Hayatı:
1911 yılında Rize’ye bağlı Hemşin ilçesinde dünyaya geldi. İmamoğullarından Hafız Celal Efendi ve Fatma Hanımın evladıdır. Çocukluk yıllarının bir bölümünü Hemşin’de geçiren küçük Tevfik, ailevi nedenlerden dolayı İstanbul’a göç etmiştir. Fatih semtine yerleştikten sonra ailesinin geçim derdine katkıda bulunmak için gece gündüz çalışmıştır. Parasız yatılı okulda okumak zorunda kalan Tevfik, okulda iken kendisine verilen ayakkabıyı kardeşi ile dönüşümlü kullanmıştır.

Tevfik İleri, daha sonraları İstanbul Teknik Üniversitesine dönüşen Yüksek Mühendis Mektebi mezunudur. Okulunu maddi imkânsızlıklar içinde çeşitli işlerde çalışarak bitirmiştir.
O, 14 Aralık 1916 tarihinde kurulan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB)’nde bir dönem başkanlık da yapmıştır. Tevfik İleri’nin MTTB’deki başkanlık dönemi 1932 yılına rastlar. Manevi değerleri her şeyin üstünde tutan bir gençliğin yetişmesinde büyük hizmetleri olmuş, İmam-Hatip okullarının çoğalmasında büyük katkı sağlamıştır.
Şuurlu bir dava adamı olan Tevfik İleri, Vasfiye Hanımla evlenirken ona “Benden büyük bir aşk bekleme! Beni çok sevdiğini biliyorum, ben de seni çok seviyorum, senden de memlekete âşık olmanı istiyorum.” demiştir.

Tevfik İleri ve Vasfiye çiftinin beş çocuğu dünyaya gelmiştir. İlki İlker ve ikincisi İlkay isimli çocukları küçük yaşta vefat etmişler. Diğer çocukları Cahide, Ayşe ve Cahit’tir.
27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ihtilalle seçilmiş hükümet devrilmiş, hükümet üyeleri ağır cezalara çarptırılmıştır. Tevfik İleri Yassıada’da yargılanırken hiç karamsar olmamış, her daim ümitvar ve rahat olmuştur. Birgün mahkemede yargılanırken gerekirse ülke için canını vereceğini haykırmış ve “ Başsavcı başımızla oynamakla hoşlanıyor. Varsın oynasın. Onun peşinde değiliz ama şeref ve namusumuzla oynamasına asla müsaade etmeyeceğiz!” demiştir.

1960 ihtilalinin mağdurlarından biri olan Tevfik İleri darbe acılarını derinden yaşamıştır. 1961’in Eylül ayında “idam” olan cezası “müebbed”e çevrilmiş, cezasını çekmek üzere İmralı’ya, oradan Kayseri cezaevine nakledilmiş, orada da kansere yakalanmıştır. Vefatından önce ailesine yazdığı mektupta “Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor… Gerisi laf ü güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal, mülk, servet bırakmadım. Ama şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır.”
1911 yılında Rize ili Hemşin ilçesinde başlayan dünya sürgünü 31 Aralık 1961’de Ankara’da son bulmuştur. Kızı Cahide: “Babam hastanedeyken doktoru ameliyattan vazgeçtiklerini söyledi. Bir bakıma yapılacak bir şey kalmamıştı sanki. Babam arkasını döndü ve sanki sırtını her şeye dönmüştü. Onun hayatı hep sevgi ile geçti” dedi. Cenazesi kaldırılırken onu seven bir hemşire biraz fazla ağlayınca sorguya çekilmişti. Onu sevenler olarak “Allah’ın rahmeti üzerine olsun” deriz”.

Kişiliği:
Tevfik İleri, dindar ve şuurlu bir dava adamı idi. Batıl inanç ve itikatların karşısında olmuş , dindar insanlara ise samimiyetini ve alakasını hiçbir zaman esirgememiştir. Bir konuşmasında: “Bu vatan bizimdir. Yapılanlar tıpkı Süleymaniyeler, Selimiyeler gibi bu vatana kalacak ve topyekûn millet bunlardan istifade edecek ve gurur duyacaktır. Hangi partiden olursanız olunuz iyi işleri yermeyiniz, çalışan insanlara çelme takmayınız…” demiştir. O, “Halka hizmeti Hakk’a hizmet bilip” halkın içinde Hak ile birlikte olan ve bu anlayışla hareket eden müstesna, şuurlu bir dava insanı idi.
Siyaseti millete hizmet aracı olarak gören Tevfik İleri bakanlık koltuğuna oturur oturmaz ilk genelgesiyle memurlardan halka daha sıcak davranmalarını istemiştir.
Kul hakkını ihlalin en tehlikeli ve hesabı zor şekli kamuya ait hakkın kullanımıdır. Devletin imkanlarını şahsı için kullanmaktan sakınırdı. Bir defasında yağmur yağıyordu. Eşi ona “Oğlumuz Cahit küçük, giderken okula bırakıver!” deyince o: “ Olmaz Vasfiye! Diğer çocuklar nasıl gidiyorsa o da öyle gidecek.” diyordu.

O, Milli Eğitim Bakanıyken hayalinde; imanlı, milli ve manevi değerlere bağlı, tarihine aşık, bayrağı ve ezanı için ölümü göze alabilen, teknoloji ile barışık bir nesil yetiştirmek vardı.
Demokrat Partiden milletvekili olma teklifi geldiğinde “Allah’ım eğer siyasete girmekte şahsıma bir şey varsa nasip etme. Eğer hizmet edeceksek bize nasip et.” diye dua etmiştir.
Çeşitli bakanlıklar yapan Tevfik İleri, 1950-1953, 1957, 1959 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı yaparken hayalindeki milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliği yetiştirmek için çok çalışmıştır. Toplam Milli Eğitim Bakanlığı süresi 3 yıl, 9 ay, 26 gündür.
Onun eğitim politikasının temelinde dilde, tarihte, edebiyatta, sanatta ve kültürde öze dönüş vardır. O: “Maarif davasını ne kadar kısa sürede ve en güzel bir şekilde halledebilirsek memleket davalarının halli yoluna girmiş olacaktır.” demiştir. Tevfik İleri’ye göre öğretmen, aydınlanmayı bekleyen öğrencilerin yol göstericisidir. Bir keresinde öğretmenlere seslenirken“… Yarın için daha iyi öğretmenler yetiştiriniz, sizden iyisini yetiştiriniz.” demiştir.

Döneminde memlekette din adamlarına duyulan ihtiyacı karşılamak üzere 10 ay süren “İmam-Hatip kursları” açılmıştır. Arkasından da 1951-52 öğretim yılında Ankara, İstanbul, Adana, Konya, Isparta, Kayseri, Maraş illerinde “İmam-Hatip Okulları” eğitim-öğretime başlamıştır. Ayrıca orta dereceli okullara din dersi öğretmeni yetiştirmek için 1959-60 öğretim yılında İstanbul’da “Yüksek İslam Enstitüsü” açılmıştır.
Tevfik İleri, bakanlığı döneminde kalkınmanın ekonomiyle beraber kültüre de ağırlık verilmesiyle gerçekleşeceği fikrinden hareketle kültür seferberliğini de başlatmıştır.
Kayseri İmam-Hatip Lisesini ziyaretinde öğrencilere: “Çocuklar! Bugünkü halinize bakarak, kendinizi küçük görmeyin. Yarının önemli insanları sizler olacaksınız. Sizden önemli hizmetler bekliyoruz. Bu okulları büyük ümitlerle açtık. Değerini bilin, çok çalışın, iyi bilgilerle ve geniş ilmi birikimle yetişin.” demiştir.

Bakan olarak gönüllerde taht kurmuş, özellikle dini eğitimi tekrar okullara sokmuş, Osmanlı sonrası ülkede dinden ve din eğitiminden uzaklaşma politikalarına son veren çalışma yapan kimseler arasında ilk akla gelen isim olmuştur.
Şuurlu öğretmenlerin ve Salih nesillerin yetişmesinde çığır açan Tevfik İleri’yi rahmetle anar, ruhu şad olsun dileğinde bulunurken onun için hepinizi bir “Fatiha” okumaya davet ederim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz