Öğrenci nitelemesi, her ne kadar öğrenme isteğini tam olarak karşılamasa da öğrenmesi gereken varlık olarak ifade edilebilir. Öğrenci tabiri -düz mantıkla değerlendirdiğimizde- donanım eksiği bulunan ve eksikliklerinin giderilmesi gereken birey olarak da değerlendirilebilir.
Donanımca eksik olduğu varsayılan bir bireyin bu eksiklerinin giderilerek daha donanımlı hâle getirilmesi ancak çok daha donanımlı ve yetkin başka bireylerce sağlanabilir.
Bu aşamadan sonra ilişki kavramıyla yüzleşebiliriz. Yani öğretmen-öğrenci ilişkisi! Bu ilişkinin gerçekleşebilmesi için sağlıklı bir iletişimin başlamış olması gerekir. Çünkü ilişki iletişimin üst aşamasıdır. Eğer iki taraf (öğretmen-öğrenci) arasında doğru ve etkin bir iletişim kurulamaz ise bir üst aşama saydığımız ilişkinin gerçekleşmesi beklenmez.
Öğretmen-öğrenci ilişkisinde varsayılanın öğrenen-öğreten ilişkisi olduğu açıktır. Yani öğrenme ortamıdır kast edilen. Ortamda öğrenci ve öğretmen olduğuna ve beklenen eyleminde öğrenme eylemi olduğuna göre o zaman öğreticinin öğretmeye elverişliliği ve farkındalık düzeyi irdelenmelidir.
Eğer toplumsal olarak çok yönlü gelişme sağlayacaksak nitelikli insan ve grup sayımızı arttırmalıyız. Nitelikli insan kimdir? Hangi meslek grubunda olursa olsun -bu ister beyaz yakalı bir meslek grubu ister mavi yakalı bir meslek grubu olsun- mesleğe dâhil olan kişi mesleğin gerektirdiği yeterlilikleri taşımalıdır. Beyaz yakalı meslek grubundan sayılan öğretmenlik üzerinden değerlendirmelerimizi şöylece kategorize edilebilir.

  1. Akademik Bilgi: Öğretmenlik için en temel alan akademik alandır. Üniversiteler öğretmenlerin akademik alanıyla daha çok iştigal ederler. Gerek bilimsel alan bilgisiyle ve gerekse formasyon bilgisiyle yüksek donanımlı bir şekilde üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olmaları beklenir öğretmenlerin. Öğretmenin mesleğini evrensel ilkelerle ve bilimsel yöntemlerle sürdürebilmesi bu alandaki kazanımlarının düzeyiyle doğrudan orantılıdır. Tabii ki etkin öğretmenlik için sadece akademik bilgi ve donanım yetmeyebilir. Ancak bu alanın kuşatılmış olması olmazsa olmaz temel ilkelerden bir tanesidir.
  2. Psikososyal Yetkinlik: Genelde insan psikolojisine özelde ise çocukların ve gençlerin genel gelişim dönemlerine ilişkin özelliklere hâkim olmayı ve sosyal çevrenin verili sistemine hâkimiyeti gerektirir psikososyal yetkinlik… Bu alanın doldurulabilmesi tamda öğretmenlik mesleği ile mümkün olabilir. Psikososyal yetkinlik aynı zamanda genel başarının da çok önemli bir ayağıdır. Adademik başarıyla birlikte psikososyal başarı genel başarıyı ifade etmektedir. Bu alanın en önemli çıktısı doğru anlayabilmek ve anlaşılma gayretleridir. Çünkü insan için en temel ihtiyaçlardan birisidir anlaşılmak. Bu çaba aynı zamanda büyük bir enerji kaynağıdır da. Çevresiyle etkin ve doğru iletişim kurabilen öğretmen için hem öğretme ve hem de öğrenme daha kolaylaşacaktır. Öğrenme/öğretme davranışı maddi ve manevi haz çıtası çok yüksek belki de en erdemli fonksiyonlardan bir tanesidir.
  3. Güvenilirlik: Güven, öğrenme ortamı için birincil ihtiyaçtır. Karşılıklı güvenin sağlanması pekiştireç niteliğindedir. Güvenlik duygusu sosyal yaşamın akışı içerisinde hep yanı başımızda hissetmek istediğimiz destekçimizdir. Güven duygusunu hissedebilmemiz partnerimizle kurduğumuz ilişkide ortaya çıkmaktadır. Eğer ihtiyaçlar karşılıklı olarak herhangi bir baskı ve kısıtlamaya maruz kalmadan ifade edilebiliyorsa güvene dayalı bir ilişkiden söz edilebilir. Yoksa sadece ben güvenilen birisiyim, bana güvenmelisin gibi ifade ve telkinler kişiyi de ortamı da güvenli kılmaz. Güvensiz ortam özellikle öğrenen için tam bir ızdırap ortamıdır. Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için edinilen bilginin davranışa dönüşmesi gerekir. Aksi durumda sadece kuru ezber bilgiler öğrenme için yeterli olmayabilir.
    Peygamber Efendimizin (SAV) bir toplumu dönüştürmedeki birinci sermayesi güvenilir olmasıdır. Eğer Mekke ve Medine toplulukları Peygamber Efendimize (sav) güvenmeselerdi dünyada eşi ve benzerinin bulunmadığı büyük bir dönüşümün gerçekleşmesi mümkün olmazdı. Tabii güvenilir olmak aynı zamanda güven duymayı da gerektirir. Özellikle gençlere güven duyulması önemli bir peliştireçtir.
    Her insan kendi kapasitesini performansa çevirdiği oranda çok farklı alanlarda başarılar sağlayabilir. Allah-ü Teala insanı zengin ve farklı kapasitelerle donatmıştır. Bu donanımın performe edilmesi insanın kendi tercihine bırakılmıştır. O yüzden gençlerin gösterdikleri fozitif ve negatif performans biçimleri öğretmenleri ve aileleri zaman zaman şaşkınlığa sevk edebilir.
  4. Doğru Model: Çocuklar ve gençler benimsedikleri kişilikleri büyük oranda taklit etme eğilimindedirler. Örnek kişiliklerin sergiledikleri tutum ve davranışlar, çevredeki diğer bireyler için önemli öğrenme yöntemlerinden bir tanesidir. Yapılan araştırmalar sözel olarak ifade edilen eylemlerden çok, yaparak yaşayarak sergilenen davranışların öğrenme üzerinde daha fazla etkisinin olduğunu göstermiştir. Bu durumda trafik kurallarına uymanın gerekil olduğunu söylemek yerine bu kurallara her şartta uymak yakın çevremiz için çok daha öğretici olabilir. Çocukların ve gençlerin anne babaları ve öğretmenleri birincil model kabul ettikleri bilinmektedir. Bu durum öğretmenler için okul çağıyla sınırlı tutulabilir. Aileler içinse gelişim dönemlerine göre farklılık göstermekle birlikte ergenlik dönemi sonuyla sınırlandırılabilir.
    Ancak bu durumun istisnaları tabii ki vardır. Eğer aile ve çocuk/genç arasında sağlıklı, güvene dayalı bir ilişki geliştirilebilirse orta ve uzun vadede (orta ve ileriki yaşlar için) bir birini etkileme, model olma durumu sürebilir. Burada en temel kriter karşılıklı ihtiyaçların iyi analiz edilmesi ve beklentisiz saygı duyulmasıdır.
  5. Tutarlılık: Davranışların kişilik gelişim üzerinde belirleyici etkisi vardır. Kişiliğin doğru bir zeminde gelişebilmesi çevrenin sunduğu modellerin tutarlılığına bağlıdır. Tutarlılık söylem ve eylem uyuşmasını ifade etmektedir. Sözel anlatımların davranış üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını söylemek doğru değildir. Ancak söylenenlerin davranışla desteklenmesi çok önemlidir.

Aslında entelektüel birikim sahibi, okuyan, eleştiriye açık, analitik değerlendirmeler yapabilen, fazitif bakış açısına sahip, doğru model niteliği taşıyan kişilerden beklenen de budur. Öğretmenlerin, özellikle çocuklar ve gençler için birincil ve büyük oranda sorgulanmayan modeller oldukları unutulmamalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz