Batılılaşma akımının etkileriyle her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da model alınan batılı uygulamalar bünyemize aykırı geliyor. Yaşam kültürümüz, inançlarımız, içtimai kıstaslarımız batıyla çeliştiği için uygulamalarda yaşanan kan uyuşmazlığının, bizi kendi değerlerimiz üzerinde hareket etme noktasında motive etmesi gerekir.

Eğitim alanındaki değişim ve yenilikler sadece Türkiye’de değil dünyanın her tarafında yapılmaktadır. Ancak gelişmiş ülkelerde bu değişimler, kapsamlı araştırmalar, toplumsal analizler; eğitimci, öğrenci ve velilerle yapılan anketler üzerinden yapılırken, Türkiye’de tabiri caizse, kopyala yapıştır şeklinde yapılıyor. Başka ülkelerde uygulanan verimli eğitim modelleri ülkemizde de uygulanabilir ama öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri göz önünde bulundurulmadan, altı doldurulmadan, eğitimci profili dikkate alınmadan taklit edilen uygulamalar, zaman içerisinde açık vermeye başlıyor ve olumsuz neticeler doğuruyor.

ÖĞRENENİN MERKEZE ALINMASI

Teknolojik gelişmelerle birlikte küreselleşeme, bilgi toplumu ve postmodernizm olarak adlandırılan değişimlerin, eğitime de çok önemli yansımaları olmuştur. Eğitime yeni bakış açıları ve kavramlar getiren bu yaklaşımların özü, çok kanallı esnek eğitim ve yaşam boyu eğitim şeklinde özetlenebilir. Eğitimde, öğretim yerine öğrenmeyi ön plana çıkaran bu anlayışta vurgu, öğrenen üzerine olup; öğrenen, eğitimin ortak paydası haline gelmiştir. Bu yaklaşım genel olarak “Öğrenci Merkezli Eğitim” şeklinde ifade ediliyor.

Öğrenci merkezli eğitim, eğitimin öğrencinin ilgi ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yapılmasını öngören bir yaklaşımdır. Öğrenci merkezli eğitimde, öğrenci esastır. Okul kuralları, disiplin gibi unsurlar teferruattır. Öğrenci merkezli eğitim, eğitimin öğrencinin ilgi ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yapılmasını öngören bir yaklaşımdır.

Öğrenci merkezli eğitim anlayışında öğretmen ve öğrencinin rolü yeniden tanımlanmaktadır. Öğrenci, öğrenme sürecinde, yeni bilgileri zihninde yapılandırırken, önceden edindiği bilgileri gözden geçirir. O konu hakkında neyi bilip bilmediğini belirler. Yeni bilgiler edinme aşamasında gözlem, deney, uygulama, araştırma, inceleme vb. yaparak öğrenmeyi sürdürür. Öğretmen, kaynaklara ulaşabilmesi için öğrencisine rehberlik eder. Bu süreçte araştırarak ulaştığı istatistikler, belgeler, filmler, bilimsel veriler öğrencinin birincil bilgi kaynaklarını oluşturur.

ALTYAPISIZ UYGULAMALAR TERS ETKİ OLUŞTURUYOR.

Öğrenci merkezli uygulamayı teorikte değerlendirdiğimizde, öğrenci üzerinde bir takım handikapları olmasına rağmen, faydalı bir uygulama gibi duruyor ama iş uygulamaya geldiğinde zayıf bir temele oturttuğumuz uygulamalar çatırdamaya başlıyor.

Öğrenci merkezli eğitimde fırsat eşitliği; tüm bireylerin eğitim alması hakkı yanında, bireysel özelliklerine göre de eğitim almasını ve bireysel gelişimini sağlaması şeklinde benimsenmektedir. Fakat ülkemizde bu koşullar tam manasıyla sağlanamamaktadır.

Öğrenci merkezli eğitim uygulama modeli aslında, anne ve babalara, öğretmenlere ve öğrencilere; ezberci eğitimden kurtulma, soyut, eleştirel, bağımsız düşünme, problem çözme, öğrenmeyi öğrenme, kendini değerli hissetme ve belki de en önemlisi kendine güvenme konusunda yol haritaları çizmektedir. Fakat öğrencilerimizin bundan anladığı internet arama motorlarından aldığı dokümanları, belli bir formatta düzenleyerek ödev ve tez hazırlamaktan ibaret. Maalesef ezberci bir anlayışla, diploma odaklı hareket eden aile ve öğrenciler; bilgiyi analiz etme, çalışmaları projelendirme, mantık çerçevesi oluşturma gibi unsurları angarya olarak görmektedirler. Teknolojiyi bilgisayar oyunları oynamak ve sosyal paylaşım ağlarında egolarını tatmin etmek amacıyla kullanan gençler, küçük bir zorlukla karşılaştıklarında, mücadele edip sorunları çözmek yerine teslim olmayı tercih ediyorlar.

” Teknolojiyi bilgisayar oyunları oynamak ve sosyal paylaşım ağlarında egolarını tatmin etmek amacıyla kullanan gençler, küçük bir zorlukla karşılaştıklarında, mücadele edip sorunları çözmek yerine teslim olmayı tercih ediyorlar..”

Eğitimin mevcut durumu ve öğrenci profili dikkate alınmadan “Öğrenci Merkezli Eğitim” ekseninde yapıldığı düşünülen programlar; eğitim-öğretim sürecini, özellikle programın uygulayıcıları açısından, çekilmez bir hale getirmektedir. Yeni çıkan bir yönetmelikle 12 ilde pilot uygulaması yapılacak “Öğretmen Performans Değerlendirme Sistemi” de, öğrenci ve veli profili dikkate alınmadan yapılacak bir uygulama olacaktır. Büyüklerine karşı saygı mefhumunu yitirmiş, öğretmeni değerli değil görevli gören, eğitimcileri rencide etmeyi marifet sayan; teknoloji bağımlısı, nemelazımcı, bilgiçlik taslayan bir öğrenci kitlesinin öğretmenlerine performans notu vermesini istemek, öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, anlamsız bir hareket olacaktır.

Eğitim sisteminin açıklarını gidermek için yapılan değişiklerden biri olan “Öğretmen Performans Sistemi” kötü gidiş karşısında günah keçisinin aradığı bir zaman diliminde öğretmenleri hedef tahtasına koymaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Bu durum aynı zamanda Milli Eğitimdeki teftiş mekanizmasının ne kadar hasar gördüğünün de bir göstergesidir.

ÖĞRENCİLİK KARAKTERİ

Öğrenciliğin kendine has bir karakteri vardır. Bu karakter disipline edilmez ve eğitimciyi saygın bir konuma yerleştirmezse, eğitimde verimlilik düşer. California’da bir okuldaki öğrencilerin fazla devamsızlık nedeniyle sınıf tekrarı kararı verilen bir okulda, velilerin durumu kabullenmeyip, farklı konularda da sürekli itirazda bulunmaları üzerine; okulun oluşturduğu ve yılın telesekreter mesajı seçilen metin, günümüzde öğrenciye özgüven patlaması yaşatmanın zararlarını yansıtıyor aslında. Daha önce okumuş olduğunuzu düşündüğüm ironik telesekreter mesajı, öğrenci karakterine ışık tutuyor:

“Merhaba! Pacific Palisades’e hoş geldiniz. Bu bir otomatik mesajdır. Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek ilgili tuşa basınız.

  • Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1’e…
  • Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2’ye…
  • Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3’e…
  • Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4’e…
  • Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5’e…
  • Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü hakkındaki şikâyetleriniz için 6’ya…
  • Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden yakınmak için 7’ye…
  • İştahlı çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul menüsünden şikâyet etmek için 8’e basınız…
    Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yaşadığının farkındaysanız ve sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının önemli olduğuna inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının bilincindeyseniz telefonu kapatabilirsiniz…
” Eğitim sisteminin açıklarını gidermek için yapılan değişiklerden biri olan “Öğretmen Performans Sistemi” kötü gidiş karşısında günah keçisinin aradığı bir zaman diliminde öğretmenleri hedef tahtasına koymaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Bu durum aynı zamanda Milli Eğitimdeki teftiş mekanizmasının ne kadar hasar gördüğünün de bir göstergesidir.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz