Dünya hayatını sağa sola kaymadan dosdoğru bir çizgide sürdürebilmek sanıldığı kadar kolay değildir elbette. Her konuda ölçülü davranmak, her alanda adaleti gözetmek, insanlar arasında eşitliğe riayet edebilmek, ifrat ve tefrite düşmeden orta yolu takip edebilmek öyle basite alınacak bir mesele değildir.

Kâinatı yoktan var ederek ona bir düzen veren Yüce Rabbimiz her şeye bir ölçü koyarak tüm yaratılanları bir birine uyumlu bir döngü üzerine inşa etmiştir. Bu düzen hiç bozulmadan yoluna devam etmekte, bu güzergâhta en küçük bir sapma görülmemektedir. Bununla ilgili Yüce Rabbimiz Kerim Kitabında: “Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet) buyurmaktadır. Kâinatta ve tabiatta kusursuz bir şekilde devam eden bu düzen yeryüzünün halifesi olan insanda da olması gerekir ki dünyada da düzen devam edebilsin. Bununla ilgili Yüce Rabbimiz:“Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Yıldız(lar) ve ağaç(lar), (Allah’a) secde etmektedirler. (O), göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” (Rahman suresi 5-8. ayetler) diye uyarmaktadır.

Yeryüzündeki tüm canlılarda ve tabiat olaylarının işleyişinde bir denge ve ölçü vardır. Ölçüsüz hiçbir şey yoktur. Yağmurun yağışı ile ilgili Yüce Rabbimiz: “O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.” (Zuhruf suresi, 11. ayet) buyurmaktadır. Ancak insanların tabiattaki canlı türlerini yok etmesi ve küresel ısınma sonucu bozulan ekolojik denge nedeniyle bugün dünyanın neredeyse tamamında yağış açısından çok orantısız tablolar görülmektedir. Bazı bölgelerde aşırı yağışlar felaketlere sebep olurken bazı bölgelerde de kuraklık hüküm sürmekte, bu bölgelere hiç rahmet düşmemektedir.

İnsanların her iki dünya saadetini temin için gönderilen Yüce İslam dini her konuda orta yolu takip etmemizi öğütler ve hayatın her alanına çok güzel ölçüler koyar. Bizim için her konuda en güzel örnek ve model olan Hazreti Peygamber (SAV) bu konuda defalarca ashabını uyarmış, onlara her konuda ölçülü olmaları gerektiğini bildirmiş ve dünya ve ahret dengesine dikkat etmelerini istemiştir. Nitekim bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “…Orta yolu tutunuz. Amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya gayret ediniz. Sabahleyin, öğle ile akşam arası çalışınız. Bir parça da geceden faydalanınız. Aman acelesiz ve telaşsız gidin, orta yolu tutun ki varacağınız hedefe ulaşabilesiniz.” (Buhârî, Rikâk, 18)

“Farz olmayan amellerden gücünüz yettiği kadar yapın. Çünkü amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır.” (İbn-i Mâce, Zühd, 28)

İnsanın apaçık düşmanı olan Şeytan ise her konuda insanları aşırılıklara iterek insanların doğru yoldan yani orta yoldan çıkmasını, sapıtmasını ister. Şeytan, insanları iki yolla kandırmaya çalışır. Bunlardan hangisinde muvaffak olursa fark etmez, çünkü sonuç aynıdır. Bunlardan birisi aşırılık diğeri de gevşekliktir. Yüce Allah, kulları için tembelliğe varmayan bir kolaylığı istemektedir. Allah’ın kulları için kolaylaştırdığı dini, kulların Allah adına zorlaştırmaları doğru bir hareket değildir ve buna yetkileri de yoktur. Bu konuyla ilgili Hazreti Peygamber (SAV) “Farz olmayan amellerden gücünüz yettiği kadar yapın. Çünkü amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır.” (İbn-i Mâce, Zühd, 28) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz’in (SAV) hadîs-i şerifte yasakladığı şey, dinde haddi aşmak ve bir nevi ruhbanlığa meyletmektir. Çünkü İslam ruhbanlığa müsaade etmemektedir. Allah Teâlâ; “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri kendinize haram etmeyin, haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” (el-Mâide sûresi, 87. ayet) buyurmaktadır.

İslam her konuda orta yolu tutmamızı emreder. Sevgili Peygamberimiz (SAV): “Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar helak oldular.” (Müslim, İlim, 7) buyurarak her konuda itidal üzere olup haddi aşmamayı tavsiye etmişlerdir. Yine Peygamberimiz (SAV) dostluk ve düşmanlıkta da ölçülü olmamızı tavsiye etmiş: “Dostunu severken ölçülü sev, zira günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü bir şekilde buğz et, çünkü günün birinde dostun olabilir.” (Tirmizî, Birr, 60) buyurmuştur.

Müslüman her işinde ölçülü olmalı orta yolu takip etmelidir. Yemesinde, içmesinde, harcamasında, tüm işlerinde ölçülü olmalıdır. Yüce Rabbimiz: “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.” (A’raf suresi ,31. ayet) ve “Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.” (İsra suresi, 29. ayet) buyurarak uymamız gereken ölçüyü bize göstermiştir.

Bugün dünya nüfusunun önemli bir bölümü obezite, diyabet vb. aşırı ve düzensiz beslenmeye bağlı hastalıklarla uğraşırken bunun üç dört katı bir nüfus ise açlığın pençesinde hayatta kalmanın mücadelesini vermektedir. Kapitalizmin sürekli tüketimi teşvik eden çabasına karşılık onun karşısında İslam’ın israfı yasaklayan ve ölçülü yaşamayı öğütleyen fıtrata uygun emirleri göz ardı edilmekte, unutulmaktadır.

Günümüz Müslüman’ının işte asıl sorunu budur: Yemek, içmek, giyinmek, barınmak ve diğer ihtiyaçlarını karşılamakta aşırılığa kaçarak maddenin esareti altına girmek, maddeyi ön planda tutarak maneviyatı arka plana atmak, ötelemek, hatta gündemden çıkarmak… Hâl böyle olunca maddeye sahip olma konusunda daha ileride olan İslam düşmanlarına boyun eğmek, onlar karşısında acziyete düşmek ve sonuçta mağlubiyeti kabul etmek…

Oysa Yüce Rabbimizin: “De ki: Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Zümer suresi, 53. ayet) buyruğuna uyarak sadece Rabbimize güvenip O’nun emrettiği sırat-ı müstakim yolundan gidersek inşallah her iki dünyada kurtuluşa erenlerden olacağız. Rabbim hepimize O’nun yolunda yolda yürümeyi nasip etsin. Âmin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz