newton, Charles Darwin, Thomas Edıson, Karl Marks gibi Yahudi asıllı Siyonist bilim ve düşünce adamları, üçüncüsü ise batı inkârcı felsefe geleneğini oluşturan Herakles, Pisagor, Cicero, Demokrites, Epikür, Sokrat, Platon, Aristo, Dekart, Kant, Hegel gibi filozoflardır. Bu modeller ile verilmek istenen şey, kafası çalışan bir adam olmak istiyorsan onlar gibi olacaksın algısıdır.

Bilgiyi bu modellerin ait olduğu dünyadan alırsan bilim insanı olur, ilerler ve kalkınırsın. Yoksa bilgiyi Kur’an’dan ve sünnetten alırsan geri kalır ve kaybedersin. Bu Irkçı Emperyalizmin özellikle İslam coğrafyasına ve bütün insanlığa karşı yürüttüğü bir ifsat projesidir. Ben Müslümanım diyenlerin şu ayet mealine dikkat kesilmeleri gerekir. BAKARA 135: “(Yahudiler ve Hristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.” Bu ayet ile bizden istenen, Yahudi ve Hristiyanların bize dayattığı materyalist eğitimi reddetmek ve inancımızın maneviyatçı eğitime yönelmektir. Biz materyalist eğitimden maneviyatçı eğitime döndüğümüz zaman peygamberleri, sahabeleri, Müslüman âlim, düşünür ve eğitimcileri model olarak alır nesillerimize bunları örnek almalarını telkin ederiz. Böyle bir eğitimde bizim en önemli örneğimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) olur. AHZAB 21: “Andolsun ki, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulünde güzel bir örnek vardır.” Çünkü peygamberimizin hayatı Kur’an’dır. Gayesi Kur’an ve ahkâmını yaşamak olan Müslüman bir toplumun elbette ki örnek alacağı ilk model peygamberimiz olacaktır. Bizim model olarak alacağımız ikinci kesim sahabelerdir. Sahabeler saadet asrının model toplumunu inşa etmişlerdir. Böyle bir toplumu model olarak almak Müslüman toplumların işini kolaylaştırır. Peygamberimiz buyuruyor: “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olsanız hidayete erersiniz.” (Beyhaki) Hal böyle iken bir Müslüman, İslam hilalinin yıldızları olan sahabeyi bırakıp cehalet önderlerini model olarak alabilir mi? Fıkıh âlimlerimiz İmamı Azam, İmamı Şafii, İmamı Malik, İmamı Ahmed İbni Hambel, bizim önemli modellerimizdendir. Hadis imamlarımız, tasavvuf önderlerimiz, Müslüman ilim adamları hem bizim ve hem de bütün insanlığın örnek alınması gereken modellerdir.

bilgiyi Kur’an’dan ve sünnetten alırsan geri kalır ve kaybedersin. Bu Irkçı Emperyalizmin özellikle İslam coğrafyasına ve bütün insanlığa karşı yürüttüğü bir ifsat projesidir.

Bu bakımdan bizim tarihimiz ve müktesebatımız yapacağımız eğitimlerde model olarak göstereceğimiz kahramanlarla doludur. Akşemseddin, Ali Kuşçu, Battani, Beyruni, Bitruci, Cabir Bin Hayyan, Cahiz, Cezeri, Demiri, Ebul Fida, Ebul Vefa, Evliya Çelebi, Fatih Sultan Mehmet, Gıyasüddin Cemşid, Harizmi, Hasan Bin Musa, Hazini, Hazerfen Ahmed Çelebi, İbni Avvam, İbni Battuta, İbni Baytar, İbni Haldun, İbni Heysem, İbni Macit, İbni Rüşd, İbni Sina, İbni Türk, İbni Yunus, İbni Zuhr, İbrahim Hakkı, İdrisi, İsmail Gelenbevi, Kadızade Kâtip Çelebi, Kazvini, Kemaleddin Farisi, Kerhi, Kindi, Lagari Hasan Çelebi, Mesudi, Mimar Sinan, Nasirüddin Tusi, Ömer Hayyam, Piri Reis, Razi, Uluğ Bey gibi âlimler nesillerimize sunacağımız modellerimizdendir. Bir yığın gönül ve irfan insanımız vardır. Isfahani, İbni Arabi, Maverdi, İmamı Gazali, İmamı Rabbani, Mevlana, Sadi Şirazi gibi âlimlerimiz, nesillerimize model olabilecek değerdedir. Batının hiçbir değeri bunların yerini tutamaz.

EĞİTİM GÖREVİMİZ

Bizim temel vasfımız kulluktur. Allah’ın kulları olarak O’nun gösterdiği İslam yolunda yürümektir. Batıl yollarda yürümek hem dünya hayatımız, hem de ahiret hayatımız bakımından bizi ancak Allah’ın azabına ve gazabına taşır. Şeytanın ve dostlarının arkasına takılmak, yollarını takip etmek, milletlerine dâhil olmak zararlı bir tercihtir. Materyalist eğitimi, İslam’ca eğitimin yerine koymak da karlı değil, zararlıdır. Hem bu dünyada zararlıdır, hem de ahiret âleminde zararlıdır. Muhtevası İslam olmayan eğitim bizim razı olacağımız bir eğitim olamaz. Hesap günü. Böyle bir gün vardır. Bu güne inanan bir tolum nasıl olurda, muhtevası İslam olmayan materyalist bir eğitimi kabul eder ve yürütür? Kötülükler için tasalanmış bir materyalist eğitim, bizim Milli Eğitimimiz olamaz. Faydalı bir eğitim için İslam şarttır.

Ülkemizin sağlam hücresi olan Milli Görüş yıllarca bu ülkede eğitimin millileşmesi için yoğun bir mücadele vermiştir ve vermeye de devam etmektedir. Kul olarak görevimiz bu mücadeleye taraf ve destek olmaktır. Eğitim işi, İslam ümmetinin tamamını ilgilendiren önemli bir konudur.

Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz