Bismillahirrahmanirrahim
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Şeytan, insanın derin düşmanıdır. Ve bu düşman, insanın kendisi gibi kâfir, müşrik münafık, fasık ve facir olmasını ister. Şeytanın insana olan düşmanlığının sebebi, Allah Teâlâ’nın Hz. Âdem’e secde etmesini emretmesidir. BAKARA 34: “Hani biz o zaman da meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin, demiştik. Onlar da hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.” Şeytanı bu emre isyan ettiren ise, kibri ve benliğidir.

Şeytan, kendi yaratılışını Âdem’in yaratılışından üstün görmüştür. ARAF 12: “Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.” Şeytan, batıl mantık sebebiyle secde etmekten kaçınmıştır. Topraktan yaratılan kabın içindeki cevheri görememiştir. Şeytanın kâfir olması, Allah’ın emrini, kendisine yapılmış bir haksızlık, kendi itirazını da bu haksızlığa karşısı yapılmış bir savunma olarak görmesindendir. ARAF 16: “İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de insanları saptırmak için senin müstakim olan (İslam) yolunun üstüne oturacağım.” Şeytan burada “beni azdırmana karşılık” sözü ile Allah Teâlâ’yı suçluyor. Ancak intikamı insandan, yani sebepten alma yoluna gidiyor. Şeytan, kıyamete kadar yaşayacak ve devamlı olarak Allah’ın kullarını doğru yoldan çıkarmak için çalışacaktır.

ŞEYTAN VE İFSAT
Şeytanın insanı saptırmak için kullandığı yöntem “kötülükleri güzel gösterme” yöntemidir.
Şeytan, insanı “din ve düzen” olarak İslam yolundan ve selim fıtrattan ancak, aldatmak ve İslam’ı çarpık göstermek yolu ile uzaklaştırmaya çalışmaktadır. İnsanı gurura, hayale, çirkini güzel görmeye sevk eden şeytan, iç dengeleri alt üst eder ve gerçeğin çehresini değiştirir. İnsanın doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayıramaması ve hakkı batıla karıştırması böyle başlar. Şeytanın kullandığı en büyük silâh, insanı gurura sevk etmektir. Gururun esas anlamı, aldanmak ve bu aldanışla eşya ve olayları çarpık görmektir. Şeytanın ifsat etmede elde ettiği başarı, kendi gücünden değil insanın zaaflarını insanın aleyhine kullanmasından kaynaklanmaktadır.

NİSA 120: “Şeytan insanlara vaatlerde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Ve şeytan insanlara gururdan, aldanmadan başka bir şey vaat etmez.” Bir başka ayette ise şöyle bildirilmiştir. İSRA 64: “İnsanlardan güç yetirdiklerini sesinle (çağrı ve vesvesenle) sarsıntıya uğrat, atlı ve yaya bütün ordunla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun. Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez.” Şeytan ve insandan olan şeytanlar, bütün iletişim vasıtalarını kullanarak toplumu bozmaya çalışırlar. Arabalarıyla, uçaklarıyla, gemileriyle, uydularıyla her türlü askeri ve ekonomik güçleriyle Müslümanlar üzerine gelmek ve onları batıl yollara çekmek isterler. Allah’a baş kaldıran inkârcı Yahudi ve Hıristiyanların kurdukları zulüm düzenini korumak için mallarını harcatarak, mallarına ortak olurlar.

Nesillerini maneviyatsız, liberal, ateist ve materyalist yetiştirerek, çocuklarına ortak olurlar. Şeytanın aldatarak saptırma ve ifsat etme vasfı başka bir ayette şöyle dile getirilmiştir. ARAF 19-22: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz şeyleri yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Sonra zalimlerden olursunuz. Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Ve gerçekten ben size öğüt verenlerdenim diye yemin de etti. Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye seslendi.” Burada Şeytan, Âdem ve eşini hile kullanarak ve zaaflarından istifade ederek aldatmıştır. Şeytan, insanı Allah yolunda infak etmekten fakirlikle korkutarak caydırır. Batıl gayeler için harcamayı, saçıp savurmayı, israfı telkin eder. Aynı şekilde şeytan her türlü aşırılığı, şehvetleri haramlar ile gidermeyi emreder. Şeytanın ifsat için kullandığı araçlardan birisi de faizdir. Şeytan, faizi kullanarak insanı, Allah ve Resulüne savaş açmış bir zavallı haline getirmiş oluyor.

“Şeytanın kurguladığı bu ifsatçı eğitim bugün ABD, AB ve İsrail’in birlikte temsil ettiği ırkçı ve inkarcı dünya temsil etmekte ve yürütmektedir.”

ŞEYTAN VE EĞİTİM
Allah, Hz. Âdem’i eşrefi mahlûkat olarak yaratmış, ona bütün esmayı, yani ilimlerin bütün mefhumlarını öğretmiş, onu yeryüzüne halife tayin etmiştir. Şeytan bunu görünce kıskandı ve secde etmedi. Şeytan, Allah’ın Hz. Âdem’e ikram ettiği yeryüzündeki ‘halifelik’ görevini anlamadı. Aynı zamanda Allah’ın gelecek zamanlara ait planlarını da göremeyip, kör nefsinin arzusuna uydu ve isyan etti. Kim, nefsinin arzularına hiç bir sınır tanımadan uyarsa, onda şeytan ahlâkı var demektir. Kendini mal, yüz güzelliği, makam, ırk, soy, sınıf veya ülke olarak üstün görenlerin mantığı şeytan mantığıdır. İlahi hükümleri, kendi nefsine ve aklına göre değerlendirip mantığına ters gelen bir hükmü reddeden bir akılcılık, ırkçılığın da temelidir. Bu akılcılık, şeytana Allah’ın huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar Allah’ın lanetini hak etme dışında hiçbir şey kazandırmamıştır. Çünkü o, maddenin ötesindeki manayı görememiştir. Şeytan, kıyamete kadar kendisini meşgul edecek hedef olarak, insanlara kötülükleri güzel gösterme ve sapıklığa düşürme hedefini seçmiştir. Ve şeytan, bu hedefe ulaşmak için en önemli silah olarak materyalist eğitimi seçmiştir ve bu eğitimin temel dersi de felsefedir.

Bu eğitim, insanlara Allah’ı ve yaratılışı unutturan bir eğitimdir. Şeytanın benimsediği eğitimin öne çıkan özellikleri ise şunlardır.

1. Vesvesecidir: Bu eğitimden geçen herkes şüpheci olurlar ve sabit bir inanca sahip olamaz.

2. Günahları teşvik eder: Bu eğitimden geçen herkes isyankâr olarak yetişir. Helal nedir, haram nedir bilmezler. Haramlar ile yaşamayı modernlik ve çağdaşlık olarak okurlar.

3. Dünyacıdır: Bu eğitimden geçen nesiller, hayatı sadece dünya hayatından ibaret sayarlar. Bu eğitim, Allah’ı unutturur ve hükümlerini yok saydırır, emir ve yasaklarını dikkate aldırmaz, nefisleri ilah edindirir, cennetten ve cehennemden bahsetmez.

4. Bireycidir: Cimriliği ve aç gözlülüğü teşvik eder. Maldan ve dünyalıklardan başka bir kutsal tanımayan, doymak bilmez nesiller yetiştirir.

5. Kin ve nefreti, düşmanlığı esas alır: Bu eğitim, kavgacı, savaştan yana, bencil, maneviyatsız nesiller yetiştirir.

6. İnkârcıdır: Manevi olanı reddeder. Görülmeyen hiçbir şeye itibar etmez.

7. İşbirlikçidir: Bu eğitim ikiyüzlü bir eğitimdir. Bazen hak görünen unsurlar içerebilir ancak bunu hedeflediği sapkınlık için önerir.

8. Yalanı esas alır: Kullandığı bütün araçlar yalandır. Sunduğu bilgiler yalandır. Vaat ettiği hedefler yalandır. Önerdiği modellerin tamamı sahtedir.

9. Yapıcı değil yıkıcıdır: Nesillerin dünyalarını kurtaralım derken, maneviyatlarını yıkmayı hedefler.
Allah’ın kullarını şeytanın esiri ve kölesi olarak yetiştirir. Şeytanın kurguladığı bu ifsatçı eğitimi bugün ABD, AB ve İsrail’in birlikte temsil ettiği ırkçı ve inkârcı dünya temsil etmekte ve yürütmektedir.

“Şeytan özellikle müslümanlara kötülüklerin eğitimini verir ve içi boşaltılmış bir din anlayışı öğretir.”

ŞEYTAN EĞİTİMİNİN KAZANIMLARI
Şeytan insana kötülüklerin eğitimi verir ve insanlara, özellikle Müslümanlara daha çok sağdan yaklaşırlar, muhafazakârlık diye içi boşaltılmış bir din anlayışının da eğitimini yapar. İnsanlara önlerindeki ölümü ve ölümden sonra gelen ahiret hayatını unutturur, boş hayaller peşinde koşturmaya çaba gösterir. İnsana soldan yaklaşarak, küfrü, şirki, nifak ve isyanı zararsız göstermeye çalışır. İçkiyi, kumarı, faizi, uyuşturucuyu, zinayı, hak yemeyi, çılgınca eğlenmeyi, hayatın gayesi olarak sunar. Akla gelmedik şeytani vasıtalarla, hile ve tuzaklarla insanları Allah yolundan uzaklaştırmak için gayret eder. Şeytan ve adamlarının eğitim ile sağlamak istedikleri kazanımlar ise şunlardır. İnançsızlık, ahlaki bozukluk, ümitsizlik, şımarıklık, kendini beğenmişlik, bencillik, azgınlık, zalimlik, nankörlük, serserilik, cimrilik, açgözlülük, facirlik, fasıklık, şekilcilik, kararsızlık, cahillik, münafıklık, yalancılık, sabırsızlık, isyankârlık, haddi aşmak, mala düşkünlük ve dünyaya dört elle sarılmak… Bütün bu kazanımlar şeytan ve adamlarının yaptığı eğitimin hedefidir ki insanlar bu kazanımlar ile Allah’ın yolundan uzaklaşsın, şeytan ve adamalarının yolunun yolcusu olsunlar. Ve böylelikle, tıpkı onlar gibi ilahi gazaba müstahak olup onlarla birlikte cehennemi doldurmuş olsunlar. Şeytan ve adamları, elde ettikleri bu neticeden dolayı kendilerini Allah’a karşı zafer kazanmış sayacaklardır.

OYUNA GELMEMEK
Şeytan ve adamları insan için tuzaklar kurup planlar yaparak yolunu vurmaya çalışıyorlar.
İnsanın dünya hayatı bir imtihandır. Ya “din ve düzen” olarak İslam yolunda yürüyecek, bütün insanlığın saadeti için razı olunan işler yaparak ilahi rızaya nail olan bir kul olacaktır. Ya da şeytan ve adamlarının “din ve düzen” olarak önerdikleri şer yolunda yürüyerek ilahi gazaba müstahak kimseler olacaktır. Şeytan ve adamlarının faaliyetleri imtihan olmanın bir gereğidir. Sıkıntı, meşakkat olmadan imtihan olmaz. Dünya imtihanımız aynı zamanda bir hak-batıl mücadelesi imtihanıdır. Hak-batıl mücadelesi imtihanını kazanmak, şeytan ve adamlarının oyunlarına ve çelmelerine karşı mücadele vermekten geçer. NİSA 76: “İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (batıl gayeler ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın adamlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen çok zayıftır.” Şu gerçeği unutmamalıyız ki “din ve düzen” olarak insanlığın tek kurtuluş yolu İslam’dır. İslam ile insanın arasına örülmüş duvarları kaldırmak, insanı İslam ile buluşturmak, şuurlu Müslüman topluluğun görevidir.

İslam ile insanın arasına örülmüş duvarlardan birisi Avrupa Birliğidir. Diğeri ABD ve İsrail’dir. Diğeri batı ahlakıdır. Diğeri materyalist eğitimdir. Diğeri faizci kapitalist nizamdır. Diğeri ırkçı emperyalizmin kurduğu yeni dünya düzenidir. Bu duvarların tamamı şeytan ve adamları tarafından örülmüştür. Bu duvarlar mutlaka etkisiz hale getirilmelidir. Yerine “İslam Birliği ve Yeni Bir Saadet Dünyası” kurulmalıdır. Faizci kapitalist sömürü düzeni yerine “Adil Düzene” geçilmelidir. Materyalist eğitim yerine “maneviyatçı eğitim” benimsenmelidir. Eğitimde Yunan bilgisi yerine Kur’an ve Sünnet bilgisi esas alınmalıdır. ABD ve İsrail stratejik ortaklığına dayanan işbirlikçi dış politika yerine, İslam kardeşliğini esas alan “şahsiyetli dış politika” uygulamalarına geçilmelidir. Bu kendiliğinden olmaz. Bunun derdini taşıyan inanan insanlar 1969 yılında Milli Görüş harekâtını başlatmıştır. Milli Görüş 45 yıldır şeytan ve adamları tarafından İslam ile insan arasına örülmüş yukarıda sayılan bütün duvarları etkisiz hale getirmenin mücadelesini vermektedir. Ve etkisiz hale getirilecek bu duvarların yerine yine yukarıda sayılan müspet kuruluşları kurmanın azmi ve kararlılığı içinde olmuştur. Milli Görüş ümmetin ve insanlığın derdiyle ilgilenen tek harekettir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz