Pansiyonlu okullarımız var. Devletimiz şimdi çocuklarımıza çok iyi imkânlar sunuyor gerçekten, şartlar çok güzel hazırlanmış çocuklarımız için.

Bu okullarımızda kadrolu öğretmenler etüt ve gece nöbetlerine kalıyor. Bu durum, öğretmenler için de zorlayan bir görev. Çocuklarımızın da her gün farklı bir öğretmenle karşılaşmaları kendileri açısından zor. Ne kurallar tam uygulanabiliyor ne de öğrencileri öğretmenler tam tanıyabiliyor. Öğrencileri tanıyan öğretmenler, öğrencilerle çok daha yakından ilgilenebilecektir. Evlerinden uzakta olan bu çocuklarımızın özellikle şefkate ihtiyaçları var çünkü.

Atanamamış bu kadar öğretmenimiz varken her pansiyon için iki atanamamış öğretmen ile anlaşılsa bu genç öğretmenler de para kazansa, işe yaradığını hissetse, körelmeseler, öğrenciler de kiminle muhatap olacağını bilse, daha istikrarlı olsa ortam. Bu öğretmen gençlerimizin bir gün biri diğer gün öbürü tutsa nöbeti; aynı kadrolu öğretmene verilen ücret bu sözleşmeli öğretmene aktarılsa daha iyi olur kanaatindeyim.

Bu toplumdaki gelir dengesizliğini de bir ölçüde azaltacaktır diye düşünüyorum. Çünkü bazı öğretmen arkadaşların bütün mesailerini ekstradan para kazanabilecekleri sınav, nöbet gibi şeylere harcadıklarını, okulda bile sürekli para muhabbeti yapılmasından anlayabiliyoruz.

Bu biz öğretmenler için de aşağılayıcı bir durum. Okuduğu kitap üzerinde tartışmayan insanların müdür, müdür yardımcısı, sınav görevi, nöbet için gösterdiği heves insanın ağzını açık bırakır cinsten. Ev, ikinci, üçüncü ev, yazlık, cip muhabbeti öğretmen odalarının asıl muhabbeti olmamalı.

Eğitim öğretim yılının iş günü olarak çoğaltılması, eğitimin yayılması fikrine katılıyorum. Okullar devasa binalar ve çok uzun süre atıl olarak kalıyorlar. Öğrenciler tatil süresinin uzunluğundan derslerden uzaklaşabiliyorlar. Yalnız bu konu düşünülürken ülkemizin iklim şartları, hatta bölgelere göre iklim şartları göz önünde bulundurulup okulların tatilleri çok soğuk olan yerlerde kışa, çok sıcak olan yerlerde yaza gelecek şekilde de değişiklikler gösterebilmeli. Bütün yurtta nasıl iklim şartları, yaşam şartları eşit değilse tatiller de farklı zamanlarda olabilmeli.

Okullarımızda bahçe duvarı olmasa, okullarımız tek katlı ya da iki katlı olacak şekilde bahçe duvarlarının yerine alanı çevreleyecek şekilde yapılsa diye düşünmekteyim. Dış cephesine gelen taraflara dükkanlar konulsa ve gelirleri okulların olsa daha iyi olmaz mı? Bu şekilde toplanan dükkan kiraları havuzda toplansa bütün okulların giderlerine harcansa ne kadar güzel olurdu. Ayrıca bu binaların ortasında kalan bahçe çocuklar için çok daha güvenli olurdu. Sınıflara da dışardan gürültü girmezdi. Üstü de çocukların oyun alanı, bahçe olurdu. Yeni yapılacak olan okullarımızı en azından bu şekilde tasarlasak bu binalar şimdiki binalara göre çok daha uzun ömürlü olurlar kanaatindeyim.

Okullarımızda mutlaka uygulama bahçeleri olmalı sayın bakanım. Çocuklar bitkilere, hayvanlara dokunabilmeliler. Alanı müsait olmayan okullara da uygun yerlerden böyle yerler kiralanmalı veya çiftçilerle anlaşılıp ücretsiz çiftçilik veya hayvancılık yaptırılmalı çocuklarımıza. Birçok çocuğumuz çok istedikleri halde hiç hayvan besleyemeden büyüyor. Bu, çocuklarımızın sorumluluk duygularının da gelişmesine sebep olurdu. Şimdiki çocuklar kendilerini hiçbir şeyden sorumlu hissetmiyor, her şeyin sebebini kendileri dışındaki nedenlere bağlıyorlar. Çocuklarımızı hayata çok daha iyi hazırlardık. Ayrıca her okulumuza kütüphane kurulmalı.Ataması yapılmamış özellikle Türkçe öğretmenleri burada görevlendirilebilir. Çeşitli etkinlikler düzenlemeli; yazarlarla, şairlerle görüşüp imza günleri yapabilmeli. Onları öğrencilerle tanıştırıp konuşturabilmeliyiz. Kitap sergileri açılabilir.

Öğretmenlik polislikten, askerlikten, savcı ve hakimlikten aşağı bir meslek kesinlikle değildir. Öğretmen bu değerleri yetiştirir. Maalesef birçok öğretmen arkadaş bir insanın hayatına dokunduğunun farkında değil. Öğrencileri okuldan, eğitimden soğutan pek meslektaşım olduğu bir gerçektir. Bu tür insanların tespit edilip geri görevlere alınması gerektiğini düşünüyorum. Öğrenci ile yüz yüze bırakılmamalı.

Okuldaki idareciler evrak yükü altında olduğu bir gerçektir. Sürekli bir gösteriş, belirli gün ve haftaların kutlanması amaca uygun olup olmadığı tartışılabilir. Dün çocuklara millî bayramlarımızı soruyorum çocuklar “ hayvanları koruma günü diyorlar” çünkü o günü bizim sınıf kutladı. Çocuklar belirli gün ve haftalarla millî bayramları bile karıştırır oldular. Bunlar ders konuları aralarına yayılsa her öğretmen sınıfında bu konuları işlese çok daha verimli olacağı kanaatindeyim.