Bizler Müslüman’ız elhamdülillah. Müslüman olarak hayatın geneline ve eğitime dair bu düşünce kodlarımız bizim eğitime bakış açımızı ve eğitim ile ilgili değerlendirmelerimizi belirler:
Bildiğimiz bilmediğimiz her şeyin yaratıcısı, planlayıcısı Allah-u Teala’dır. Allah katında yegâne din İslam dinidir. Ondan sonra din gelmeyecektir. İslam dininden başka bir din asla kabul edilmeyecektir. Allah-u Teala’nın razı olduğu din İslam dinidir. Bize Müslüman adını veren Allah’ü Teala’nın kendisidir. Bizden Müslüman olarak ölmemiz istenmektedir. Allah’ın ipine (Kur’an’a) sarılmamız, tefrikaya düşmememiz istenmektedir. Allah’ı sevmemizin yolunun Peygamber’i sevmemizden geçtiği bildirilmektedir. Nefsimize ağır gelse bile tamamen ona teslim olmamız gerektiği bildirilmektedir. İnsanın amel defterinin kendi boynunda olduğu bildirilmektedir. Her türlü nimetin hesabının sorulacağı bildirilmektedir. Allah’ın Resulü’nün bizim için örnek olduğu bildirilmektedir. Peygamberimizden sonra peygamber gelmeyeceği, hidayetin de dalaletin de Allah-u Teala’ya ait olduğu, yaratılışımızın gayesinin kulluk olduğu, ölüm ve hayatın bir imtihan olduğu, her şeyin karşılığının görüleceği bildirilmektedir.
Talim ve Terbiye Anlayışımız
Biz Müslümanların talim ve terbiye tarifi şudur: İnsanın yaratıldığı temiz fıtratının muhafazası için doğumundan ölümüne kadar, İslam’ın temel esasları doğrultusunda itikatta, ilimde, akılda, din ve ahlakta, ibadet ve amelde, beden ve ruh sağlığında, sosyal hayatta, iktisatta, ekonomide, siyasette, hukukta hidayet, feraset, dirayet sahibi salih kimseler olarak yetiştirilmesi ve dünya ve ahiret saadeti için hazırlanması ilmi ve işidir.
Eğitim: Her sınıf ve kademedeki insanların düşünce ve davranışlarında, yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, çirkini değil güzeli, kötüyü değil iyiyi seçip uygun vasıtalarla ameli meleke kazandırmaya yönelik planlı programlı çalışma sürecidir.
Peygamberler bu anlayışın öğretmenliğini yapmışlardır. “Ben muallim olarak gönderildim.” diyen Peygamberimiz de bu anlayışın en güzel öğretmenidir. İslam fıtrat dinidir. İslam’ın ilah anlayışı tevhide dayandığı için, İslam insanın temiz İslam fıtratı üzere doğduğunu ilan ettiği için, İslam çevreyi Allah’ın kullarına bir emaneti olarak gördüğü için İslam’a dayanmayan bir talim terbiyeden hayır gelmez. Hayır ve şer adına ne yapmışsak hesap gününde Allah’ın bu işlerin hesabını soracağına inanıyoruz. Hepimiz çobanız, sorumluluğunu taşıdığımız her şeyden sorumluyuz.
Batı’yı referans alan bu talim ve terbiye anlayışını terk etmeliyiz. Çünkü Batı’nın yetiştirmek istediği insan, bizim insanımız değildir. Batı hidayetsizdir, hidayeti olmayanın ferasetine güvenilmez. Tarih ve ilim anlayışı efsanelere ve hurafelere dayanmaktadır. Batı, erkekle erkeğin cinsel ilişkisine meşruiyet kazandıran sapkın bir hayattır. Bize Batı fikriyatından hayır gelmez. Kendi özümüze dönmeliyiz. İslami mefhumlara ve şahsiyetlere getirilen yasakları ortadan kaldırmalıyız.
Çocuklarımıza eğitimci diye yutturulan Martin Luther ve benzeri Hıristiyan papazlar ile Newton ve Einstein gibi Yahudi kâhin ve simyacılarını örnek şahsiyetler olarak göstermek yerine bizim tarihe mal olmuş İmamı Gazali, İbni Sina, İbni Haldun ve benzeri eğitimci ve âlimlerimizi örnek göstermeliyiz. Batı kaynaklı bütün eğitim projelerini iptal etmeliyiz. Batlamyus yerine Battani’yi öğretmeliyiz.
Eğitim sistemimiz İslam’a kapalıdır. Bu yasak kaldırılmalıdır. Kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitimden dönülmelidir. Kur’an eğitimine getirilen bütün sınırlamalar ortadan kaldırılmalıdır. Çocukların kalbine Allah korkusunu yerleştirecek bir anlayışla ders kitapları yeniden yazılmalıdır. Eğitimin muhtevası marifetullah (Allah’ı bilmek ve tanımak) ve marifetünnefs (insanı bilmek ve tanımak) esasına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Türkiye ve Eğitim
Ülkemizde eğitim ve öğretimizin temel referansı İslam değil Batı ve fikriyatıdır. Bugün ülkemizde eğitimde reform çalışmaları kapsamında yürütülen AB destekli eğitim projelerinin isim babalarına baktığımızda, bunların Yahudi din adamı hahamlar, Hıristiyan din adamı rahipler veya onların iş birlikçisi ateist kimseler olduğunu görmekteyiz.
Jan Amos Comenius (1592-1670) din adamı ve okul müdürü; Rotterdam’lı Desiderius Erasmus (1465-1536) Augustin tarikatı üyesi rahip, Leonardo de Vinci (1452-1519) papalık danışmanı, sanatçı, mimar, müzisyen; Nikolai Frederik Severin Grundtvig (1783-1872) Danimarkalı bir rahip ve yazar; Martin Luther (1483-1546) Alman din reformcusu; Jean Calvin (1509-1564)İsviçreli teolog.
John Dewey (1859-1952) ABD’li felsefeci. 1924 yılında Türkiye’ye gelerek Türk eğitim sistemi için kapsamlı bir rapor hazırlamıştır. Bu adamların tek numarası İslam düşmanı olmalarıdır. Bu yanlış eğilimden vazgeçmek Müslümanlık inanışının gereğidir. Bundandır ki İslamsız eğitim ve öğretim olmaz.
Bugün ülkemizde yayın yapan ne kadar Televizyon, gazete varsa bunların tamamına yakını, milletin bütün kutsal değerlerini yıkma yarışına girmişlerdir. Bu kötü gidişe millet olarak dur dememiz gerekmez mi? Talim ve terbiyemizin İslam’dan koparılması için yoğun bir çalışmanın içine girilmiştir. Bu bağlamda;

  1. Yahudi asıllı John Dewey (1859-1952) 19 Temmuz- 10 Eylül 1924 tarihleri arasında dönemin Eğitim Bakanı Vasıf Çınar tarafından ülkemize davet edilmiştir. John Dewey İstanbul, Ankara ve Bursa’da bir dizi inceleme ve araştırmadan sonra “Türkiye Maarifi Hakkında Rapor”unu hazırlamış ve ilgililere sunmuştur. Onun şu sözü önemlidir: “Biz bir program yaptık. Bu program kırk yıl uygulanırsa Türkler kökünü kaybeder. Tıpkı bir Amerikalı gibi düşünmeye başlar.”
    Dewey’in önerdiği eğitim sistemi İslam dinini eğitimin dışında tuttuğu ve materyalizmi esas aldığı için bu anlayışla yetişen nesiller manevi köklerinden kopacak ve Amerikalılar gibi Büyük İsrail’in kurulaması için savaşan köleler olacaktır.
  2. Bu hususta üzerinde durulması gereken bir başka hususta 26 Şubat 1946 Kahire Anlaşması çerçevesinde Türkiye’de 27 Aralık 1949 Anlaşması gereğince kurulan “Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu (Fulbright)”dur.
    Bu anlaşmanın 5. maddesine göre Komisyon’un 4’ü Türk vatandaşı ve 4’ü ABD vatandaşı olmak üzere 8 kişiden oluşmaktadır. Bu komisyonun başkanlığını da ABD’nin Türkiye’deki diplomatik heyetinin başı yapacaktır ve bütün kararlarda oy hakkına sahiptir. Komisyon karar ve davranışlarında ABD Dışişleri Bakanı’na karşı sorumludur. Türk Hükûmetine bu komisyonun çalışmalarını kontrol ve denetleme hakkı dahi verilmemiştir.

Gaye ise Müslüman toplumun evlatlarını şuurlu nesiller olarak yetiştirme yerine, AB ve ABD’nin ticaret, ekonomi ve siyasi çıkarları için tehdit olmayan tüketim toplumu hâline getirmektir. Buna, Amerika kaynaklı filmler, diziler, cinsel istismar eksenli kültür sanat etkinlileri foto romanlar da eklendiğinde, tasarlanan ve uygulanan planın ciddiliği daha iyi ortaya çıkar. Eğitim ve kültür etkilerinin derinliği de dikkate alındığında, bu projelerin yaşattığı manevi zehirlenmenin, görülen maddi zehirlenmelerden çok daha feci olduğu anlaşılacaktır.
Ders Kitapları
Materyalizm: Var olan ve gerçek olan -haşa- Allah(c.c) değil sadece maddedir. Madde evrenin asli veya temel kurucu unsurudur. Doğaüstü hiçbir şey var değildir. Sadece duyumlarla algılanabilen varlıklar, süreçler veya içerikler vardır ve gerçektirler. Evren; zekâ -hacmi ve ağırlığı olmayan güç- Tanrı vb. gaye ve nihai sebepler tarafından yönetilmez veya yönlendirilmez inanışıdır.
Sekülerizm: Toplumun dünya hayatını İslam’ın temel esaslarına göre tanzim etmesi, ebedi ahiret hayatını kazanacağı bir tarla olarak görmesi yerine, bütünüyle manevi olandan arınıp Materyalizm’in insan tanımına uygun olarak Üstün insanın mutlu köleleri olarak yaşayacağı bir dünya hayatına yönelmesi ve razı olması anlayışıdır.
Materyalizm insan ve cin şeytanlarının birlikte ürettiği bir ifsat dinidir ve bu dinin hayat felsefesi de Sekülerizm’dir. Bu anlayışa dayanan bir talim ve terbiyeden hayır gelmemiştir ve gelmeyecektir. Yapılan değişiklikler eğitimin Batıcı, İslam karşıtlığı muhtevasını değiştirmeye yönelik değildir. Toplumun bazı taleplerini bu muhtevaya zarar vermeden karşılama işi olarak görülmelidir. Bunun için Müslümanlar olayı doğru okuyup durumu lehlerine çevirecek ciddi aksiyonlar ortaya koymalıdırlar. Çünkü inanan insanlar, çocuklarının materyalist ve seküler şahsiyetler olarak yetişmesine rıza gösteremezler.
Bu etkinlikler artarak devam etmesi, sırf bu ifsat çalışmalarını yürütsün diye AB bakanlığının kurulmuş olması, MEB’in de AB kıstaslarına uygun bir siyaset izlemesi anlamlıdır.
Sonuç
Bu projelerle elde edilmek istenen sonuç, toplumun ve genç neslin İslam’dan uzaklaştırılmasıdır. AB dediğimiz şey nedir? Nasıl bir medeniyettir. Müslümanlar olarak oradan alacağımız ne vardır?
Önce bir defa AB, inanç yapısı itibarıyla teslise inandığı için müşriktir, üstün ırk inanışına sahip olduğu için ırkçıdır, ilah tanımazlığı bakımından da inkârcıdır. Bu özellikleri itibariyle de İslam düşmanıdır. Müslümanlar olarak böyle bir yapıdan iman esasları ve düşünme biçimleri bakımından alacağımız hiçbir şey olamaz. Çünkü biz Müslümanız ve tevhide inanıyoruz.
AB ve bütün Batı’da aile diye bir şey yoktur. Önümüzde ahlak, namus, iffet, hayâ ve edep esasları bakımından iflas etmiş bir Batı vardır. Erkekle erkeğin nikâhını kıyan bir yapıdan alacağımız hiçbir şey olamaz, olmamalıdır.
Medeniyetler, temizlik anlayışlarıyla ölçülür. Batıda taharet yoktur, gusül abdesti yoktur, Erbakan hocamızın dediği gibi tuvalete girdikleri gibi çıkarlar, istinca ve istibra nedir bilmezler. Temizlik bakımından böle bir AB’den ne alabilir ki?
AB’nin helal ve haram anlayışı yoktur. Yardımlaşma duygusu yoktur. Bireyci ve çıkarcıdır. Batı’da kalkınma değiniz şey ise sömürü ve zulmün eseridir. Mazlum milletlerin mallarını ve servetlerini çalarak bir refah oluşturmaya çalışmışlar. Bu kalkınmanın ne faydası olabilir ki? Biz böyle bir refahtan yana olabilir miyiz?
İlim açısından AB görüneni biliyor ve okuyor. Bu bakımdan materyalisttir, maddecidir ve bilgi hamalıdır, taşıdıkları bilginin mahiyetini bilmezler. Bilgiyi de ıslah için değil ifsat için kullanırlar. Görülmeyeni, manayı, maneviyatı bilmezler. Bilmedikleri için de gerçekte cahildirler. Müslümanlar olarak cahil bir toplumdan ilim adına alacak bir şey bulmamız imkânsızdır.
Avrupa’dan alacağımız tek ders, İslamsız kalmış bir toplumun acıklı hâli örneğidir. Bunun için AB projeleri birer ifsat projeleri olduğu için, bizi İslam’dan, manevi köklerimizden uzaklaştırdığı için, nesillerimizi yozlaştırdığı için terk edilmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz