Eğitim, bireyin gelecek yaşantısında mutlu olması için oluşturulan sistemler bütünlüğüdür. En azından öyle olması gerektiğini düşünüyoruz, düşünmeliyiz. Bireyin kendisine fayda sağlamayacak, onu geleceğe hazırlamayacak, onu mutlu etmeyecek bir sistemin içinde ömrünün en güzel yıllarını geçirmesi işkenceden başka bir şey değildir.

Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin içinde bulundukları sistemden, eğitimden ne kadar mutlu olduklarını öğrenmek için bana göre uzun uzun araştırmalar, anketler, görüşmeler yapmaya gerek yok. Bunun yerine okulların son çıkış zilli çaldığında yüksekçe bir yerden okulları gözlemlememiz yeterlidir. Zil çalar çalmaz öğrenciler ve öğretmenler son sürat okullardan kaçıyorlar. ve biran önce bulundukları mekânları terk etmek için canhıraş bir çabanın içerisine giriyorlar. Yaklaşık 18 yıldır görevdeyim. İlk çalışma yılımda bu durum dikkatimi çekmişti. Çoğu kez kendi kendime;
“Biz bu çocuklara okulda ne yaptırıyoruz, niye okuldan bu kadar erken ayrılıyorlar?” diye sormuşumdur. Sonra dikkat ettim, pek çok meslektaşımın da öğrencileri aratmayacak çeviklikte okuldan ayrıldığını gördüm. Okul yöneticileri sıklıkla “bu çeviklikle” nöbet defterlerini imzalamayan arkadaşlara uyarılarda bulunmuşlardır. Sanırım üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir sorumuz bu. Zira kişi sevmediği yerden hiçbir şey öğrenmez ve kişi sevmediği bir ortama da hiçbir şey katamaz. Aşağıdaki paragraf ilkokulu Türkiye’de okuyup ortaokulda Almanya’ya giden bir öğrenciyle yapılmış bir röportajdan alınmış cümleler var, kendisiyle röportaj yapılan Beyza Günsur 14 yaşında…

Beyza diyor ki:Almanya’da eğitim anlayışı çok farklı. Bu farklılıkları örnekler vererek daha iyi anlatabilirim. Forma yok, herkes istediği gibi giyinip geliyor ama kimse kimseye marka vs. sormuyor. Birde öğretmenler önlük giymiyorlar burada, normal kıyafetle sınıfta duruyorlar. Sadece kimya laboratuvarında hepimiz beyaz önlük giyiyoruz. Okul servisi diye bir şey yok. Herkes bisikletle okula gidiyor. Çok aşırı soğuklarda halk otobüsü ile geliyorlar ya da veliler alıp bırakıyorlar. Okulumuzda bir kantin olmasına rağmen, çoğu kişi evden sağlıklı besinler getiriyor, teneffüslerde onları yiyorlar. Almanya’da bir de tören olmuyor, durmadan sertifikalar, madalyalar, kupalar vs. verilmiyor. Spor dallarında çok çok özel bir başarı haricinde plaketler vs. takdim edilmiyor. Her yıl il genelinde düzenlenen bir spor müsabakası var. Orada yetenekli öğrenciler tespit ediliyor ve yönlendiriliyor.

Okulda bir gününüz nasıl geçiyor? Dersler nasıl işleniyor?

Derse katılmak çok zevkli, hatta eğlenceli diyebilirim. Klasik ders anlatma şekli yerine sık sık grup çalışmaları yapıyoruz. Öğretmenler bir giriş yapıyorlar ondan sonra süreci biz yönlendiriyoruz. Sorunlarla karşılaştığımızda, bunu nasıl çözebileceğimizi düşünüyoruz. Öğretmenler güldürüyorlar bizi.‘’Normal’’ ders saatleri haricinde ara ara özel gün ve haftalar oluyor. Mesela Proje haftasında, bir hafta boyunca okulun diğer öğrencileriyle bir araya geliniyor. Herkes grubu ile bir konuda yoğunlaşıyor ve o haftanın sonunda bir şenlikte çalışmalarımızı sunuyoruz. Kültür ya da metot haftası var mesela. Kültür haftasında yine herkes kültürel bir şeyle ilgileniyor ve sunuyor. Metot haftasında öğrenciler derslerde ve özel hayatlarında kullanabilecekleri bazı metotlar öğreniyorlar.(http://www.ogrenmeyoldasi.com)

14 yaşındaki Beyza’nın anlattıkları bunlarla sınırlı değil. Ancak ana fikir olarak: “Almanya’da severek okula gidiyorum” diyor. Yani öğrenci olmaktan mutlu…
Mutlu öğrencilerin öğretmeni olmak da sanırım mutluluk verir. Almanya’nın eğitim sorunları yok mu? Elbette var ancak öğrenci ve öğretmenleri okullara mutlu geldikçe her türlü sorunu hallederler diye düşünüyorum. Nitekim 1945’te yerle bir olmuş bir ülkenin bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmesi ancak eğitimle mümkün olabilir.

“Karar alıcıların üzerinde düşünmesi gereken ve dikkate alması gereken tek ilke; öğretmen ve öğrencilerin mutluluğu olmalıdır.”

Yukarıdaki röportajı bilerek aldım. Metni okuduğumda sadece ilkokulu bizde okumuş bir “çocuk” bile bizim eğitim sistemimizin eleştirisini nasıl da yapabiliyor, dedim. O halde şöyle bir düşünelim, tüm eğitim camiası olarak bizler okullarımızdan, eğitim sistemimizden, öğrendiklerimizden ve öğretmeye çalıştıklarımızdan ne kadar memnunuz ve ne kadar mutluyuz yaptıklarımızdan, yapmaya çalıştıklarımızdan?
Bugün ilkokuldan üniversiteye, üniversiteden akademik evreye eğitimimizin her kademesinde her gün “devrim” gibi değişiklikler yapıyoruz. Nedense her devrimimiz bir önceki devrimin devrilmesinden başka bir işe yaramıyor. Her devrim beraberinde yeni mutsuzluklar getiriyor. Halen ilkokuldan akademik eğitim düzeyine kadar hiçbir kademede oturmuş bir düzenimiz yok. Son yirmi yılda okula girişte dahil olduğu sistemle mezun olan öğrencimiz yok.

Karar alıcıların üzerinde düşünmesi gereken ve dikkate alması gereken tek ilke; öğretmen ve öğrencilerin mutluluğu olmalıdır. Yapılacak tüm değişiklikler öğrencilerin ve öğretmenlerin okullara aşkla ve şevkle gelmelerini sağlamak yönünde olmalıdır. Dünyada bunu başaran çok ülke vardır. Bazılarının görünürdeki şartları bize uymasa da nüfusu, coğrafi yapısı ve sosyal dokusu bize benzeyen ülkeler de vardır. Bu ülkeler incelenerek çeşitli değişiklikler yapılabilir. Ancak bu ülkelerdeki değişiklikler olduğu gibi bizim sisteme monte edilmemeli. Sosyal ve kültürel dokumuza uygun olanlar değerlendirilmelidir. Okullarımızın fiziki yapılarını, müfredatlarımızı, sınav sistemlerimizi, zorunlu eğitimimizin süresini, spor ve bilimsel alt yapımızı, öğretmeye çalıştığımız değerleri, öğretmen yetiştirme sistemimizi, devlet memurluğuna kapak atma anlayışımızı, okullardaki ders yükünü, girişimciliğimiz hasılı eğitime dair her şeyimizi ve her düşüncemizi gelecek çağın gerekliliklerine uygun hale nasıl getirmek için uzun uzun değerlendirmeliyiz.
Tüm bunları yaparken de bilmemiz gereken ilke; eğitim sistemin adı ve türü ne olursa olsun onu ayakta tutanlar öğretmenler ve öğrencilerdir. Dolayısıyla içinde öğretmen ve öğrencilerin kendilerini mutlu görmedikleri hiçbir sistemden ülkeye fayda gelmez.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz