Meşhur misal: Boynun neden eğri diye sorulan deve “Nerem doğru ki boynum doğru olsun!” cevabını vermiş. Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamak üzere olduğumuz şu zamanda toplum olarak, devlet olarak neremiz doğru ki eğitimimiz doğru olsun?
Sanayimizi yoluna koyabildik mi? Ne gezer! Savruldukça küçülen, küçüldükçe dökülen bir sanayi yapımız var. Tarımımızı düzeltebildik mi? Ne gezer! Üretemedikçe ithal ediyoruz, ithal ettikçe ekili alanlarımız azalıyor, namerde muhtaç duruma geliyoruz. Hayvancılığımızı düzeltebildik mi? Tökezledikçe ithal ediyoruz, ithal ettikçe soframıza gelen et ve mamullerinin içeriğinden habersiz tüketiyoruz. İçişlerimizi, dışişlerimizi, adalet sistemimizi, velhasıl A’dan Z’ye her işimizi tek tek sorguladığımız zaman, devenin cevabı bizimkinin yanında devede tüy gibi kalır.
Birbiri ile çok ilgili olan aile işleri ve eğitim konularını azıcık sorgulayalım. Sorgularken de hani dayatılan bir tarih vardı: Devleti FETÖ dedikleri oluşumun elinden kurtarıp kendimiz olmaya başladığımız tarih, 17 ve 25 Aralık 2013. Bu tarihten öncekileri tahlil etmeye kalkarsak hemen cevap hazır:
-Bunlar FETÖ’nün etkisiyle yapılmış yanlışlar. Bundan sonrasına bakalım!
Peki bakalım: Avrupa Birliği’ni yegane medeniyet projesi olarak gören iktidar mensupları tam üyeliğe hazırlık olmak üzere 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe soktukları “İstanbul Sözleşmesi” ne imza atmışlar. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adı altında aile yapımızı kökten darmadağın edecek bir sözleşme bu. Hem de parlamentomuza onaylatılmış. Aile Bakanlığı ses çıkarmamış, Başbakanlık aldırış etmemiş, hiçbir milletvekili itiraz etmemiş. Cumhurbaşkanlığı ise galiba “aldatılmış”. Neticede yürürlüğe girmiş.
Bu sözleşme baştan aşağı bizim aile yapımızı tahrip etmeye yönelik ama biz sadece iki örnek vermek istiyoruz:
Madde 4/3: Devletler cinsel yönelimi yasal güvence altına alır.
Madde 12/1: Taraflar kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların (İslam dinimiz kastediliyor) kökünün kazınması amacıyla, kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır.
Bırakın hukuk ilmini, bırakın mesleki tecrübeyi, bırakın ana baba olmayı, bu maddeleri okuyan herhangi bir okur yazar insanın dehşet verici içeriği anlamaması mümkün mü? Affedersiniz eşcinselliği, lezbiyenliği, benzeri bilumum sapıklığı devlet güvence altına alacakmış. Bunların istedikleri gibi herhangi bir denetim veya baskıya uğramadan yaşamaları ve bunlara özenecek aile fertlerinin de her hangi bir müdahaleye maruz kalmamaları için töreler, gelenekler ve İslam dininin hükümlerini kaldırmak dâhil, devlet tüm tedbirleri alacaklarmış. Aile Bakanlığı niçin var, içişleri bakanlığının ahlaki yozlaşmalara karşı uygulaması gereken tedbirleri neden kanunlara yazılmış, insan hayretler içinde kalıyor!

Peki devletimiz bu sözleşmeden doğan kendi yükümlülükleri çerçevesinde ne gibi tedbirler almış diye bir soru sorulsa bakanlıklarda neler yaptılar bilmiyoruz. Yalnız Millî Eğitim’de öyle bir tedbir almışlar ve yürürlüğe sokmuşlar ki dudak uçuklatan cinsten!
ETCEP diye bir proje geliştirmişler. Açılımı da şu: “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi”
Projeyi şöyle yüzeysel olarak okuduğumuzda dehşete düşüyoruz. Neler yok ki içeriğinde?
Amacı eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmekmiş. “Yumuşatılmış” erkekler yetiştirilecek, güçlü kasları olan, çalışan, kazanan, bıyıklı kadınlar yetiştirilecek, eşcinsellik ideal insan tipi olarak sunulacak.
Dahası var: Anne, baba, abi, abla, kardeş mefhumları yok edilip aile bireyleri kavramı yerleştirilecek, ensest durumlara kapı aralanacak; ahlaki, İslami ve insani değerler sıfırlanmaya çalışılacak… Üstelik bu tespitler iktidarın her yaptığını öve öve bitiremeyen yazar ve yorumculara ait. Biz bunları yazarken yüzümüz kızarıyor.
Dehşet veren bir durum da şudur: Bu rezil proje on binlerce evladımıza seneler boyu tatbik edilmiş, hiç utanmadan neticeleri de raporlara bağlanmış. Şimdilerde uygulanmadığını ifade eden Millî Eğitim yetkilileri bunun kaldırıldığına dair herhangi bir belge açıklayamıyorlar. Yani bu proje gelen tepkiler üzerine geri çekilmiş gözüküyor ama başka bir adla ve başka bir kılıkla uygulamaya sokulmayacağına dair bir garanti henüz yok.
İnsan düşünmeden edemiyor: Bizim kendi kültürümüz, bin yıllık tecrübemiz; ahlaki, insani ve İslami değerlerimiz neden eğitim ve aile sistemimize yansıtılmaz da hep sapıklık peşinde sürükleniriz. Avrupa veya Budizm aşkı gözleri bu kadar kör mü ediyor?
Eğitim sistemimiz neden hala savrulup durur? Yetkililer Şuurlu Öğretmenler Derneğinin, Millî Gençlik Vakfının, Anadolu Gençlik Derneğinin yıllarca bu sistem üzerinde hazırladıkları raporlardan neden faydalanmazlar?
Korkarız aile yapımızı ve millî eğitim sistemimizi yıkana kadar uyanmayacaklar, Doğu’dan Batı’ya, Batı’dan Doğu’ya savuracaklar!

EY YETKİLİ
Galiba sana göre değil,
Bu millî eğitim sistemi!
Kafandaki gayeye eğil,
Yap, millî eritim sistemi!