Ana Sayfa Milli Şuur 45. Sayı NEFİS TERBİYESİNDE TERKEDİLMİŞ İKİ HASLET: ŞÜKÜR VE KANAAT

NEFİS TERBİYESİNDE TERKEDİLMİŞ İKİ HASLET: ŞÜKÜR VE KANAAT

Şükür, her nimetin Allahü Teâla’dan geldiğini bilip dil ile hamd etmektir.

98
0

Çağımızda sürekli değişen ve gelişen bilim ve teknoloji sayesinde hemen her geçen gün insan hayatını kolaylaştıran, lüks ve konfor içinde yaşamayı özendiren, zevk ve eğlenceyi ön plana çıkartan bir birinden farklı ürünler ve seçenekler piyasaya arz edilmekte. Bu yoğun ürün arzı ise insanımızı, özellikle de gençlerimizi baş döndürücü bir tüketim çılgınlığına sürükleyerek her konuda doyumsuz hâle getirmiş durumda.
Sayıları her geçen gün çoğalan alışveriş merkezleri vahşi kapitalizmin birer şubesi olarak küresel sermayeye hizmet verirken yerel veya millî olan değerleri de yavaş yavaş sahneden silip kaldırmakta. Söz konusu değişim çok yavaş seyredip süreklilik arz ettiği için toplum da bu konuda olan biteni ya hiç yadırgamamakta veya bunlara çok cılız tepkiler vermekte.

Tüketim çılgınlığına ve moda salgınına kendini kaptırmış olan kimselerde birçok ruhsal ve sosyal bunalımın görülmesi de bu sürecin çok tabii bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Tahsil, kültür ve meslek açısından toplumda kendini çok saygın bir statüde göremeyen kimselerin tüketim ve moda ile kendilerine saygın bir yer aramaları ise kapitalist sistemin sinsi bir oyunudur. Yoğun şekilde yapılan reklam ve yayınlar kitlelerin beyinlerini yıkıyor ve onları istediği şekilde yönlendirebiliyor. Kitle iletişim araçları insanlara mutluluğun adresi olarak çılgın tüketimi ve lüks hayatı gösteriyor ne yazık ki.
Oturduğu semt veya mahalleden, giydiği kıyafetten, yiyip içtiğinden, kullandığı eşyadan, cep telefonundan veya sahip olduğu otomobilinden dolayı aşağılık duygusuna kapılarak mutsuz olanlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Sadece ve sadece, piyasaya yeni sürülen üst model bir cep telefonuna sahip olmak için üç aylık yaz tatilinde yarı aç yarı tok bir şekilde çalışarak para biriktiren gençlerimizin olduğunu işitiyoruz. Ne ilginç ve hazin bir şey!

“Sayıları her geçen gün çoğalan alışveriş merkezleri vahşi kapitalizmin birer şubesi olarak küresel sermayeye hizmet verirken yerel veya millî olan değerleri de yavaş yavaş sahneden silip kaldırmakta.”

Son model cep telefonu veya kıyafetler almak için cüzi ücretlerle birtakım iş yerlerinde çalışan gençlerimizin durumundan daha vahimi ise büyüklerimizin ev, otomobil veya eşya için kredi çekip borç yükü altına ve beraberinde faiz günahına girmeleri. Aslında insanlar sahip olduklarıyla yetinmeyip daha iyisini ve ilerisini arzu ederek büyük bir yanılgı içine düşmekte ve çoğu zaman ellerindekini de kaybetmekteler. Bunun örneklerini çevremizde çok görüyor ve üzülerek durumlarına şahit oluyoruz. Oysaki yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir toplumda yaşamaktayız. Müslüman demek, şükür ve kanaat sahibi, sabırlı ve mütevekkil, olgun bir insan demektir. Çok fazla geriye dönmeden şöyle otuz, kırk yıl öncesine bakarak o zamanki toplumumuzu özler ve arar duruma geldik. Otomatik çamaşır makinalarının, bulaşık makinalarının, renkli televizyonların, nofrost buzdolaplarının, bilgisayarların, cep telefonlarının, lüks otomobillerin, doğalgazın, asansörlü binaların, lüks mobilyaların, dört mevsimde birden var olan sebze ve meyvelerin ya hiç bulunmadığı veya çok az bulunduğu yıllarda çok daha mutlu ve daha gamsızdık.

Sahip olduğu sayısız nimetlerden dolayı şükretmeyi bilmeyen ve elindekine kanaat etmeyenler şeytanın kendileri için hazırladığı tuzaklara düşerek dünya ve ahiretlerini berbat etmekteler. Yüce kitabımızda zikredildiği üzere Hazreti Âdem’e secde etmeyerek ilahi huzurdan kovulunca şeytan öyle demişti: “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” (A’raf Suresi 17. ayet). Ağır borç yükü altında ezilmeler, aile içi huzursuzluklar, boşanmalar, alacak verecekten kaynaklanan kavgalar, hırsızlık, yolsuzluk ve arsızlıkların temelindeki en büyük neden şükürsüzlük ve kanaatsızlıktır. Böylece yüce Rabb’imizin sürekli imtihandan geçirdiği insanların çoğu şükretmeyerek imtihanı kaybetmekteler ki bununla ilgili İnsan Suresi 3. ayette: “Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.” Buyrularak insanoğlunun içinde bulunduğu ilginç imtihandan söz edilmektedir.

İslam âlimleri şükrü şöyle de tarif etmişlerdir: Şükür, her nimetin Allahü Teâla’dan geldiğini bilip dil ile hamd etmektir. Allahü Teâla’nın emirlerini yapıp yasaklarından sakınmak şükretmek olur. İbrahim Suresinde: “Hani Rabb’iniz şöyle duyurmuştu. “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” buyrulmaktadır. Bu ayetten sonuç olarak şu noktaya ulaşıyoruz; günümüz toplumunda ilahi emirlerin yerine getirilmeyip günahların çokça işlenmesinin altında yatan en büyük neden, verdiği nimetlere karşılık Rabbimize yeterince şükredilmemesidir. O halde Rabbimize şükredelim, yani emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınalım ki nimetlerini artırsın ve azabını uzaklaştırsın. Yüce Allah hepimize verdiği nimetlerin şükrünü eda etmeyi nasip etsin. Bizlere en büyük hazine olan kanaatkârlığı ihsan eylesin. Âmin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz