Çocukların eğitimi, ahlaki tavır ve davranışları tarihin her döneminde duyarlı insanların gündemini meşgul etmiştir. Sokakta kavga eden ya da birbirlerine kötü, kaba sözler söyleyen çocukları gördüğümüzde yaşımız, eğitim durumumuz, konumumuz hatta inancımız ne olursa olsun bu durum bizi, insan olanı rahatsız eder. Onlara müdahale ihtiyacı hissederiz. Ahlaklı, mesuliyet duygusuna sahip bir insan olmanın gereğidir bu. Yöntem ve uygulama esaslarındaki farklılıklarla birlikte çocukların eğitiminin gerekliliğini hiç kimse inkâr edemez, tartışmaz.

Çocuk terbiyesini konu alan kitaplar kültürümüzde bu sebeple önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bugün bu alanda elimizde yüzlerce nitelikli yayın var. 1304 (1886-1887) yılında yayınlanan Vezâif-i Ebeveyn -Çocukların Eğitimi- ismini taşıyan küçük hacimli eser, hacmine rağmen büyük hikmetler/tavsiyeler barındıran ve yayınlandığı dönem hakkında da bize ipuçları veren bu alanda yazılmış önemli kaynaklardandır. Kitabın, esasen o dönemin yayıncılarından Kitapçı Arakel Efendinin Batı dillerinde yazılan eserlerden tercüme ettiklerinin Muallim Naci tarafından gözden geçirilmesi, tashih edilmesiyle vücut bulduğunu söyleyebiliriz. Muallim Naci’nin bu esere İslami unsurları ilave ettiği görülmektedir.

Muallim Naci’nin bu yazıda konu edineceğimiz kitabı çocuk terbiyesini ele alan iki eserinden -Ta’lim-i Kıraat ve Mekteb-i Edeb- mühim bir bölümün ayriyeten basılmasıyla ortaya çıktı. Eserde doğudan Batı’dan çocukların eğitimi ile ilgili farklı düşünürlerin özlü sözlerine de yer verildiğini görüyoruz. Kitabın önsözünde basılmasını sağlayan Kitapçı Arakal’in de mini bir açıklaması var.

Çocuklarınızı sizin yetiştiğiniz zamana göre değil kendi yaşadıkları çağa/ortama/devre göre terbiye ediniz.

Hz. Ali (r.a)

Osmanlının son dönemlerinde yetişmiş, Türk edebiyatına önemli eserler kazandırmış olan Muallim Naci (1849-1893) mesuliyet duygusu taşıyan münevverlerinden olup birçok sahada nitelikli çalışmalar ortaya koymuştur. Özellikle şairliği ön plana çıkmakla birlikte edebî tenkit ve sözlük çalışmaları, biyografi, mektup, hatırat alanlarında eserler vermiştir. Vefat ettiğinde II. Abdülhamit Han’ın kendisine yazmasını teklif ettiği Osmanlı tarihi ile meşguldü.

Ebeveynlere, Öğretmenlere Tavsiyeler

Muallim Naci’den iktibas ettiğimiz aşağıda yer alan cümleler çocukların eğitimi ile ilgilenen başta anne babalar ve öğretmenler olmak üzere yetişkin tüm bireyleri ilgilendirmektedir. Kitabın yayınlanmasının üzerinden bir asrı aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen yapılan uyarılar/ikazlar hâlâ güncelliğini korumaktadır.

• Ey şefkatli valideler! Ey gayretli pederler! Tabiatı gereği körü körüne araştırmaksızın, öğrenmeye çalışmaksızın anne babalarınızdan edindiğiniz alışkanlıkların tesirine uyarak değil meşru muhabbet ve muhabbetlerin kalbinize verdiği sebepler evlatlarınıza bakınız. Fazla sertlikten kaçınarak Montaigne’in şu sözüne dikkat ediniz: “Evladını, öğrencini mihnet ve meşakkate alıştır. Onu her çeşit rehavetten, yiyecek ve içeceklerden, giyimle ilgili her türlü nefasetten uzak tut. Sözün kısası kendisini her türlü hâle mukavemet edebilecek bir surette büyüt.”

• Her isteklerini yerine getirmeyerek çocukların kuvvetini artırmak lazımdır. Mesela koşmak, sıçramak, oynamak gibi bedeni hareketlerin, özellikle özgürce yapıldığı takdirde pek çok faydaları vardır. (…) Daima meşru ve münasip olanlarını yerine getirip uygun olmayanlarını yapmaktan kaçınmalı ve çocuklar feleğin sıcak ve soğuğuna alıştırılmalıdır.

• Çocuklar umumiyetle çok yiyip içmek arzusunda bulunurlar. Sıhhatin kaynağı olan ve çocuklarda kolayca icra olunabilen itidal sınırına alıştırarak onların bu tabiatlarını kırmaya çalışınız, her şeyden ziyade bu hususa dikkat ediniz.

• “Oğlun senin sözlerini duymaya başladığı zaman onun ta’lim ve terbiyesine başla! Lakin ta’lim ve terbiyenin derecesinin onun yaşıyla uygun olacağını ve onunla birlikte büyüyüp gelişeceğini de sakın unutma!” (Ebuzziya Tevfik)

• Güzel sanatların (jimnastik, binicilik, ressamlık, musiki) hepsi birer eğlence değerinde olup ancak ona vakit, durum ve mevkie göre itidal sınırları içerisinde kullanılmalıdır. Bu dereceden fazlası zararlı olabilir.

• Eğer mali servet ve kudretin müsaade ederse evinde evlatların için mükemmel ve muntazam bir kütüphane oluştur. Bir kütüphanede bulunması önemli olan kitapların başlıcaları lügat, tarih, coğrafya, şiir ve edebî yazılar, kadim ve halis edipler, filozoflar ve şairlerin en güzel eserlerinden seçerek onların en seçkin eserleriyle diğer bazı ilim ve fenlere ait güzel eserler gibi dinî, edebî ve ahlaki kitaplar alıp bunları bulundurmak ve kütüphaneyi böyle güzel kitaplarla donatmak lazımdır.

• Bir öğretmen öğrencisinin fikirlerini aydınlanmasına çalıştığı, edep ve dinin kaynağını öğretmeye başladığı gibi onun meşrebinide dikkate alarak düşüncelerini aydınlatmaya ve ahlakını da düzeltmeye çalışmalıdır.

• İyi terbiyenin ilk esası itaattir. İtaat olmayan yerde hiçbir iyilik olmaz. Böylece çocuklar itaatin ne olduğunu bilmeden öğretmen onlara bunu fiilen yaptırıp sonra itaatin ne olduğundan, faydalarından ve faziletlerinden bahsetmelidir.

• “Bir çocuğun ilk gözyaşları bir rica makamında ise de eğer her zaman kabul edilip yapılırsa yavaş yavaş emretmeye başlar.” (Rousseau)

• Çocukların hemen siyah ve beyazı fark etmeye başladıkları günden başlayarak onların inatlarını kırmaya ve sert tabiatlarını yumuşatmaya çalışmalıdır. Çocukların çoğunun ilk ve başlıca kusurları bu inatlarıdır.

• Uslu ve rahat durduğu zaman çocuğu sev! Fakat uslu durduğun için seviyorum de! Arsızlık etmeye başladığı gibi sen dargın gibi davran ve uzak dur! O küstahlığını artırdıkça sen de küskünlüğünü artır. Böylece yavaş yavaş küstahlığı bırakır.

• Çocuk senin söylediğini fiilen yerine getirilişini sende görmedikçe onların doğruluğuna kanaat getirmez.

• Çocuk kısmına ya hiçbir şey vaat edilmemeli veya vaat edilen şey her zaman yapılmalı. Böyle olmadığı hâlde yalan ve yalancılık tohumunu onun fikir tarlasına kendin ekersin ve sonra da yalancı olmasına sebep olursun.

• Akıl dairesinde düşüncesi genişledikçe dinî akideler, mezhebi farzlar ve insani faziletlerden bahsederek yeri, göğü ve tüm mahlûkatı hiç yoktan yaratan bir Allah olduğunu ilahi emir ve yasakların olduğunu bildirmelidir.

• Öğrencilerinize (ya da çocuklarınıza) kendinizi sevdirmek ve saydırmak isterseniz daima iyi davranışlarda bulunup hayırlı işler yapmaya çalışınız. Dikkat ediniz ki öğrencileriniz sizde en hafif bir kusur ve kabahat bile görmesinler. Çünkü sizde az bir kusur ve kabahat görürlerse size borçlu oldukları hürmet ve saygıda kusur etmekten çekinmezler.

• Bir öğretmen daima öğrencisine anne ve babası, velileri ve büyükleri hakkında göstermesi gereken hürmet ve saygıda kusur etmemelerini ve onların Cenab-ı Hakk’ın yeryüzünde birer vekili makamında olduğunu, anne babasına itaat, muhabbet, hürmet ve saygı göstermenin Cenab-ı Hakk’ın bir emri olduğunu anlatmalıdır.

• Çocuğu ne iyiliğinden dolayı o kadar övmeli ne de bir kötülüğünü gördüğünde çok fazla kızıp öfkeyle bakmalı. İki durumda da orta yolu bulup öyle davranmalı ve karşılık vermelidir.

• Korku verme ve sert davranma bir hastaya başka ilaçlar fayda vermediği takdirde son çare olarak verilebilecek etkili bir ilaca benzer. Ya öldürür ya da istenen etkiyi gösterir. İşte sert davranılarak korkutulan çocuk da böyledir. Sert davranmanın genellikle çocuklar hakkında iyi etkilerinden çok kötü etkileri vardır.

•Bir çocuğun üzerinde iyilik ve erdemlilik izleri görünmeye başladığı anda bu izleri ortaya çıkaran vasıtalar ve tedbirler kuvvetlendirilmeye çalışılmalı ve buna ihtimam gösterilmelidir.

• Bir çocuğun aklı dağınık bir hâlde olduğu zaman kendisine her ne söylense, ne kadar nasihat ve tembih verilse asla tesir etmez. Fakat kalbi huzurlu ve düşüncesi yerinde olduğu zaman büyük tesirli olur.

• (Öğrenciler, çocuklar) Kendisini öyle bir hâlde tutmalıdır ki eğlencesinden bile bir istifade ve her hâl ve hareketinde kendisi için faydalı bir ders olmalıdır.

• Babası çocukta temiz emareler gördüğünde onu daha fazla korumaya dikkat etmelidir. Çocuğun hayâ ederek bazı davranışları terk etmeye başlaması ancak aklın nurunun onun üzerine ışıklarını yaymasından doğar ki o ilahi nur ile bazı şeyleri kötü ve uygunsuz görür.

• Çocukta güzel ahlak ve övgüye değer davranışlar belirdiğinde kendisine ikram edip sevineceği şekilde mükâfat vermeye dikkat edilerek insanlar arasında methedilmelidir.

• Çocuğu tamamen oyun oynamaktan uzaklaştırıp daima ilme yöneltmek kalbini öldürür, zekâsını aptallaştırır ve her zaman üzgün görünmesine sebep olur.

Çocuğu tamamen oyun oynamaktan uzaklaştırıp daima ilme yöneltmek kalbini öldürür, zekâsını aptallaştırır ve her zaman üzgün görünmesine sebep olur.

Yukarıda yer alan tavsiye/nasihatlere genel olarak baktığımızda eğitimcilerin, ebeveynlerin her hâl ve şartta davranışlarının tutarlı/ölçülü/dengeli olmasının çocuk eğitiminde baş rol oynadığını görüyoruz. Bizler davranışlarımızda özellikle çocukların eğitiminde itidalli olursak (Kur’an’da Bakara suresi 143’te buyrulduğu üzere: “ümmeten vasata”) evlatlarımızın ve öğrencilerimizin de dengeli, ahlaklı, şahsiyet sahibi olacağını unutmamalıyız. Ayrıca çocuk eğitiminde kişisel özellikleri, meşrebi dikkate almanın, büyüklere hürmet duygusunun ilk başta verilmesi gerektiği gibi konuların da altının çizildiği görülmektedir.

Muallim Naci’nin çocukların eğitimiyle ilgili kaleme aldığı hususlar, (tavsiyeler) belki bazı konularda bugün biraz daha esnek davranmamız gerekse de geçerliliğini korumakta ve eğitimcilere ve ebeveynlere katkı sağlamaktadır. Yarının Türkiye’sini hakikat temelli inşa etmek istiyorsak bu ancak manevi ve ahlaki yapıları sağlam, karakteri oturmuş, azim ve gayretli, yaşadığı dönemin gerektirdiği malumata sahip gençleri yetiştirmekle mümkündür.
Hz. Ali’nin söylediği rivayet edilen bir sözü ile yazımızı noktalayalım: Çocuklarınızı sizin yetiştiğiniz zamana göre değil kendi yaşadıkları çağa/ortama/devre göre terbiye ediniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz