Ana Sayfa Milli Şuur 49. Sayı OKUL İLE KURS ARASINDA KALAN HAFIZLIK

OKUL İLE KURS ARASINDA KALAN HAFIZLIK

Kesintisiz zorunlu eğitimin on iki yıla çıkarılmış olması, kursların öğrenci sayısından ziyade öğrenci profilini temelden değiştirmiştir.

126
0

Kur’an-ı Kerim’in en önemli özelliklerinden biri de onun çok kolay ezberlenebilmesidir. Kur’an-ı Kerim’in ilk hafızı onun ilk muhatabı olan sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Peygamberimiz ile birlikte vahiy kâtipleri de ilk hafızlar olarak zikredilebilir.
Sevgili Peygamberimiz ezberlerini vahiy kâtibi Cebrail (a.s.)’a arz ederek hıfzını kontrol ettirmişlerdir. Bu şekilde Kur’an okumaya mukabele denir. İslam dünyasında, özellikle de ramazan ayında Müslümanlar tarafından peygamberimizin bu mukabele sünneti yaygın bir şekilde icra edilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’in muhafazası için hafızlık kurumu son derece önemlidir. Zira yüce Allah “Muhakkak ki bu zikri (Kur’an’ı) biz indirdik ve onu muhafaza edecek olan da biziz.” (Hicr, 15/9) buyurarak bir anlamda hafızları Kur’an’ın muhafızları olarak görevlendirmiştir.
Bütün İslam toplumlarının hafızlık kurumunu önemsedikleri gibi aziz milletimiz de son derece önemsemiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının verilerine göre 1976’dan itibaren kayıtları tutulan hafızların sayısının 121 bin 270 olduğu ifade edilmektedir. Bu sayı hafızlık tespit sınavına girip belgeyi almayı hak edenlerin sayısıdır. Bahsedilen hafızlar daha çok Diyanetin bünyesinde faaliyet gösteren Kur’an kurslarında hafız olmuş kişilerdir. Bunun dışında farklı çevrelerde hafızlık eğitimi almış hafızların sayısı da azımsanmayacak orandadır.
Ülkemizde hafızlık kurumu 28 Şubat süreciyle çok ciddi manada sekteye uğramış, kesintisiz zorunlu eğitimin önce sekiz yıla, sonra da on iki yıla çıkarılmasıyla birlikte çok büyük irtifa kaybetmiştir. Öyle ki sonraki yıllarda hafızlık bölge yarışmalarında illerini temsil edecek hafızlar bulunamaz olmuştur. Bu süreçte değişik vaatlerle dezavantajlı bölgelerden getirilen talebelerle Kur’an kurslarının eğitim öğretime devam etmeleri sağlanmıştır.
Ülkemizde iktidar değişikliğiyle birlikte birçok alanda olduğu gibi Kur’an kursları hususunda da psikolojik bir rahatlama olmuş ve Kur’an kurslarının sayısı artmıştır. Ancak kesintisiz zorunlu eğitimin on iki yıla çıkarılmış olması, kursların öğrenci sayısından ziyade öğrenci profilini temelden değiştirmiştir. Günümüzde Kur’an kurslarının talebeleri büyük oranda kırk ellili yaşların üzerindeki teyzeler ve amcalardan oluşmaktadır.
Din Öğretimi Genel Müdürlüğü hafızlık kurumunun mevcut durumunu kendine dert edinmiş ve bu müesseseyi yaşatmak için bazı samimi adımlar atmış, “Hafızlık İmam Hatip Okulları” adındaki projeyi hayata geçirmiştir. Bu projeye göre genel müdürlük tarafından belirlenen usul ve esaslar dairesinde tespit edilen öğrenciler ilgili okula kayıt yaptırırlar ve bu okullarda akademik eğitim alırlarken partner Kur’an kurslarında hafızlık eğitimine devam ederler. Bu süreç içerisinde, bu öğrenciler gerekirse bir yıl süreyle okula devam etmez, yıl sonunda yapılan sınavlarla da bir üst sınıfa geçirilirler.
Bu proje teorik olarak uygulanabilir gözükse de gerek bizim gözlemlerimiz gerekse bu projenin uygulayıcısı olan okul ve kurs yetkililerinin anlatımları projenin zoraki uygulandığını göstermektedir.
Bilenler bilir, hafızlık eğitimi nev’i şahsına münhasır bir disiplindir. Öyle okul ile kurs arasına sıkıştırılacak bir iş değildir. Hem de oyun çağındaki çocukları böyle yoğun bir eğitime tabi tutmak, iyi niyetle de olsa pedagojik görünmemektedir. Bu şekilde ağır bir eğitime tabi tutulan oyun çocuklarına ne kadar iyi imkânlar ve ortamlar sağlanırsa sağlansın, sonraki dönemlerde yaşayamadıkları çocukluklarının dışavurumu olarak İslam’ın bütün değerlerine karşı tepkisel bir düşünce ve davranışa bürünecekleri ihtimal dâhilindedir.
Hafızlık kurumunu yaşatmak için yapılması gereken; öncelikle kesintisiz zorunlu eğitimin esnetilmesi, mevcut Kur’an kurslarının rehabilite edilmesi, bu kurslara açık imam hatip ortaokulu statüsünün verilmesi ve eğitimcilerinin pedagojik formasyonu olanlardan seçilmesi gibi hayati tedbirlerdir. Bunun dışındaki uygulamalar günü kurtarmaktan başka bir işe yaramayacaktır.