Ana Sayfa Milli Şuur 41. Sayı MİLLÎ KÜLTÜR VE MEDENİYETİMİZE SARILMAK

MİLLÎ KÜLTÜR VE MEDENİYETİMİZE SARILMAK

Medeniyet, rasyonel bir inanç ve ahlak nizamıdır. Kültür, değişmeye ve gelişmeye açıktır. Böyle olmakla birlikte bir medeniyete bağlı kültürün, yeni kültür unsurlarına uygulandığı nihai ölçü, bağlı olduğu inanç ve ahlak nizamına uygunluktur.

54
0

Medine, medenî, medeniyet kavramları, Arapçada bir yere yerleşmek, sürekli kalmak; yönetmek, itaat etmek gibi manalara gelen “müdûn” kökünden türetilmiştir. Medine (çoğulu medain ve müdün’dür) badiyenin zıddıdır. Badiye, lügatte cana, mala ve çevreye arız olabilecek her tehlikeye açık olan yer, mekân, çöl anlamındadır. Medine, şehir ve belde; genelde büyüğüne şehir, küçük yerleşim birimlerine belde tabir edilir.

Medenî dediğimizde sosyal ve siyasal içerikli bir kavram aklımıza gelir: Şehirli, daha sonra da medenî bir hayat tarzını yaşayan insan anlamlarında kullanılmıştır. Medeniyet, insanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibârettir. Medeniyet, rasyonel bir inanç ve ahlak nizamıdır. Kültür, değişmeye ve gelişmeye açıktır. Böyle olmakla birlikte bir medeniyete bağlı kültürün, yeni kültür unsurlarına uygulandığı nihai ölçü, bağlı olduğu inanç ve ahlak nizamına uygunluktur. Medeniyet geleceğe sözlü veya yazılı olarak aktarılır. Peygamberlere medeniyetin oluşumunda Allah tarafından roller verilmiştir. Adem (as) oğullarından oluşan topluma verilen ilhamlar, İlk ölüleri defn etmek, ziraat, gemi yapma, terazi, heykel, resim, şehircilik, bıçak kullanmak, ilk silo, demiri kullanmak, eşya nakli, şeffaf salon bunlardan bazılarıdır. “Yeryüzünde gezip de kendilerinden önce yaşamış olanların akıbetlerini görmezler mi? Onların sayısı bunlardan daha çoktu, daha güçlülerdi, yeryüzündeki eserleri de daha sağlamdı. Ne var ki yine de kazandıkları onları kurtaramadı. Elçileri onlara açık seçik kanıtlar getirdiklerinde sahip oldukları bilgileriyle(medeniyetle) böbürlendiler. Ama alay ettikleri şey onları kuşatıverdi!” (Mümin, 40/82-83) Kur’an-ı Kerim araştırıldığı zaman birçok kültür, medeniyet ve teknik konularının Kur’an’da yer aldığı görülür.
İnsanlık tarihi boyunca hakkı üstün tutan medeniyetlerle kaba kuvveti üstün tutan medeniyetler birbirlerini nasıl takip etmişlerdir ve bugün hangi tarihi dönüm noktası olduğumuz görülmektedir. Hakkı üstün tutan medeniyetler peygamberlerin insanlara öğrettikleri gerçek hak anlayışına sahip olan medeniyetlerdir. Bu medeniyetin temelinde hakkın ancak 4 sebepten doğduğu yatar:
1- İnsan Hakları (Yaşamak, mülkiyet, inanma hürriyeti, aklın korunması, ırz ve nesebin korunması)
2- Emek
3- Karşılıklı Rıza İle Yapılan Mukaveleler
4- Adalet
Başka hiçbir sebepten dolayı hak doğmaz. Kuvvet, çoğunluk, imtiyaz ve menfaat hak sebebi olamaz. Bu temele mukabil Firavunların hak anlayışında ise dört sebepten doğar:
1- Kuvvet
2- Çoğunluk
3- İmtiyaz
4- Menfaat
Firavunlar insanlara zulmederken biz size zulmediyoruz dememişlerdir. “Bunları yapmak sizin vazifeniz, bizim de hakkımızdır.” demişler ve bunu söylerken de kuvvet ve menfaati hak sebebi saymışlardır.
Türkçe’de medeniyet karşılığı olarak uygarlık kelimesi de kullanılmaktadır. Ülkemizde bu kelime üzerinde kavram kargaşası yapılarak İslam’ı yaşamaya çalışanlar uygar olmayanlar ilan edildi ve zulümlerle dışlandılar. Batı medeniyeti sömürü üzerine kurulmuş ve İslam medeniyeti gölgelenerek medeniyetin merkezi haline getirilmiştir. Günümüzde balinaları kurtaranların denizde boğulan Müslüman göçmenleri görmezden gelmesi hangi medeniyetin gereği olabilir? İnsan haklarından bahsedip insanlara yaptıkları zulümleri, faşistliklerini tarih boyu dikkat çeken güzel insanlar bulunmuştur.
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?”
(M. Akif ERSOY)
Medeniyetin Şarkı-Garbı
Bazı kaynaklarda kültür ve medeniyet kavramlarının Osmanlı Devleti’nin Batılılaşma döneminde dilimize girdiği belirtilir. Cumhuriyetin ilk döneminde toplum mimarları olarak görülenler bunu sosyolojik olarak el almış ve “Garp medeniyeti” ve “Şark medeniyeti” şeklinde sınırlamıştır. Sonraki dönemlerde birçok düşünür bunu kabul etmemiştir.
Will Durant’a göre şartları ve temelleri vardır. Şartları, jeolojik, coğrafi, ekonomik, ırki ve psikolojik şartlardır. Temelleri, ekonomik, siyasi, ahlaki ve zihnidir. Fransızca kültürün Türkçe karşılığı irfan, Amerikanca kültürün karşılığı, medeniyettir.(Meriç,l986:15).Fransızca kültürden kastedilen manevi kültürdür. Amerikanca ise kültürden anlaşılan maddi kültürdür. Sosyolog ve antropologların çoğu “medeniyet” kelimesini kullanmazlar, “kültür” kelimesini tercih ederler. Kimine göre bu iki kavram eş anlamlıdır, kimine göre farklıdır(Meriç,1986:44). Kültürle medeniyeti birbirine karıştırdığımız için Batı taklitçiliğine başladık. Kültür ise bir toplumu kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünüdür. Bunlar ilim, sanat, ahlâk ve dine ait değerlerdir. Batı tekniği bize asırlardan beri damla damla gelmektedir. Teknik; kültürden sızan bir usare, kültür ağacının yetiştirdiği bir meyvedir. (Topçu,1970: 1 5).
İbn-i Haldun’a göre tarihin, sosyolojinin ve antropolojinin konusu ümrandır. İslam, medeniyet ve kültürü tek kelime ile ifade etmiştir: Ümran(Meriç, 1986:42). Şu hâlde İslam düşüncesinde kültür ve medeniyet ayrımı yoktur. Bunun böyle olması doğaldır çünkü evrensel bir din olan İslamiyet, kültür ve medeniyeti evrenselliğe göre tanımlayacaktır. Kafesoğlu (1984:1)’na göre kültür, bir topluluğun dünya görüşünü kadrolayan manevi değerlerle bu manevi güçlerin faal hayata yansımasından doğan teknolojinin oluşturduğu bir “bütün”dür.
Kültür
Kültür; sosyal antropoloji, sosyal psikoloji, tarih, sosyoloji ve etnoloji gibi sosyal bilimlerin ortak olarak ele aldıkları bir konudur. Tabii ki bu bilimlerin her biri kültürü, kendilerini ilgilendiren yönleriyle ele almaktadırlar. Kültür; toplumda önce insanı, mimâriyi, dili, mûsıkiyi, dağı, taşı işlemek, bunları en yüksek, en güzel, en ince noktaya kadar ulaştırmaktır. Fransa’da sosyoloji, Durkheim’in kullandığı terminolojiye sadıktır. İslam bilim adamları dışlanarak Batı sosyolojinin kurucuları (Comte, Durkheim, Marx, Weber, Tönnies) gibi isimleri öne çıkartmıştır. Cemil Meriç (1986:9)’a göre kültür, kaypak bir kavramdır. Tahlil edemezsiniz çünkü unsurları sonsuz. Tasvir edemezsiniz çünkü bir yerde durmaz. Kültür, sadece tabiatın insan eliyle işlenmesi değil, bizzat insanın ahlâki, sosyal, entelektüel, teknik istidat ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi demektir (Abadan,1956:174)
Toplumun bulunduğu yerde mutlaka bir kültür doğmuştur. Kültürle toplum ikiz gibidir. kültür yoksa veya özünü yitirmişse o toplum kimlik değiştirir. Kültür, bir milletin ruhudur. Bu ruhun mükemmelliği toplumu o derecede yüceltir. Ruhsuz bir vücut nasıl yaşayamazsa kültürü akim kalan b Bir milletin kültürü varsa o millet vardır, eğer ir millet de pâyidar olamaz (Saffet,1933 :3 51). Bir toplumu asimile etmek için kültürlerini unutturarak başarıya ulaşmak mümkündür. Kültür toplumların, dinî anlayış ve yorumlamalarını etkilemektedir. Maddi kültürle manevi kültürün birbiriyle olan ilişki içindedir. Örneğin lüks ve konfor zihniyetine sahip olan Amerikan toplumunda arabalar büyük ve içleri oldukça geniştir. Oysa tutumluluk zihniyetine sahip Japon toplumunun arabaları küçüktür. Japon’un eşyası ancak üzerindeki kadardır. Cemil Meriç kültürle ilgili şöyle düşünmektedir: “Batının kültürü var bizim ise irfanımız. İrfan, insanoğlunun has bahçesi, ayırmaz, birleştirir. Bu bahçede kinler susar, duvarlar yıkılır, anlaşmazlıklar sona erer. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak için ön yargıların köleliğinden kurtulmak gerekir. İrfan insanı insan yapan vasıfların bütünü, yani hem ilim, hem iman ve hem de edep. Batı kültürün vatanı, doğu irfanın. Ne Batıyı tanıyoruz ne Doğuyu, en az tanıdığımız ise kendimiz. (Meriç,1986:1 1).
Selçuklu ve Osmanlı medeniyeti İslam’a borçludur
İlimsiz ve dinsiz bir medeniyet yoktur. İstisnasız her medeniyet bir dine dayanır. Uzak Doğu ( Çin ) medeniyeti Konfüçyüs’e ve Budizm’e; Hint medeniyeti Brahmanizm ve Hinduizm’e; Yunan-Roma medeniyeti politeizme; Avrupa medeniyeti Hıristiyanlığa borçludurlar (Safa,l978:115). Selçuklu ve Osmanlı medeniyeti İslam’a borçludur. Medeniyetin ve şehir hayatının insanı nasıl bozduğunu İslam düşünürü İbn Haldun şöyle dile getirmiştir:” Şehir hayatında ihtiyaçlar ve talepler arttıkça pahalılık artar, devletin yıkılmaya yüz tutmaya başlamasıyla ekonomik düzen bozulur. Bunun sonucu olarak sosyal hayat yozlaşır, israf artar. İnsanlar böylece yasal geçim yollarından ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için yasal olmayan yollara başvururlar. Yalancılık, kumar, aldatma, hırsızlık, yalan yere yemin etme, vurgunculuk, karaborsa hüküm sürer. İnsanlar ancak güzel ahlak ve fazilet sahibi olmaları ile birbirinden ayrılırlar. Bir kimsenin ahlakı kirlenirse nesep temizliği ve ecdadının iffet ve şerefleri ona fayda vermez. Medeniyetler yok olsa bile arkeolojik buluntulardan medeniyetleri hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Maddi kültürleri manevi kültürleri hakkında bilgi vermektedir.
Manevi kültürün en başta ve en önemli unsuru dildir. Dilini kaybeden bir toplum kendisini kaybeder. Kültür emperyalizminin üzerinde durduğu en önemli kültür unsuru dildir. Konfüçyüs’e göre dilini kaybeden toplumun töresi de hukuku da düzeni de bozulur. Batıdan ithal edilen kültür ve medeniyet sorunlarımızı çözmemektedir. Asıl sorun belki de irfanımızdan uzaklaşmış olmamızdadır. Toplumsal pek çok sorunun çözülmesinde, insanların birbirlerini sevmeleri yeterli olabilir. Ülkemiz irfanlı insanlar sayesinde sevgi ile kazanılmış ve bugüne kadar sevgi ile korunmuştur. Bugün tüm içerideki ve dışarıdaki hainlere karşı yıkılmamamızın altında yatan Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi İrfanlı insanların bizlere açtığı ufuktur. Buna sımsıkı sarılarak kendi medeniyet ve kültürümüzü kaybetmeden çağımızın getirilerine hazır olmalıyız.

Dipnotlar

  1. Ebu’l-Fadl Cemaluddin Muhammed b. Mükerrem, Lisanu’l Arab
  2. İslam Medeniyeti ve Türk Kültürü Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar ÖTÜKEN NEŞRİYAT)
  3. Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN D-8 Ülkeleri toplantısı konuşması 20 Haziran 2009 İstanbul
  4. gazi.edu.tr/iarslan/kulturvemedeniyet


KAYNAKLAR

  • Kur’an-ı Kerim Meali
  • Kültür Üzerine Düşünceler, Çeviren: S. Kantarcıoğlu, Ankara, Kültür Bakanlığı,1981 .
    -Erdentuğ,Nermin. “Kültür Nedir?”, Milli Kültür Dergisi, 3(6),11.1981,
    -http://zekiduman.com/islam-medeniyeti.html
    -gazi.edu.tr/iarslan/kulturvemedeniyet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz