Öğrencilik hayatımda da, veli olarak da öğretmenlerden çok çektim. Çevremde gözlediğim bir çok insanın hayatındaki yanlış örnekler de cabası. Öğretmenlik çok önemli bir meslek. İnsanın hayatına yön veriyorsunuz. Onun hayata bakış açısının oluşmasına öncülük ediyorsunuz. Yanlış öğretmen tutumları yüzünden yaşanan bir çok olumsuzluklar var.
Öğrencinin puan vermesinden korkulması ne derece doğru diye düşünüyorum. Tek endişem her öğrencinin ya da velinin bu değerlendirmeye katılıp katılamayacağı , ulaşıp ulaşamayacağı.

Herkes öğretmene “öğrenci ve velilerin puan vermesi”nin yanlışlığı üzerinde konuşuyor. Ben öyle düşünmüyorum. Nasıl bir esnaf müşterisini memnun etmek için çabalıyorsa biz öğretmenlerde öğrenci ve velileri memnun etmek için çalışmalıyız.

İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım, eğri oturup doğru konuşalım.
Bir çok öğretmen tanıyorum çoktan emekli olması gerekirken çalışmaya ısrarla devam eden, öğrencileri ve velileri küçümseyen, aşağılayan, yaptığı işi beceremeyen, bu işi sırf garanti bir para kazanma yolu olarak gören, tanıdık, eş dost çocuklarına hep iltimas geçen, liyakate dikkat etmeyen, çocuk sevmeyen, kitap okumayan, gelen bütün yeniliklere kapısını sıkı sıkı kapatan, okula gitmeyi sosyalleşme aracı olarak kullanan, teneffüs bittiği halde sınıfa hep geç giren….

Lütfen böyleleri öğretmenlik yapmasın. Ben böyleysem ben de yapmayayım.
Yaşımız ilerledikçe iş yükümüz azaltılabilir. Çünkü insanla birebir çalışmak çok yıpratıcı olabiliyor. Performansımız düşebiliyor. Ama bütün mesleklerde olduğu gibi öğretmenlikte de tecrübe çok önemli… Mutlaka tecrübeli öğretmenden faydalanılmalı, bütün mesleklerde faydalanılmalı. Akıl danışılmalı, işbirliği yapılmalı. Öğretmen değersiz değildir, aksine çok değerlidir. Öğretmen bu konumunu bilmeli mesleğine gerekli değeri vermeli. Davranışlarında, giyiminde, konuşmasında ölçülü olmalı. Çok iyi bir örnek olmalı. Bir rol model olduğunu unutmamalı.

Eğer öğrenci ve velilerin geneli bir öğretmene az puan veriyorsa bir yanlışlık var demektir. Bu öğretmen öğretmenlikten kızağa alınmalı, incelenmeli. O kadar çok öğrencinin öğretmenlerin yanlış tutumları yüzünden okuldan soğuduğuna, daha iyi yerlerde olabilecek çocukların başarısız olduklarına şahit oldum ki…

Yolda gördüğünüz öğrenciniz kafasını çevirip görmemezlikten geliyorsa, sizi arayıp sormuyorlarsa bir yanlışlık var demektir. Bizler çocukların yüreklerine dokunmalıyız, onlara değerli olduklarını, sevildiklerini hissettirmeliyiz.

30 yıllık öğretmenliğim sonunda geldiğim nokta “Önce kendini sevdireceksin” . Öğrencilere vakit ayıracaksın, onlarla ilgileneceksin, evine gideceksin, tanıyacaksın, değer vereceksin, seveceksin… Kendini sevdirmeyen öğretmen öğrencisine hiçbir şey veremiyor. Biz öğretmenler istesek de bildiğimiz her şeyi her öğrenciye öğretemiyoruz zaten.

Biz ne kadar anlatırsak anlatalım öğrenci alabildiğini anlıyor. Biz çocuklara okumayı sevdirelim, temel dini, ahlaki, toplumsal kuralları öğretelim, öğrenmeyi öğretelim, onlara çok iyi birer örnek olalım. Çocuklar zaten yolunu bulacaklardır.

Yolda gördüğünüz öğrenciniz kafasını çevirip görmemezlikten geliyorsa, sizi arayıp sormuyorlarsa bir yanlışlık var demektir. Bizler çocukların yüreklerine dokunmalıyız, onlara değerli olduklarını, sevildiklerini hissettirmeliyiz. Belki tek başımıza tam çözüm olamayız ama yine de uyuşturucuya, kötü yola giden çocuk sayısı mutlaka düşecektir.

Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Kendi çocuğumuz nasıl değerliyse öğrencilerimiz de o derece değerli. Biz kendimizi sevdirirsek puanlamadan korkmamıza da gerek kalmaz. Ama bu puanlama belki çocuklara hiç faydası olmayan, onların önlerini kapatan öğretmenlerin ayıklanmasını sağlar diye düşünüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz