Ana Sayfa Milli Şuur 54. Sayı Neden Sevgi Eğitimine İhtiyacımız Var

Neden Sevgi Eğitimine İhtiyacımız Var

Veliler, çocuklarının istikbalini düşünerek, en iyi eğitim almalarını ister. Öğretmenler de mevcut eğitim sisteminde öğrencilere, müfredata uygun en yeni bilgileri aktarır. Peki eksik olan ne?

57
0
© Milli Şuur

Okullarımız, çocuklarımıza eskiye nazaran herhalde daha çok bilgi aktarıyor. Maddî bilgiler ile donanımlı olan öğrencilerimiz, öğrendikleri yeni bilgileri ne kadar içselleştirebiliyor? Bu bilgilenme, bilmenin ana gayesini gerçekleştirmesi bakımından yeterli midir? Yani bilgilenen öğrenciler, bilgiyi hangi maksat için kullanacaklarını yeterince biliyor mu? Bilgi, öğrencilerimizi mutlu ediyor mu? Onların ahlâkını güzelleştiriyor mu? İç dünyalarını manevî yönden zenginleştiriyor mu? Çocuklarımıza bilginin, bireysel ve toplumsal saadet için en önemli kaynaklardan birisinin olduğunu anlatabiliyor muyuz? Maddî bilimler, huzurun maddî icaplarını yerine getiremiyorsa nerede hata yapıyoruz? Gerek refah, gerekse bilgi açısındaneskiye göre daha iyi bir durumda olduğumuza göre, modern dünyamızın çocuk ve gençleri neden mutlu ve huzurlu değil?

Veliler, çocuklarının istikbalini düşünerek, en iyi eğitim almalarını ister. Öğretmenler de mevcut eğitim sisteminde öğrencilere, müfredata uygun en yeni bilgileri aktarır. Peki eksik olan ne? Hiç düşündünüz mü? Eğitim programlarının içinde ne kadar sevgi ve merhamet var? Öğretmenlerimiz bilgiyi öğretirken, ne kadar şefkatlidir? Çocuklu ailelerimiz, sevgi ve merhamet konusunda ne kadar samimî? Yoksa ebeveynlerimiz, evdeki çocuklarını seviyor da en yakın akrabalarına gereken sevgi ve saygıyı göstermiyor mu? Aileler, çocuklarına ihtimam ile yoğun ilgi gösterirken, kendi yaşlı anne ve babalarını ihmal etmiş olmasın? Eğer en yakın akrabasını ve(ya) komşusunu unutuyor ve sevgisini sadece çocuğu ile sınırlı tutuyor ise, bu gerçek anlamda sevgi ve merhamet olabilir mi? Dikey ve yatay merhametten mahrum bir sevgi, olsa olsa bencillik olur.

Tekrar soruyorum. Başta ailelerimiz ve öğretmenlerimiz olmak üzere bizler çocuklarımıza/öğrencilerimize kapsamlı ve samimi bir sevgi gösterebiliyor muyuz? Sevgimizi, şefkatimizi derece derece, dalga dalga sosyal çevremize ve özellikle muhatap olduğumuz insanlara yansıtabiliyor muyuz? Çocuklarımıza/öğrencilerimize öyle bir sevgi ışığı yansıtmalıyız ki, yüreklerinde gerçekten sevildiklerini hissedebilmeli ve aldıkları sevgi kaynağı ile sosyal münasebetlerini düzene koyabilmeliler. Sevgiyi kalbinde yaşayan çocuklarımız/öğrencilerimiz, hem eğitimde daha çok başarılı olabilir, hem de sevgi gördüklerine karşı daha saygılı olur. Karşılıklı sevgi ve saygı ikliminde oluşan sosyal ortam, güven üzerinden gelişir. Bu sevgi atmosferi, okulda varsa, sokakta da vardır. Ailede varsa, okula da yansır. Sokaklarda, ailede ve okulda güven yoksa orada sevgide ya ifrat, ya da tefrit boyutuyla bir sorun, bir sapma var demektir. Sevginin asliyeti kaybolmuşsa, orada maneviyatımız ile ilgili bir sorun vardır.

Eksik bilgi ve sevgi ile yetişen gençlerimiz/öğrencilerimiz, soğuk demire benzer. Nasıl ki soğuk demir dövülmez ise marifetullah ve muhabetullahtan mahrum olan gençlerimize/öğrencilerimize bu aşamadan sonra bir şey anlatama

Sevgi Eğitimi Şiddeti Önler

Şiddetin kaynağı, merhametin yokluğu veya sevgisizliktir, ilgi görmemektir. Sevgiden mahrum olan çocuk ve gençler, merhamet besleyemez. Merhameti, ailede veya okulda göremeyen öğrenciler, bilgi sahibi olsa ne olur, olmasa ne olur? Sadece bilgi, şiddeti ve yozlaşmayı önleyecek bir kaynak değildir. Şiddeti önleyecek kaynak; kin, intikam, hiddet, nefret gibi nefsanî/şeytanî duyguları bastıracak; vicdan, sevgi ve merhamet duygularıdır. İlmin huzura ulaştıran sırrı Marifetullah’tır. Sevginin huzura ulaştıran sırrı ise Muhabetullah’tır. Peki Allah’ı bilme ve O’nu sevme temelli aile ve okul ortamını oluşturabiliyor muyuz? Çocuklarımızın eğitim ve terbiyesinden sorumlu aile fertlerimiz ve öğretmenlerimiz, gerçek sevgiyi meydana getirecek marifetullah ve muhabetullah bilincine ne kadar yakındır? Herhalde artık itiraf etme zamanı geldi.

Zulüm, bir şeyi layık olduğu yere koymamakla ortaya çıkar. Biz herhalde gerek aile, gerekse eğitim sistemimizde olması gereken en önemli iki unsuru yani marifetullah ve muhabetullahı göz ardı ederek, kendi kendimize zulmetmekteyiz. Zulmün olduğu yerde her türlü adaletsizlik, sapkınlık ve şiddet olabilir. Bazen velilerimiz, bazen öğretmenlerimiz, çocuklarına/öğrencilerine şiddet uygulayabilir; bazen de tam tersine çocuklarımız/öğrencilerimiz anne-babalarına veya öğretmenlerine şiddet uygulayabilir. Çarpık bir aile ve eğitim modelinde bilgi de sevgi de asliyetinden uzaklaşır. Çocuklarımıza Allah’ı tanıtmadan, Allah sevgisi öğretmeden bilgi de, sevgi de eksik kalmaktadır.

Ezcümle; Eksik bilgi ve sevgi ile yetişen gençlerimiz/öğrencilerimiz, soğuk demire benzer. Nasıl ki soğuk demir dövülmez ise marifetullah ve muhabetullahtan mahrum olan gençlerimize/öğrencilerimize bu aşamadan sonra bir şey anlatamazsınız. Çünkü nefis perde olmuş, gaflet, kin ve inat had safhadadır. Çare; çocuğun doğumundan itibaren ailede ve sosyal çevrede sevgi iklimi oluşturmak, okulda ise; işe ilk önce sevgi ve sorumluluk eğitimi ile başlamaktır. Unutmayalım,sevginin kaynağı da bizi muhabbet ile yaratan Allah’tır.

© Milli Şuur

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz