Çevrenize bakınız. Öğretmen, öğrenci, din görevlisi, memur, gazeteci, esnaf, çiftçi… görüştüğünüz kişileri yoklayınız. En son hangi kitabı okuduklarını sorunuz. Aylardır, hatta yıllardır hiç kitap okumayanların bulunduğunu göreceksiniz, hem de bol miktarda. Peki Müslüman bir toplum, insanlığa ilim irfan öğretmiş bir milletin çocukları böyle mi olmalı?
Yeryüzüne inen ilk ayeti “Oku!” (Alak, 1) diye emreden bir dinimiz var. İlk inen ayetlerde ikinci anahtar kelime “alleme”, öğret anlamında; üçüncüsü “bi’l kalem”, “kalemle yaz” demek.
Okuyan “bilgi” edinir, aydınlanır, ideal bir hayat ölçülerine sahip olur. Bilgi, kişinin kendinde saklı kalmayacak, bildiğini başkasına öğretecek. Efendimiz (s.a.v), “İlmin zekâtı onu bilmeyene öğretmektir.” buyurur. Bilginin “yazılı” hâle getirilmesi, onun kalıcılığını sağlar. Söz uçar, yazı kalır. “Kalemle yaz!” (Alak, 4) emri bu yüzden önemli. Bilgiyi sadırlardan (göğüs, kalb) satırlara aktaracağız ki geleceğe intikal etsin.
Kur’an’ın yazılı hâle getirilmiş bir kitap olduğunu unutmayalım. Ne kadar güzel, elden ele dolaşma imkânı var. Daha çok okunma imkânı oluşuyor. İmam-ı Azam Efendimiz (r.a) “El-Fıkh’ul Ekber”i yazdı, yüz yıllardır okuyup faydalanıyoruz. İmam Gazali (k.s) “İhya-yı Ulûm’id Din”i yazdı, faydalanmayı sürdürüyoruz.
KUR’AN “ÇOK OKUNAN” DEMEK
Kutsal kitabımız Kur’an’ın adı, “ka-ra-e” fiil kökünden türemiş, “çok okunan” anlamında. Ayrıca, “birbirine eklemek, katmak” anlamı da var ki okuyuşun “devamlı” olması gerektiğini hatırlatıyor. “Toplamak” anlamı da var, çünkü Kur’an emirler, yasaklar, müjdeler, uyarılar, ayetler ve sureleri bir araya getiren, toplayan bir kitap. İnsanı olgunlaştıran bütün bilgiler o kitapta.
“Allah insana bilmediğini öğretti.” (Alak, 5) buyurulur. Allah, Kur’an-ı Kerim’i göndererek insanın ihtiyacı olan bütün bilgileri öğretti. O kitap doğru anlaşılsın diye içimizden bir Peygamber gönderdi. Kur’an’ı birinci elden öğretme görevi Efendimiz’in (s.a.v) “Ben muallim olarak gönderildim.” (İbni Mace) buyurması bu yüzden.
Elinde Kur’an-ı Kerim gibi bir hazineyi bulunduran bir ümmet dünyanın öncüsü olur, güneş misali insanlığı aydınlatır. Müslümanların gerilemesiyle dünyanın neler kaybettiğini bir bilseniz! Onun için Hint ulemasından Hasan en-Nedvi’nin yazdığı, İFFSO’nun yayınladığı “Müslümanların Gerilemesi İle Dünya Neler Kaybetti?” adlı eseri mutlaka okuyun ki ilk emri “oku” olan bir dinin okumayan mensupları olmaktan kurtulalım.
KİTAP MEDENİYETTİR
Toplumların gelişmişlik seviyesi ve kültür düzeyinin ölçüsü kitaptır yani basılan ve okunan kitap sayısıdır. İlim ve irfanda ilerlemiş toplumlar çok okur, kitapla arkadaş gibidirler. çünkü kitap bilgi kaynağıdır; en güzel, en sağlıklı öğrenme aracıdır.
711’de Müslümanlar İspanya’yı fethetti. O topraklarda Endülüs Medeniyeti’ni kurdular. Başşehir Kurtuba’da dünyanın en gelişmiş üniversitesini inşa ettiler. Halifenin özel kütüphanesinde 700 bin el yazması kitap bulunuyordu. Kurtuba’nın halka açık kütüphanesinde 1 milyon 100 bin el yazması eser vardı. Bir çiftçi, bir işçi ortalama 3 bin esere savhipti. Bir hocanın, taşınırken 30-40 deve yükü kitabı olurdu.
Örneği çok az görülen bir medeniyet! İmam Kurtubîler, İbni Rüştler, İbni Sinalar, İbni Haldunlar, İbni Hazmların eserleri üzerine kurulmuştu. 1492’ye kadar sürdü. Tam 781 yıl.
Endülüs’te çok okuyan, kültür seviyeleri yüksek, ilim ve irfanda dünyanın imrendiği Müslüman bir medeniyet vardı. Din ilimleri, mimari, tıp, astronomi, kültür, sanat, edebiyat, her alanda zirveyi yakalamışlardı. Düşmanları bile onlara hayrandı, onlardaki kaliteli hayatı yaşamaya çalışırlardı.
OKUMAKLA ARANIZ NASIL?
Aliya İzzet Begoviç, “Kitap özgürlüğe uçmaktır.” der. Okuyan toplum geleceğini kendisi belirler. İnançlarından beslenen ideal bir hayat yaşar. Kitaptan uzak toplum öyle mi? O toplum başkalarının belirlediği dünyanın insanıdır. Bir de kendisini “akıllı” ve “çok bilmiş” sananlar yok mu? Kendilerine “sürü” hayatı yaşatan düşmanlarını sevindirirler.
Okumadan öğrenmek, bilmeden hoca olmak mümkün mü? Kitaptan kesilmek ne büyük zavallılık! Cümleleri kırık dökük, hayatları kibir ve gurur yüklüdür öylelerinin. “Küçük dağları ben yarattım.” dercesine gezer toplum içinde. Okumayan insan suyu verilmemiş ağaç gibidir.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi eski Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Selahattin Turan, “Üniversite mezunlarının bile kitap okumadığı”ndan yakınır: “Bir insan kendini ifade edebilmesi için kitap okumalı. Türkiye çok az kitap okuyor. Öğretmen ve öğretim üyeleri gibi okumuş kesimin de kitap okuma alışkanlığı yok. Sistemin ve kütüphanelerin kitap okutma stratejisi yok. Yılda bir Japon ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken Türkiye’de 6 kişiye 1 kitap düşüyor.” (Millî Gazete, 10. 02. 2009)
150 senedir okumayan, düşünmeyen, üretmeyen, tüketici konumda, el ovuşturan bir nesil yetiştirilmeye çalışılıyor. Kitaplar çok kere vitrinleri süslemek için alınıyor. Türkiye bu görüntüyü üzerinden atmak zorunda.
OKUMA TEŞVİK EDİLMELİ
Okumayan toplum düşünce kısırlığından kurtulamaz. Estetik, sanat ve edebiyat zevkinden mahrum kalır. İncelik, kibarlık, nezaket nedir bilmez. Dedikodu üretir, çözüm üretemez. Kurtuluş ve zaferden nasipsizdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) sahabesini bir üniversite özelliği taşıyan Erkâm bin Ebi Erkâm’ın (r.a.) evinde eğitti, Ashab-ı Suffa’da yetiştirdi. O öğrenimli insanlarla gönüller fethetti, zaferler kazandı. Bedir Zaferi’nde esir alınan müşriklerin her birini sahabeden 10 kişiye okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakması okumanın büyük bir değer olduğunu anlatmaya yeter.
Selâhattin Eyyûbi’nin emrinde 300 bin kişilik ordu vardı. O dönemde Kudüs işgal altındaydı. Halk ve ordusu için “okuma seferberliği” başlattı. Okumuş insanlarla Kudüs’ü fethetti. Nice komutanın en çetin savaşlarda bile yanından kitabı eksik etmediğini biliyoruz.
05 Ekim 2019 günü ilginç bir olay yaşandı. Tıp öğrenimi alan Arda Aydemir isimli bir genç “Kim Milyoner Olmak İster?” programının bütün sorularını bilerek yarışı tamamladı. Yarışma sonrası konuşan genç, yılda 150 kitap okuduğunu anlattı. Yarışmadan kazandığı parayla kitaplar alacağını ve daha çok okuyacağını söyledi.
Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere yetkilileri uyarıyorum: Ne olur, şu kısırlığı sona erdirin. Okumayı sevdiremeyen eğitim sistemi başarısızdır. Bütün okullarda acilen okuma seferberliği başlatın.