Her ülkenin eğitim sistemi bir veya daha fazla felsefi anlayışla oluşur ve gelişir. Cumhuriyet’in ilanından sonra Modern Türkiye’nin eğitim sistemi kurulurken Realist (Gerçekçi) ve İdealist (Ülkücü) felsefi anlayışlardan etkilenilmiş; daha sonra Pragmatik (Faydacı), Natüralist (Doğacı), Existentialist (Varoluşçu) felsefi anlayışlardan da yararlanılarak bugünkü halini alması sağlanmıştır. Bu süreçte Esasici (Essentialist), Daimici (Perennialist), İlerlemeci (Progressivist) ve Yeniden Kurmacı (Reconstructionist) eğitim felsefesi akımlarından ve modern Batı uygarlığının ortaya koyduğu felsefi anlayışlardan etkilenmiş, ama bu toprakların gerçek sahibi olan milletimizin inancına, anlayışına, yapısına ve gelişim sürecine uygun olarak ortaya konan anlayışlardan, yaklaşımlardan, akımlardan, ekollerden uzak durulmuştur.

İslam’ın yayılma sürecinde etkisi Orta Asya bölgesine ulaşan Mürcie ekolü (Hz. Osman, Hz. Ali ve sonrasındaki çatışmalarla ilgili görüş belirtmeyenler) mensuplarının, mevaliden (Araplar dışındaki Müslüman milletler) haraç alınmasına çoğunlukla karşı çıkmamaları üzerine, Kufe Fıkıh ekolünün önderlerinden İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin düşünceleriyle kendisini korumayı bilen milletimiz, Maveraü’n-nehir’de Emevi saltanatının yıkılması sürecinde destekledikleri Abbasilerin dini ilimlerdeki seçkinci tutumları ile ehl-i beyt konusundaki tutarsızlıklarından uzaklaşarak, fıkıh-hadis birlikteliğini savunan Hadis Ekolünü oluşturmuştur.

Birinci yy. başlarında Müslüman-Türk hakanlar ile Abbasi Hilafetinin merkezi arasında ortaya çıkan tartışmaların körüklediği nakil-akıl çatışması döneminde ise Maveraün nehir Hadis Ekollerinin devamı olarak Maturidi Ekolü’nü ortaya çıkarmıştır. Türk hakanlarının Halifeyi korudukları, fetihlere öncülük ettikleri dönemde, fetih kavramını “gönül fethi” kavramıyla zenginleştiren Hoca Ahmet Yesevi Ekolü ile birlikte milletimizin Müslümanlık anlayışı bugünün ilim adamlarının tanımlamasıyla “Maveraünnehir Müslümanlığı” olarak şekillenmiştir. Bu tanımın bize ifade ettiği hususu kısaca akaid-fıkıh-hadis-tasavvuf birlikteliği olarak yorumlayabiliriz. Maveraünnehir Müslümanlık anlayışında bu dört ilim dalı birbiriyle ters düşmez ve gündelik hayatın içindeki sıradan davranışlarda bile gözlemlenebilir.

Anadolu’nun ve bağlı coğrafyaların Türkleşmesi ve Müslümanlaşması sürecinde atalarımız “Kolonizatör Türk Dervişleriyle” Maveraünnehir Ekolünün Müslümanlık anlayışını ortaya koyarken; cesaret, kahramanlık, yiğitlik, mertlik erdemlerinin yanında iffet, haya, nezaket, dürüstlük, alçak gönüllülük, sabır, vefa, güvenilirlik, kanaat, hikmet, adalet gibi erdemleri de, yaşayan örnekler olarak tebliğ ve davet sürecine sokmuşlardır. Kimliğini korumanın yanında, kişilik gelişmesini ve olgunlaşmasını da önemseyerek, farklı inanç ve kültürlerin müntesiplerinin gönüllerini fethetmesini bilmişlerdir.

Osmanlı eğitim anlayışının temelinde Gazzali, İbn Arabi, Mevlana, Sadrettin Konevi gibi büyük Selçuklu alimleriyle bunların ilk dönem Osmanlı medreselerindeki yorumcuları sayılabilecek Davud el Kayseri ve diğer müderrislerin düşünceleri etkili olmuştur. İlk Osmanlı medreselerinin kurucusu ve hocası olan Davud El Kayseri gibi müderrisler; Endülüs ve Bağdat gibi ilim ve eğitim merkezlerinden süzülerek kendilerine kadar ulaşan İslam varlık felsefesini temel alarak ilim ile irfan, analitik düşünce ile manevi tecrübe ve terbiye, kelam ve fıkıh ile ahlak, felsefe ile tasavvuf arasındaki yakın ilişkinin iyice pekişmesini sağlamışlardır.

“Atalarımızın teori ve uygulamada tecrübe ettiği bu derin anlayışın bugünkü eğitime teorik ve uygulamalı olarak yansımasını sağlayacak eğitim felsefesi arayışı mutlaka dikkate alınmalıdır.”

Uzun yıllar etkisini devam ettiren bu gelenek ile medrese ve tekke bütünleşmesi sağlandığı gibi, toplumsal yaşama ve bireysel yaşam tarzına farklı bir derinlik kazandırılmıştır. Böylece modern dönemlerde yaşanan düşünce krizini de atlatabilecek birikim ve tecrübeye sahip olan milletimiz, içinde bulunduğumuz “fetret” dönemini de aşacak yolları bu zengin geleneğinin de yardımıyla bulacak potansiyele sahip olmuştur. Atalarımızın teori ve uygulamada tecrübe ettiği bu derin anlayışın bugünkü eğitime teorik ve uygulamalı olarak yansımasını sağlayacak eğitim felsefesi arayışı mutlaka dikkate alınmalıdır.

Bu topraklarda bu millet için ortaya konulacak eğitim anlayışları ve felsefeleri, insanlık tarihinde üretilen felsefeleri ve eğitim akımlarını bilmekle birlikte, bu milletin yaşadığı tarihi süreç göz önüne alınarak oluşturulmalıdır. Bu süreç sahih kaynaklarıyla, varlık anlayışıyla, örnek şahsiyetleriyle, zengin birikimiyle, evrensel bakış açısıyla hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını gönendiren, imar ve ihya eden bir gelenek oluşturmuş ve bu gelenek milletimizin örf, adet ve töresiyle daha da güçlü bir hale gelmiştir. Sahip olunan bu güçlü birikimin aydınlığında ortaya konulacak eğitim anlayışı ve felsefesi, sadece bu millet için değil, evrensel nitelikleriyle tüm insanlık için mutluluk, huzur ve başarı kaynağı olacaktır.

Konuları varlık, insan, bilgi, bilim, değer, ahlak, estetik olan felsefeden hareketle ortaya konulacak eğitim felsefesinin, eğitimin ve felsefenin bu temel konuların yanında; Yaratıcı, Yaratan’ı tanıma ve ona ibadet etme, yönetişim, imar ve ıslah, Peygamberlerin getirdikleri, fıtrat, iyilik-kötülük, özgür irade konularını da kapsam alanına alması gerektiği kanaatindeyiz.
Zamanın bütün önemli sorun alanları konusunda derinlikli bir düşünme faaliyeti içinde olan, düşünce ızdırabının ne demek olduğunu yakinen bilen, eğitim ile ilgili sorunların siyasi yönetim ve sistem değişikliğinden, hatta savaş kaybetmekten daha önemli olduğunun bilincinde olan; sömürgeci, ırkçı, emperyalist yeni dünya düzeni karşısında var olabilmek için metafizikten siyasete, eğitimden bilime, estetikten ahlaka uzanan bir düşünce ve medeniyet mücadelesinin zorunlu olduğunun farkında olan; eşyaya bir bütün olarak bakmasını bilen, dertli, endişeli, şuurlu uzmanların bu yaklaşımla hazırlayacağı yerli, milli, manevi ve evrensel niteliklere sahip bir eğitim felsefesinin, Modern Türkiye’nin eğitim sistemine rengini vermesi birçok sorunun çözümünü sağlayacağı gibi, bazı sorunların daha ortaya çıkmadan önüne geçeceği de muhakkaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz