© Milli Şuur

Ülkemizde üniversiteler, hızlı bir biçimde elit eğitiminden kitle eğitimine geçmiş, üniversite sayısı 196 yı aşmıştır. Buna rağmen üniversitelerin önünde yığılmalar yaşanmaktadır. İş dünyası iyi yetişmiş, rekabetçi insan gücüne ihtiyaç duymaktadır. Diğer yandan yanlış yerleştirmeler, üniversiteye girdikten sonra meslek/bölüm değiştirmelere neden olmaktadır.

Yükseköğretime Geçiş Sistemi Bağlamında Yaşanılan Sorunlar

Yüksek Öğretim Kanununun 4. Maddesinde yükseköğretimin amaçları ve Millî Eğitim Temel Kanunun 6. Maddesi kabiliyetler ölçüsünde yöneltilmelerinin önemi vurgulanmıştır. Ancak öğrencilerin ortaöğretim öncesi okul ve meslek seçimi ile üniversitede alan seçimlerinde doğru tercih konusunda ortaöğretimde mesleki rehberlik ve yöneltme çalışmaları yeterli değildir Yükseköğretim kurumlarının yetiştirmesi gereken öğrenci sayısı, büyük ölçüde orta öğretim arzıyla ilişkiliyken, verilecek eğitimin niteliği ortaöğretimin kalitesinden etkilenmektedir Yarışma odaklı mevcut merkezi sınav sisteminden kaynaklanan bazı kaygılardan dolayı okuldaki eğitimin kalitesine bakmaksızın her okul türünden öğrencilerin okul dışında dershane ya da özel ders gibi farklı arayışlar ve yönelimler içinde olması dikkat çekici bir olgudur.

Ortaöğretim Kalitesinin Etkisi

Üniversiteye giriş sınavı, öğrencileri, yeterliliklerini göz önüne almadan, sadece aralarındaki sıralamaya bakarak yükseköğretim kurumlarına yerleştirebilmektedir. Seçme sınavını kazananların yetersizlikleri, büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Ortaöğretim kurumlarından mezun olanlardan yükseköğretime geçmek isteyenlerin seçimi, ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Bazı ülkeler, girdi yerine çıktıları esas alan bir modeli benimsemekte, adaylar bir giriş sınavına tabi olmak yerine, öğrenimleri sırasında elemeden geçirilmektedirler. Türkiye ise elemeyi girişte yapma yolunu benimsemiştir. Türkiye’de yükseköğretim kurumlarının toplam kapasitesinin, lise mezunlarının sayısına ve yükseköğretim talebine paralel bir artış göstermemesi, üniversiteleri önceleri ayrı ayrı, daha sonra merkezi sınavla öğrenci seçme ve yerleştirme yöntemlerini aramaya zorlamıştır. Türkiye’de öğrenci sayısının fazla oluşu öğrenciye güven sorunu yaratmayacak bir sınav yapabilmek için çoktan seçmeli sorulara dayanan merkezi bir sınav yapılması yolu seçilmiştir.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın Geçirdiği Aşamalar

Türkiye’de yükseköğretime geçişte sınav uygulaması 1960’lı yıllarda başladı. Daha önce sınav yapmadan üniversiteye giriliyordu. Sınav ilk yıllarda belirli üniversiteler tarafından o üniversiteye girmek isteyen adaylar için yapılıyordu. Bazı üniversiteler kendi sınavlarını yapmaya devam ettiler. Ortak sınavlarda puanlar ilan ediliyor, bu puanlarla adaylar üniversitelere başvuruyorlar ve üniversiteler kendi yöntemlerine göre öğrencileri seçiyordu. Ancak bu uygulama bazı sorunları da beraberinde taşıyordu. Öğrenci, birden fazla üniversitenin sınavına girerek ön kayıt yaptırıyor, sonra başka bir üniversiteye geçiyor ve kesin kayıtların yapılması ve üniversitelerin öğretim yılını başlatması sürekli gecikiyordu.

Ortaöğretimden yükseköğretime geçişin bir seçme sınavıyla yapılmasının yarattığı yan etkilerden biri, Uygulanmakta olan öğrenci seçme sınavı ile adaylar bir programa yerleştirilirken, bu programı tercih edenler arasında, sadece puan üstünlüğünün esas alınmasıdır.

Ösym, Neyi Ölçer Neyi Ölçmez?

Ülkemizde Yükseköğretime geçiş sınavı (YGS) iki temel amaca yöneliktir: (1) Adaylar arasından başarı ve yetenekte üstün olanları seçmeye(2) Yükseköğretime devam edebilmek için gerekli asgari bilgi ve beceri donanıma sahip olanları belirleme. Diğer bir ifade ile, öğrenci seçme sınavının amacı; genel olarak, ortaöğretim mezunları arasından, yükseköğretim programlarında daha başarılı olabilecek yetenekli öğrencilerin seçilmesinde ve bunların yükseköğretim programlarına yerleştirilmesinde kullanılacak farklı nitelikte puanların nesnel yolla elde edilmesidir. Ortaöğretimden yükseköğretime geçişin bir seçme sınavıyla yapılmasının yarattığı yan etkilerden biri, Uygulanmakta olan öğrenci seçme sınavı ile adaylar bir programa yerleştirilirken, bu programı tercih edenler arasında, sadece puan üstünlüğünün esas alınmasıdır. Aday, çoğu zaman kendi ilgi ve yeteneklerini göz ardı ederek, aldığı puana göre, gelecekte belki hiç ilgi duymayacağı meslek alanına yerleştirilebilmektedir. Diğer taraftan, Yükseköğretime geçiş sınav sistemi ortaöğretimde amaç, eğitim araç durumuna getirilmiştir. Eğitim sistemi sınav odaklı hale gelmiştir.  Sınavın çoktan seçmeli test oluşu, kısa sürede çok soru çözmeyi gerektirmesi, tüm eğitim sisteminin buna göre biçimlenmesine neden olmuştur. Öğretim programı dışı okuma, sosyal ve öteki uğraşlar, değişik faaliyet ve projelere katılım, üniversiteye giriş sınavı açısından bir zaman kaybı olarak görülmekte ve adayların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle, sistem; kendini ifade etmekte zorlanan, sorun çözme becerisi yeterince gelişmemiş, sosyal etkinlik deneyimi yetersiz olan, toplumdan kopuk, ortaöğretimin temel amaçları ile yoğrulmamış lise mezunu profilinin yetişmesine yol açmaktadır. Özel dershaneler açılmasına neden olmuştur. Kurucularının görüşlerine göre dershanelerin iki temel amacı bulunmaktadır:

  1. Öğrencilerin bilgi eksikliklerini gidermek,
  2. Hızlı düşünme ve hızlı soru çözme becerisi kazandırmak.

Eğer bir ülkede ortaöğretim homojen nitelikte ve başarılı olarak verilemiyorsa, eğitimdeki açıkları kapatmak için, “özel dershane” sektörünün ortaya çıkması ve genişlemesi beklenen bir gelişmedir. Dershane sektörü devletin ortaöğretim kurumlarındaki iyi yetişmiş öğretmenleri kendine kanalize etmektedir. Ayrıca, sınavların tek amaç haline gelmesi sonucu, öğrencilerin okullarına devam etmeyerek dershanelere gitmesi ve ortaöğretimin son sınıflarını boşaltan etkiler yaratmasına yol açmaktadır. Dershanelerin kapatılması ve okullarda yetiştirme kurslarına dönüşmesi problemi çözmemiş farklı yöntemlere itmiştir.

Yükseköğretime Geçiş Sistemlerine Örnekler

Yükseköğretime öğrenci kabulü ile ilgili koşullar ve yöntemler ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Bazı ülkelerde ortaöğretimi başarı ile tamamlayan herkese yükseköğretim kapıları tamamen açıktır. Bazı ülkelerde ise, kontenjan sınırlaması uygulanmakta ve yükseköğretime giriş kontrollü yapılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde merkezi bir sınav sitemi yoktur. Üniversiteler kendi kabul koşullarını belirlemekte ve uygulamakta özgürdürler. Yükseköğretime geçişte öğrencilerden; bir tür yetenek testi olan SAT (Scholastic Aptitude Test) veya başarı testi olan ACT (American College Testing) sonuç belgesi ile birlikte ortaöğretim notları, okul ve sınıf sıralaması, ders dışı etkinlikler, niyet mektubu, öğretmenlerden alınmış tavsiye mektupları istenir. Değerlendirme ve kabul yükseköğretim kurumu tarafından yapılır. Öğrenciler bir yükseköğretim kurumuna genellikle kabul edilirler. Bölüm ve kurum değiştirme seçeneği mevcuttur. Almanya Lise öğrenimi sonunda öğrenciler Abitur sınavına girerler. Abitur derecesine sahip olanların üniversiteye giriş hakkı vardır.Girişte bir sınırlama yoktur, öğrenciler doğrudan üniversiteye başvururlar.

Okul sınavlarının üniversiteye geçişe doğrudan katkı sağlaması, öğrencilerin okula devamına ve ders takibine katkı sağlayacaktır Okullarda pratik derslere veya programlara daha fazla yer verilmesi, öğrencilerin beceri odaklı yetiştirilmelerini sağlayacaktır.

Yükseköğretime Geçişte Uygulanabilecek Model Önerileri

Gençler sosyal, sportif ve sanatsal tüm etkinliklerden uzaklaşarak adeta birer test makinesine dönüşmektedir. En başarılı olduğunu düşündüğümüz öğrenciler genellikle, yetişkinlerin el birliğiyle en çok test makinesine dönüştürebildiği öğrenciler olmaktadır. Aileler çocukları ile birlikte sınav stresi yaşamakta, sosyal yaşamlarında olması gereken, çocukları ile birlikte gerçekleştirebilecekleri etkinliklerin çoğundan vazgeçmek zorunda kalmaktadır. Bu olumsuz durumu kaldırmada üç ayrı model üzerinde durulmuştur. Birinci yükseköğretime geçişte merkezi sınav uygulamasının kaldırılması hedef alınmış, öğrencinin okul başarısı öne çıkarılmıştır. İkinci Merkezi sınavların kaldırılması ve her üniversitenin kendi yapacağı sınav ile öğrencinin ortaöğretimi süresinde oluşturduğu bilişsel yetenekleri dışındaki donanımını kapsayan ürün dosyasının bileşiminden oluşan bir model üzerinde durulmaktadır. Üçüncü ÖSYM tarafından ALES benzeri (Amerika’daki SAT, Fransa’daki Bakalorya gibi Dünya ülkelerinde uygulanan, bilgiden çok beceri ölçmeye yönelik TOEFL benzeri bir sınav) sınavlara benzer bir sınavın yapılması öngörülmektedir. Okul sınavlarının üniversiteye geçişe doğrudan katkı sağlaması, öğrencilerin okula devamına ve ders takibine katkı sağlayacaktır Okullarda pratik derslere veya programlara daha fazla yer verilmesi, öğrencilerin beceri odaklı yetiştirilmelerini sağlayacaktır. Önerilen bu sisteme göre üniversiteye yerleşemeyen mezunlar lise bitirme derecelerine göre üniversiteler tarafından ilan edilen programlara başvurarak yerleştirme hakkına sahiptirler. Öğrencilerin ve ailelerin sınav stresinden uzak kalacağı bu sistem ile başarılı öğrencilerin çeşitli üniversitelere dağılımı gerçekleşeceğinden uzun vadeli bir süreçte üniversitelerin kalitesinin birbirine yakınlaştırılması sağlanabilecektir.

Değerlendirme Ve Öneriler

Bu bilgi ve değerlendirmelerin ışığında, ülkemizde ortaöğretimden yükseköğretime geçiş süreci şu temel ilkeler esas alınarak gerçekleştirilmelidir:

  1. Bilgi ve teknoloji çağında nasıl bireyler yetiştirmek istediğimizi ortaya koymak durumundayız. Bu çağın öngördüğü üretken, özgürce düşünmeyi, araştırmayı, yeni bilgiye ulaşmayı ve paylaşmayı bilen milli bir eğitim politikası belirlenmelidir.
  2. Öğrencilerin etkin bir rehberlik sistemi yardımıyla yönlendirilmeleri ve ilgi alanlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yükseköğrenime geçerken öğrenci mesleğini bilinçli olarak bizzat seçebilmeli, meslek onu seçmemelidir.
  3. Ortaöğretim kurumları arasındaki farklılıkların en aza indirilmesi, mümkünse giderilmesi esastır.
  4. Mesleki ve teknik eğitim özendirici ve çekici hale getirilmelidir. Bu okullarda eğitim kalitesi yükseltilmeli ve değerlendirme ölçütleri geliştirilmeli, farklılıklar giderilmelidir.
  5. Ortaöğretim başarı belgesi/sertifikası/transkript yükseköğretime geçişte ağırlıklı olmalıdır. Gelecekte sınavsız geçiş için ilkeler belirlenmeli ve makul bir zaman içinde yükseköğretime sınavsız geçiş mümkün hale gelmelidir.
  6. Yükseköğretim programlarına yerleştirme koşulları ve yöntemi ilgili yükseköğretim kurumu tarafından belirlenmeli ve uygulanmalıdır.
  7. Böyle bir sistemin hayata geçirilmesi ile birlikte kurumun kendi öğrencisini seçme koşulu da yerine getirilmiş olur. Milli Eğitim Sistemi, okul öncesi eğitimden yükseköğretimin sonuna kadar, toplumumuza ve geleceğe karşı olan sorumluluğunu milli bir yaklaşım içinde düzenlemek ve yerine getirmek zorundadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz