Bir işi yapmaya karar vermek o işin yarısını yapmış olmak demektir. Çok yönlü bir fizibilite çalışmasından sonra yapmaya karar verilen işlerde başarılı olma şansı yüzde yüze yakındır. Yada o işte başarısız olma ihtimali bulunmamaktadır.
Başarı, kişinin mevcut pozisyonundaki şartları pozitif yönde kanalize etmesi demektir. Başarısızlık takat yetersizliğinin farklı bir ifadesidir. Aslında başarısızlık yoktur. Kişi isterse başarıyı yakalaması muhakkaktır (Necm suresi, 39). Başarılı olmak için yapılması gerekenler şöylece özetlenebilir.
1) Niyet ve karar
Yapacağımız işe niyet ederek o işi yapmaya aynı zamanda karar da vermiş oluruz. Başlangıç için ilk adım niyet etmektir. Bu tutum aynı zamanda ibadet saikiyle yapılmalıdır. Çünkü ibadetler sadece belirli zamanlarda yerine getirilen tutum ve davranışlardan ibaret değildir. Ya da camideki eylemlerimizden ibaret değildir. İbadet; samimiyeti içerisinde barındıran, sıfır beklentiyle gerçekleştirilen ve yalnızca Allah rızasının umulduğu tüm davranışlardır.
Kararlı tutum ve davranış biçimi bireyin kişiliğinin bir parçası hâline gelmelidir. Kararlı olmak, yüksek mutivasyonla birlikte mücadele etme gücünü destekleyen çok önemli bir etkendir.
2) Planlama organizasyon
Toplumsallaşmanın gereği olarak bireysel ve toplumsal sorumluluklarımız birbirinden bağımsızlaştırılamamaktadır. Bu da etkin bir planlama ve organizasyon gerektirmektedir. Planlamalarımız günlük, haftalık, aylık, yıllık ve hatta daha uzun vadeleri kapsayacak formatta yapılandırılabilir. Planlar uygulanabilir ve sonuç odaklı olmalıdır. Sadece görsele dayalı, ikna edici ve uygulama özelliği bulunmayan planlar yapılmamalıdır.
Üst makam ve mercilerin takdirine matuf, içerisinde gizli/açık beklentileri barındıran, toplumsal yararlılık gözetmeyen, “Sırtımı kaşı, sırtını kaşıyayım.” yaklaşımıyla hazırlanan planların başarı şansı bulunmamaktadır.
3) Çevreyle açık iletişim kurabilmek
Temel iletişim becerisi karşıdakini anlamaya çalışmaktır. Anlatmaya çalışmak kısmen dayatma içermektedir. Ancak anlamak için çaba harcamak etkin bir saygıyı ve saygın olmayı gerektirir. Saygı duymak, karşımızdakini sorgulamadan anlamaya çalışmayı gerektirir.
Kişiliği sorgulamak, büyük bir iletişim faciasıdır. Oysa davranış değerlendirmesi ve yapıcı eleştiri psikososyal bir olgunluktur. Temel iletişim becerilerini etkin kullanan kişiler sosyal çevrelerle barışık, kolay anlaşılan ve ikna yetisini geliştirmiş olan kişilerdir. Kişiler arası ilişkilerde sosyal olgunluk önemli bir yer kapsamaktadır. Sosyal olgunluk aktüaliteye hâkim olmayı, kendini çok yönlü tanımayı, etkin medya okuryazarlığını, istikrarlı okumayı ve çevrel şartları özümsemiş olmayı gerektirir.
İletişim engelleri, başarı önündeki çok önemli engellerdendir. Kişiler arasındaki ilişkilerde amaç iletişimin bir kazaya maruz kalmadan güvenli bir şekilde sürmesidir. Sıkça kullanılan iletişim engelleri; emir vermek, sorgulamak, yargılamak, açık aramak, kişiliği sorgulamak, tanı koymak, reddetmek, sorgu içeren sorular sormak, ad takmak, alay etmek gibi sıralanabilir.
4) Çalışmak/Mücadele etmek
Kazanmanın en önemli şartı belki de ilk şartı çalışmaktır. Çalışmadan herhangi bir kazanım elde etmeyi beklemek anlamlı değildir. Kuran-ı Kerim’de ifade edildiği gibi “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır (Necm suresi, 39).” Emek, sarf edilmesi hâlinde karşılıksız kalmayacağı güvence altına alınmıştır. O hâlde bir kazanım elde edilmek isteniyorsa çalışarak bunun gereği yapılmalıdır.
Ne yazık ki toplumumuzda hiçbir adım atmadan büyük sahiplenme beklentileri artmaktadır. Bu da tembelliği beraberinde getirmektedir. Eğer kişi iş yaşamında başarılı olmak istiyorsa öncelikle mesleki yeterliliğini maksimum düzeye taşımalıdır. Bizzat kendisinin yapması gereken iş ve işlemleri zamanında ve tam yapmalıdır.
Toplumsal hastalıklarımızdan birisi de yarım işlerle yetinmemizdir. Bunun farklı şekillerde izah tarzları geliştirilmiştir. Mesela “Başlayalım, nasıl olsa bir tamamlayan çıkar.” anlayışı… Oysa yapılan işten doyum sağlamanın en önemli kriteri işin sonunda çıktıyı görmektir. Düzenli, planlı çalışmalar gösteren kişi hangi alanda olursa olsun başarı kaygısı taşımamaktadır.

5) Adalet
Sosyal bir varlık olan insanın en temel sorumluluklarından bir tanesi adalettir. Evde, okulda, karakolda, iş yerinde, sokakta, resmi kurum ve kuruluşlarda ve bilaistisna her yerdeki uygulamalarda adalet sıfır toleransla uygulanmalıdır. Adaletsizlik, ayrıştırmayı beraberinde getirmektedir.
Her birey iştigal ettiği alandaki uygulamalarında adil olma vasfını başat ilke yapmalıdır. Mesela yönetim kademesinde bulunan bir yönetici, birlikte çalıştığı personeline ilişkin hakkaniyete dayalı adil olma vasfını hissettirmelidir. Özellikle siyasi pozisyonlarda bulunan parti ve ülke yöneticileri tasarruflarında ayrım yapmayacaklarına dair güvenceleri uygulamalarında barındırmalıdırlar. Herhangi bir gerekçeyle ülke insanının ayrıştırılması büyük bir ihanettir.
Ülkemiz özelinde seksen iki milyon insan yaşamaktadır. Bu topraklarda aynı havayı soluyan, aynı kültürel kodlarla yoğrulmuş, içerisinde büyük zenginlikler barındıran farklılıklarla bir olmuş toplumumuzun bütün bireyleri birinci sınıf vatandaş ve aynı zamanda kardeştirler. Farklı kıyafetler, farklı siyasi tercihler, farklı dinî yaklaşımlar, farklı kültürler ve diller, farklı yaşam biçimlerinin tamamı saygıya değerdir. Hiçbir gerekçeyle ayrıştırma yapılamaz. Bizlere, ülke insanlarına bu zenginliklerle yoğrulmak büyük bir güven vermektedir. Ancak bu farlılıklarımız bazı çevrelerce bilinçli ya da bilinçsiz istismar edilmektedir. Bu durum ülkemizin birlik beraberlik ve güçlenmesi adına bir talihsizliktir.
6) Değerlendirme
Başarının en önemli ayaklarından birisi de değerlendirmedir. Değerlendirme yapılan işlere yönelik pekiştireç niteliği taşımalıdır. Eksiklikler, aksaklıklar üzerinden yapılan değerlendirmeler ortaya çıkan pozitif sonuçları örtebilir. Bu yüzden öncelikle güzellikler değerlendirilmeli ve buradaki kazanımların genellenmesi için farklı yöntemler geliştirilmelidir. Başarı/başarısızlık ilişkisinde süreç çok önemlidir. Önceden planlanmış organizasyonlar sabırla ve etkin bir şekilde uygulanırsa istenen başarı ortaya çıkacaktır.
İnsanlar arasındaki ilişkiler her zaman güvene dayalı ve şeffaflık ilkesiyle sürdürülmelidir. Arka plan değerlendirmeleri her zaman ilişkilerde zedeleyici olmaktadır.