© Milli Şuur

Hedef; ulaşılmak ya da elde edilmek istenen yer. Bir kimsenin, topluluğun ulaşmak istediği konum, düzey, erek, amaç, gaye, maksat. Düşünme yoluyla önceden tahmin edilen gelecekteki bir durum, bir gelişmenin göreceli olarak son bulduğu nokta. (http://www.nedir.com)

Amaç bir organizasyonun gerçekleştirmeye çalıştığı nihai sonuçtur. Plan, bir düşünceyi, bir işi ve tasarıyı sonuçlandırmak için önceden belirtilen hususların çizgi, resim veya yazı ile gösterilmesidir. (http://www.turkcebilgi.com) Amaçlar ve hedefler üzerinde akıl yürütmek, öncelikle fert ne istediğini ve amacını belirlemelidir.

Amacın ve hedefin tespit edilmesi ve harekete geçilmesi gereklidir. İnsanın neyi istediğini belirlemesi çok da kolay değildir. Amaçsız ve hedefsiz insanlar amaçlı ve hedefini belirlemiş kişilerin oyuncağı olur. Geri kalmış toplumlar, ne istediğini bilmeyen veya büyük hedef zannedip kısır hedeflerin peşinden koşan toplumlardır. Yüksek ve isabetli hedefleri olanlar ne istediklerini bilirken kısır ve kısa hedefli topluluklar bundan acizdir. İçinde hedef koyanlar olsa da topluma kabul ettiremediği için toplumun geri kalmışlığı bitmez. Hatta bunların içinde ne istediklerini tayin etmekten aciz kimseler de vardır. Bu sebepten dolayı yanlış fikirler edinirler ve sonuç olarak doğru olmayan bilgilere sahip olurlar. Başta açı değeri küçük rakamlar olsa da sonuçta çok büyük rakamlarda olur. Düşüncenin verimli hale getirilmesi için amaçların ve hedeflerin belirlenmesi ve niyetin olması şarttır. Zaten düşünme ve eylem belli bir amaç için vardır. Bu nedenle her kişi düşünür ama hedeflerini gerçekleştiremeyebilir. İnsanların düşünme düzeyleri farklılık gösterdikçe amaçlar ve hedefler de değişmektedir. Ciddiyetten ve ulvi amaçtan yoksun bir seyir halinde olmak toplumu geri bırakır. Büyük hedefler her şeyden önce ciddiyeti, tahammülü, çileyi ve pes etmeden iz sürmeyi gerektirir.

İslam Âlemi’nin hali ulvi hedeflerden sapmanın sonucudur. Hedefleri ve planları aynı noktada iç içe gitmezse; hedefe ulaşmada sapmayı kaçınılmaz kılar.

Bugün İslam Âlemi’nin kısaca ümmetin hali ulvi hedeflerden sapmanın sonucudur. Hedefleri ve planları aynı noktada iç içe gitmezse; hedefe ulaşmada sapmayı kaçınılmaz kılar. Çocuklarımıza ne olacaksın, diye sorduğumuzda yüksek miktarda para kazanan meslekleri söylenmektedir. Çocuklarımıza ve kendimize önce Şuurlu Müslüman olma hedefi koymamışsak sonuç hep boş olacaktır. Bunun için Rabbimiz “Küfre sapanlara gelince; yüzüstü kapanmak (ve helak) onlaradır. (Allah) onların (bütün iyi) işlerini boşa çıkarmıştır. Bunun sebebi; onların Allah’ın indirdiğini beğenmemiş olmalarıdır. (Allah da) onların amellerini boşa çıkarmıştır.”(Muhammed Suresi- 8,9) “Bu böyledir. Zira, onlar Allah’ı kızdıran şeylere uymuşlar ve O’nun rızasından (samimi iman ve emirlerine itaatten) hoşnut olmamışlardır. Bu yüzden (Allah) da onların amellerini boşa çıkardı.(Muhammed Suresi -28) buyurmaktadır.

Batı hedefine doğal kaynakların kendisine akmasını ve sömürüyü koymuş ve asırlık planlar yapmıştır. Bu planların gerçekleşmesi için yeraltı ve yer üstü zenginliklerin olduğu ülkeleri sömürmenin planları yapmıştır. İç ve dış düşmanları kullanarak bunu gerçekleştirmektedir. Kısa planı zamanı iyi geçirmek olanlar kendilerine bir miktar para verildiği zaman amacına ulaştığını zanneder arkadan gelen planları gözü görmez. 15 Temmuz’da bir ihaneti birlikte yaşadık. Rabbim o günleri tekrar göstermesin. Feraset sahibi hocalarım sayesinde hiç alet olmadım ve tuzaklarına düşmedim. Önce dini sonra iktidarı tahrif etmeye çalışmalarını önceden gördük ve söyledik. Bugün Ortadoğu’da yaşanan olayların altında bu hedefsizlik yatmaktadır. Bunun için Batı’dan medet bekleme yerine D-8’ leri harekete geçirmek ve kuvvetlendirmek gereklidir. Yoksa karşımıza yeni isimlerle düşmanlar çıkartılacaktır. Acı bir gerçek ki; bizler yeni maceralar aramaya devam ediyoruz.

Batı hedefine doğal kaynakların kendisine akmasını ve sömürüyü koymuş ve asırlık planlar yapmıştır. Bu planların gerçekleşmesi için yeraltı ve yer üstü zenginliklerin olduğu ülkeleri sömürmenin planları yapmıştır.

Buna göre: Hedefe kilitlenip önce niyet ile başlamalıyız. Hedef yaratılış felsefesine uymalıdır. Hedef belirlediğimizde mutlaka plan olmalıdır. Gerçekleşebilir bir hedef olmalıdır. Hedeflere giderken plan yapılırken zaman bakımından ulaşılamayacak düşüncesi olmamalıdır. Fert bu hedefi gerçekleştirebileceğine inanmazsa, çaba gösterme gücünü kaybeder. Kişide hedefi gerçekleştirme isteği bulunduğu sürece hedefin gerçekleşmesi için gerekli araçların var olması gerekir. Bilinmelidir ki; her hedef bir çaba gerektirir. Önce düşünmenin veya eylemin hangi amaçla yapıldığını tespit etmek gerekir. Milletlere dayatma hedef çizmeleri tasavvur edilemez. Halkların ve ümmetlerin sahip olduğu yaygın düşünce ve görüşleri vardır. Bunlara inançlarının etkisi kaçınılmadır. Müslüman bir toplum olarak; inançlarımızın kaynağından ve yaratılış gayemizden uzaklaşarak bir hedef ve amaç çizmek sonuç vermez. Zariyat Suresi 156. Ayet’te yaratılış felsefemiz “Ben cinleri ve insanları ancak bana (ibadet ve itaatle) kulluk etsinler diye yarattım.”olarak beyan edilmiştir.

Burada “amaç” ile “ideal” arasındaki farka dikkat etmek gerekir. “İdeal”, amaçların son aşaması, yani “gayelerin gayesi”dir. İdeali gerçekleştirmek için çaba göstermek yeterlidir. Üstelik fiilen gerçekleştirilebilir olması da gerekmez. Bütün düşünce ve eylemler, ideali gerçekleştirmek içindir. Örneğin; “Allah’ın rızasını kazanmak” her Müslümanın ve Müslüman toplumun idealidir. Bizler hedeflere ulaşmadan sorumlu değiliz. Hedefe gitme yolunda cehdimiz kadar mükâfat veya mücazat alacağız. Çünkü amaç, ideal değildir. Amaç, ideali gerçekleştirmek için izlenen hedeftir. Milletlerin dönüşümü ve hedefe kitlenmesi zaman alır. Bu zaman düşmanların planına göre uzar veya kısalır.

■ MÜSLÜMANIN VİZYONU

Vizyon; uzun bir gelecekte ulaşmak isteğimiz durum. Çabalar harcayarak başarabileceğimiz bir ideal. Varoluşuna uygun heyecan uyandıran nitelikli bir hedef seçimidir. Misyon; Bu yüce ideal uğruna yapılması gerekenleri açık ve net bir şekilde ifade eden görev tanımıdır. Gerçek bilinçli kişi uzak ve yakın planlar oluşturur ve onunla yatar onunla kalkar. Bunun sebebi vizyonuna yürekten inanmaktır. Müslüman olmak için önce Kur’an da belirtilen tüm hükümlere inanmak gerekir. Bu aşamadan sonra kendisine hazır bir vizyon ifadesi verilir. “Allah’ın rızasını kazanmak.” Her hal ve durumda aklından çıkmaz olur, hayat anlamlı hale gelir ve her adımını buna göre atar. Öğrenci ise hedefi iyi bir fakülteye gitmekse iyi bir Müslüman olarak öğrenciliğin gereğini yerine getirecek. Zorlanacak, sınavlar olacak, öğretmene saygısı eksik olmayacaktır. Yemek yemede hedef doymak, ibadet için enerji toplamak ise helalinden yiyecek, çenesi tonlarca baskıya hazır olacak, sindirecek ve organlarını harekete geçirecek. Evlat yetiştiren çilesini çekecek, eğitimini yaptıracak, uykuları kaçacak… Bunları yaparken hedefi vardır ve bunun kendisine yükler getireceğini bilir. Planlarını hazırlayıp acılardan haz almasını bilmesi kendisine yaşam tadı verecektir.

Müslümanın kendisine yüklenen bir sorumluluk vardır ki, bu genel geçerliliği olan norm ve değerler olarak ifade edilir. O da buna göre yaşam tarzını ve hayat felsefesini belirler. Zira Allah razı olacağı kullarından bütün bunları ister. Bunu planlayan Müslüman; tüm yaşantısında, devlet ilişkisinde şuurlu Müslümanın gerekliliklerini yerine getirir. Faiz vermez-almaz, yalan söylemez, kul hakkı yemez, gıybet etmez, haram yemez, içki içmez, hırsızlık yapmaz, zina yapmaz, sözünde durur, yaratılmışları sever ve korur, israf etmez; yardım eder, fakiri, yetimi korur, kötülük düşünmez, kibirsizdir, şükreder, temizdir, zikreder, naziktir, çalışkandır…

Müslüman; Faiz vermez-almaz, yalan söylemez, kul hakkı yemez, gıybet etmez, haram yemez, içki içmez, hırsızlık yapmaz, zina yapmaz, sözünde durur, yaratılmışları sever ve korur, israf etmez; yardım eder, fakiri, yetimi korur, kötülük düşünmez, kibirsizdir, şükreder, temizdir, zikreder, naziktir, çalışkandır…

Her Müslümanın “İlahi aşk” vizyonuna ulaşmak için tüm tedbirleri alır. Malı ile canı ile Cihad eder. Davranışları ile yansıtır. Tüm enerjisini gücünün yettiği kadar kullanır. Bilim ve eğitimde ulaştığı, öğrendiği her bilimsel gerçeği Allah’ın azameti ile ilişkilendirir. Müslüman kritik ve analitik düşünür. Olayları gerçek yüzlerini idrak eder. Siyonizm’in ve kapitalizmin oyuncağı olmaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz