Hayatın ilerleme hızına uygun eğitim sistemi veya “Eğitimin Hedefleri” konusu biz eğitimcileri sürekli meşgul etmektedir, etmelidir. Yaşadığımız hayat hızlı gelişmelere sahne olmaktadır. Geliştirilenler arasında elbette eğitim alanı önemli bir yer tutar.
Bugün en iyi, hatta mükemmel denilen eğitim modeli gelecekte insanların eğitimine çözüm olabilecek midir? Yeni dönemlerde yeni insanlar için bugünden yeni müfredat, program(lar), ders kitapları ile bir “Program Havuzu” oluşturulmakta mıdır? Bu müfredat nasıl olmalıdır? Neleri içermeli-içermemelidir?

Önceki dönemlerde bilgiye ulaşım tabanlı bir eğitim öngörülürken, siber dünyanın yaşantısında bilgi çok ucuz ve kolay ulaşılabilen bir hâlde bulunacaktır.
Dün uygulanan, kişiye özgü eğitimin (bireysel eğitim) yerini bugün nasıl toplu (kitlesel eğitim) eğitim aldıysa, siber hayatta eğitim nasıl bir yol-yöntem izleyecektir? Bireysel eğitimde öğrenmek isteyen kişi; talebe varken, bugün öğretilmek istenen öğrencilerle karşı karşıyayız. Peki, gelecekteki kişi öğrenmek isteyen mi, öğretilmek istenen mi yoksa her ikisi mi kestirmek epey zor olacak!

Peki, siber zamanlarda eğitim nasıl olacaktır, olmalıdır? Bu sorunun cevabı olarak önereceğimiz yeni bir eğitim modeli olmalıdır. Biz buna davranış odaklı eğitim diyoruz.
Gelecek dönemde insanlar sanal modeller yerine gerçek modelleri örnek almaları sağlanarak eğitim verilmelidir.
Hazreti Ali’nin (ra) “Çocuklarınızı yaşayacakları zamana göre yetiştirin” cümlesi bize ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. Zaman hızla geçiyor, imkânlar ve vasıtalar değişiyor. Hele son yıllarda yaşanan teknolojik ve bilişsel gelişmeler sosyal hayatımızı doğrudan etkilemektedir.

Nesil farkı ibaresini bilmeyenimiz yoktur. Yetişen her yeni nesille beraber bir önceki nesil arasında çok büyük farklar vardır. İşte ilmin kapısı Hz. Ali (ra), nesil farkının doğuracağı sıkıntıları görerek bizlere çözüm yolunu da göstermiştir. Bugün yaşanılan kuşak çatışmaları bu öngörüsüzlüğün neticesidir. Gerçekte çözüm her zaman vardır. Yeter ki arayalım ve bulduğumuz çözümü, zamanın vasıtaları ile çocuklarımıza doğru şekilde sunabilelim.

“Çocuklarımızın ihtiyaçlarını yaşadıkları zamana göre çözerken eğitimlerini yaşayacakları zamana göre vermemiz doğru olacaktır.”

Çocuklarımızın ihtiyaçlarını yaşadıkları zamana göre çözerken eğitimlerini yaşayacakları zamana göre vermemiz doğru olacaktır. Çocuklarımızın aldıkları eğitimde öğrendikleri çözüm yolları bugüne ait ise, gelecekte karşılaşabileceği problemler için işe yaramaz olabilecektir. Mesela çocuklarımıza tarla sürme usullerinden sabanla tarla sürme öğretildiğinde bir işe yaramayacağı aşikârdır. Bir başka misal ise; bugün üniversitelerde öğretilen programlama dillerinin çoğu böyledir; okulda öğretilen programlama dilini kullanan firma gerçek hayatta yok gibidir. Bu durumda çocuklarımıza işe yaramaz bilgiler yüklüyoruz anlamı ortaya çıkıyor. Eğer bizler Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav)“Faydasız ilimden Allah’a sığınırım.” Sözüne itibar etseydik böyle bir problemle karşılaşmayacaktık.

Günümüzün problemlerinden birisi de gençlerimize sunulan rol modeller, hep sinema, TV. vb. alanlardan gösterilmekte, böylelikle insanların umursamaz davranışlarına neden olmakta, hesap verilebilirlikten sıyrılan insan adeta bencilliğin zirvesine tırmanmaktadır.
İnsanların kitlesel eğitimle bireysel farklılıkların getirdiği zenginlikler törpülenirken tek tip insan üreterek ne yapılmak isteniyor? Kolayca yönetmek.
Örtük öğrenme metodu kullanılarak insanlar topluca yönlendirilip, farkında olmadan yavaş-yavaş tekrarın gücü kullanılarak yönlendirilmekte, eğitilmektedir.
Gençlerin en önemli rol modelleri ebeveynleri olmalıdır. Anayı ve babayı ganimet bil, onlara saygı göstermekte ve hatırlarını hoş etmekte kusur etmeyip tecrübe ve nasihatlerinden istifade et.1
Bizim eğitimimiz millî ve manevi değerlerimize uygun olmalıdır. Böylelikle geleceğe emin adımlarla ilerleyebiliriz. Aksi hâlde dışarıdan alınan ithal eğitim modelleri ve gençliğimize ithal rol modeller bize fayda sağlayamadığı gibi geleceğimiz açısından ise tam bir felaketi beraberinde taşımaktadır.
“Oku”2 diye başlayan bir medeniyetin dünyada eşi benzeri olmayan “savaşta esir alınanlara okuma-yazmayı öğretme karşılığında hürriyetinin verilmesi”3 eğitime verilen değerin zirvesidir, ancak hayat ile ölçülebilir. Böyle bir metafordan bihaber ve/veya hiçe sayan çözüm çabaları boşuna bir uğraştır ve faydasızdır.
İthal düşünceleri boykot etmeden millî bir eğitime ulaşamayız. Batıdan gelen materyalist eğitim bize fayda getirmemiştir.

1- Lokman 14- Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver Lokman Hekimin Oğluna Verdiği 100 nasihat
2- Alak 1
3- Mâverdî, el-Havi’l-kebîr, c. 8, s. 412. Bedir esirlerine uygulanan hükümlerin belirleniş süreci ve tatbikatı hakkında bk. İbn Kesîr, el-Bidâye ve’nNihâye, c. 5, s. 161-171, 201-211.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz