Güzel Yazamama ve Konuşamama
Geçen ay içerisinde Millî Eğitim Bakanlığı ile TRT Genel Müdürlüğü tarafından haber spikerleri ile iş birliği yapılarak, öğretmenlerin Türkçenin kullanımı ve diksiyon eğitimlerini içeren “Önce Türkçe” Projesi başlatıldı. Amaç, Türkçenin iyi ve yerinde kullanımını sağlamak. Bunun için öğretmenler peyder pey eğitime alınacakmış. Proje, “Söz Varlığı Projesi” ile bütün çocuklarımızın hangi kelimeleri, hangi yaşta ne şekilde kullanacağı; kitaplarda, yayınlarda bu kelimelerin yer almasının nasıl uygun olacağı; öğretmenlerin, velilerin ve toplumun tüm fertleri için kelimelerin ne şekilde kullanılacağı konusunda çok kapsamlı bir proje iddiasında.
Evet dil önemli. Dil olmadan düşünce, kültür, tarih ve medeniyet olmaz. Yazılı dili olmayan kültürler ve medeniyetler yok olmuşlardır. Gelinen süreçte ne yazık ki yüz-yüz elli kelime dağarcığına sahip bir nesille karşı karşıyayız. Gelişen teknoloji ve akabinde teknolojik bağımlılık çocuklarımızın hem konuşma kabiliyetini hem de yazma kabiliyetini zayıflatmıştır. Teste dayalı eğitim sistemi henüz ilkokul birinci sınıfta uygulamaya konuluyor. Çocuklar yazı yazmak istemiyor. İki kelimeyi bir araya getirip cümle kurmakta zorluk çekiyorlar. Kurabilirlerse cümle içinde büyük harf küçük harf bir birine girmiş durumda. Düşüncelerini yazıya aktaramıyorlar. Lise öğrencilerini dahi klasik sınav yapamıyoruz. Çünkü yazıları o kadar kötü ki okunamıyor. Okunsa bile harf ve imla hatalarıyla dolu. Noktalama işaretlerindeki yanlışları ve eksikleri saymıyorum bile. Çocuklar sorulara doğru kelimelerle cevap veremiyor ve daha da kötüsü cümle kuramıyorlar. Cümle kuramayan bir lise gençliği… Durum sanıldığından da vahim aslında. İşin poz ve reklam kısmı bir tarafa bırakılarak en kısa zamanda tedbir alınmalı. Eskiden olduğu gibi birinci sınıftan itibaren tekrar Güzel Konuşma ve Yazma dersi zorunlu olarak verilmeli. Çocuk güzel yazı yazmayı ihtiyaç olarak hissetmeli. Kompozisyon saati olmalı ve bütün kademelerdeki öğrenciler, mektup yazmaktan tutun; deneme, öykü, fırka, anı, gezi türü yazılar yazmaya mecbur tutulmalı. Teste dayalı sınav sisteminden vazgeçilerek sınavlar klasik yapılmalı. Ancak sayın Bakan tarafından açıklanan yeni eğitim modelinde bununla ilgili hiçbir düzenlemenin yapılmadığını görüyoruz. Zorunlu derslerin sayısı azaltılarak seçmeli derslere ağırlık verilen yeni Eğitim Modelinde Güzel Yazma ve Konuşma dersi en azından seçmeli olabilirdi. Ama maalesef yok.
İmam Hatipler İmam Yetiştirmiyor
İmam hatip liselerinin normal liselerden bir farkı kalmadı. Özelliğinden işlevinden uzaklaştırılmış durumdadırlar. Yeni Eğitim Modelinde imam hatip liselerine dönük bir iyileştirme yapılmamıştır. Gerek hedefler ve gerekse içerik olarak imam hatip liseleri işlevsiz bir durumda bırakılmıştır. Geçen haftaların birinde Cuma namazını kılmak üzere bakanlığın bir kurumundaki mescidine gittik. Ankara’nın en prestijli ve proje imam hatip lisesinden öğrenciler, Cuma namazı kıldırmak üzere bu mescide tatbikat amaçlı geliyorlar. İmam hatip öğrencisi hutbeye çıktı ve hemen hutbenin başında okunması gereken ayeti ve hadisi şerifi okumakta zorlandı. Heyecandandır diye düşünürken öğrencimiz hutbenin Türkçe kısımlarında bülbül gibi şakıdı. Ancak Arapça okunması gereken yerlerde zorlandığını, kelimeleri telaffuz edemediğini, yarım yamalak tamamladığını görünce öğrencinin Kur’anla çok da haşir neşir olmadığı kanaati bende uyandı. Namazda Fatiha suresinin dahi mahreçlerini doğru çıkarmadığını, hele hele İhlas suresinden sonra Kevser suresine geçip, onu tamam edemeyince Nas suresine geçip, onun da son ayetini okuyamadan rükûa gidince anladım ki, bu imam hatip öğrencisinin namazla da sıkı bir bağı yok. Bu öğrenci sadece bir numune. Ne yazık ki imam hatip liseleri gerçek mecrasından çıkarıldılar. Bu okullarda hedef iyi insan, takvalı örnek Müslüman yetiştirmek değil artık. Fen ve Sosyal Proje kapsamına alınarak üniversiteye en çok öğrenci gönderme yarışındalar. Bunun da mevcut iktidarca siyasal ve sosyal sebepleri var tabi ama o konuya girmeyeceğiz. İmam hatip lisesinde okuyan öğrenciler arasında belki binde biri imam ve ya din görevlisi olmayı düşünüyor. Öğrencilerden namaz kılanların oranı %10’lar seviyesinde. Geçenlerde bir sosyal medya paylaşımında bir imam hatip öğrencisi iki arkadaşının imam olarak atandığını duyurmuş ve “Bu vesileyle namaz kılmaya başlarlar.” diye de temennisini yazmıştı. Üzülmek ve şaşırmak gerekir ama şaşıramıyoruz. Çünkü bu vahim durumu daha önce defalarca ifade etmiştik. Bakanların, en üst düzey bürokratların dahi çocuklarını gönderdiği Türkiye’nin en prestijli imam hatip lisesinde okuyan öğrencinin durumu buysa diğerlerini düşünemiyorum. Yapılan araştırmalarda deizmin, ateizmin imam hatipli öğrenciler arasında da yayıldığı görülüyor. Yeni Eğitim modelinde bütün sınıflarda zorunlu olan Bilgi Kuramı dersi tamamen Yunan paganizmi ve batı felsefesiyle yoğrulan bir ders olacağından ateizm ve deizm bütün liselerde olduğu gibi imam hatiplerde de hızla yayılacak gibi. Korkarım ki bu gidiş Kuran okumayı bilmeyen, Kuran adabından uzak, beynamaz imamların mihrapta durduğu bir zamanın habercisi.
MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, bir televizyon programında şu çarpıcı örneği aktarıyor:”Biz bir soru sorduk insanlara… Bu sorunun aynısını yıllar önce Özal zamanında bir araştırma firması da sormuş… ‘Karı koca olarak aniden bir yere gitmek zorunda kalırsanız, çocuğunuzu aşağıdaki komşulardan hangisine teslim edersiniz?’
Meslek grupları sıralanmış… Doktor var, polis var, hâkim var, vs… hangisine teslim edersiniz? Çok ilginçtir o yıllarda ilk sırada din görevlisine teslim ediyorlar; imam, müezzin veya Kur’an kursu hocasına…
Biz yaptık araştırmayı… İlk 10’da dinle anılan kimse yok… Niye biliyor musunuz? Toplumda dine, dindara güveni minimize ettik de ondan… Geldiğimiz nokta bu… Başarı nerede burada?”
“Dindar nesil yetiştireceğiz” diyerek yola çıkanların 15 yılda dini de dindarlığı da toplumu da getirdiği nokta ne yazık ki bu…
Teneffüsler ve Ara Tatiller
Gündemden hiç düşmeyen bir konudur teneffüs saatleri. 2023 vizyonunda teneffüs aralığının arttırılması öngörülüyordu. Antalya’da 12 pilot okulda 40dk ders 40dk teneffüs projesi uygulamaya konuldu. Sayın cumhurbaşkanı da teneffüslerin 15 dakika olacağını belirtti. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında uygulanacak. İlkokullar için faydaları olabilir. Araştırmacı, yetenekli lise öğrencileri için de faydaları olabilir. Ama haylaz öğrenciyi nasıl zapt edeceksiniz? Meslek liselerindeki ve niteliksiz(!) okullardaki öğrenciler için bu süre okulu yakıp yıkma süresidir. Finlandiya’yı, Kore’yi, İsveç ve İzlanda’yı taklit etmekten vazgeçelim artık. Bizim öğrencilerimiz kendimize has öğrencilerdir. Geliştireceğimiz sistem de kendimize has olmalı. Artık fıtratımıza mı uygun dersiniz, doğamıza mı uygun dersiniz, ne derseniz deyin. Bize uygun bir sistem olmalı. Açıklanan Yeni Eğitim Modelinde Kasım ve Nisanda beşer günlük iki ara tatil uygulanışına önümüzdeki yıl başlanacak. Bu öğretmenler için de öğrenciler içinde moral ve motivasyon açısından yararlı bir uygulama gibi görünüyor.
Meslek Liseleri Kapanmayla Karşı Karşıya Kalabilir
Daha önce de söylemiştik; meslek liseleri memleket meselesidir. Yeni Eğitim Modeli’nde meslek liseleriyle ilgili hiçbir düzenleme mevcut değil. Meslek liseleri adeta yok sayılmıştır. En başarılı öğrencilerin meslek liselerine yönlendirilmesi gerekirken bakanlıktan gelen yazılar niteliksiz(!) okullarda dört ve üzeri zayıfı olan öğrencilerin meslek liselerine yönlendirilmesi isteniyor. Bu durum meslek liselerini kapatmakla eş değer aslında. Öte yandan adrese dayalı kayıt dönemiyle birlikte meslek liselerine öğrenci teveccühü olmuyor. Kaydolan öğrenciler de elenip kalan en başarısız öğrenciler. Adeta boynuna ip geçirilmiş idamlık mahkum psikolojisiyle okula geliyorlar. Devamsızlık oranları hayli yüksek, birinci dönemin sonunda öğrencilerin % 10’u devamsızlıktan kalmış durumda. Devam edenlerin ders başarıları çok çok kötü. Mezun öğrencilerin büyük bir bölümü, mezun olduğu alanın dışındaki işlerde çalışıyor. Sözleşmeli asker, güvenlik görevlisi olmayı tercih ediyorlar. Meslek liseleri ile ilgili geniş bir yapısal reforma ihtiyaç var. Ancak görüyoruz ki meslek liseleriyle ilgili hiç bir şey yapılmıyor. Sanayide ve imalatta çalışacak kalifiye eleman temini için en iyi yaptığımız şeyi, dışardan eleman ithalatını yapmak zorunda kalabiliriz.
Meşhur deyiş; deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” diye. O da “Nerem düzgün ki” demiş. Ne yazık ki bizim eğitimimizin durumu tam da bu. Yeni Eğitim Modeliyle ilgili söylenebilecek şey, ”Motoru ve kaportası eski arabaya sadece pasta cila yapıldı.”