Düşünürler, doğru yönetmeyi “sanat“ olarak nitelemişlerdir. Gerçekte de etkin yönetim anlayışı, ortama sanatsal bir zarafet katabilir. Öğretmenlerin her gün altı yedi defa girdikleri farklı sınıflarda bizzat uyguladıkları en önemli yeterliliklerden birisidir sınıf yönetimi.

Sınıf yönetiminin etkin olabilmesi için sürdürülebilir, iş birliğine dayalı yaklaşım benimsenmelidir. Tabii olarak sınıf yönetimindeki taraflar öğretmen ve öğrencilerdir. Tarafların etkin olabilmesi için de müzakere kaçınılmazdır. Öğretmen sınıfın (grubun) lideri pozisyonundadır ve karar verebilmede, alınan kararları uygulamada yeterliliklere sahip olmalıdır.

“Öğrencilerin öğretmenlerle ilgili ön kabulleri çok büyük oranda pozitiftir. Yani öğretmenlerinin her yönüyle “güçlü” oldukları en temel referanslarıdır.”

Yönetim faaliyetlerinde müzakere ortamının sağlanabilmesi için tarafların taviz verebilmeyi baştan kabul etmeleri gerekir. Taviz vermekten kasıt karşı tarafın düşünce ve değerlendirmelerinin önemsendiği anlaşılmalıdır. Liderin taşıması gereken temel özellikler:

  1. Öz bakım: Grubun lideri, temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamış, yorgunluktan arınmış, stres düzeyini kontrol edilebilir düzeyde tutabilen bir yapıda olmalıdır. Kıyafet uyumu, düzenli beslenme ve iyi ilişkiler kurabilme liderde bulunması gereken özelliklerdendir.
  2. Güven: Kişiler arası ilişkilerde “güven” vazgeçilmezdir, ilişkilerin sağlıklı yürüyebilmesi için sigorta niteliğindedir. Lider ve grubun diğer üyeleri arasındaki ilişki, güven üzerine bina edilebilirse tarafların üstesinden gelmek zorunda oldukları sorunların irdelenmesi ve çözümlenmesi kolaylaşacaktır.
    Ergenlerin yetişkinlere güven duyması, ilişkinin istikrarlı olabilmesi için ön şartlardan biridir. Kişiler arası ilişkilerde sürekli uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır. Bunun için güven en temel saiktir. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) emin olma sıfatını çevresiyle kurduğu güven odaklı ilişkisi, kazandırmıştır.
    “İslam İslam’ın yaşanmış halidir.” diyen Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN dinimizin söylemekten daha çok yaşantıyı esas almasına vurgu yapılmıştır. “Eğer bir davranış yaşanmıyorsa söylenmemelidir.” kuralı esas alınır. Buradan “bir kimsenin başka bir kimseye öneri ve telkinlerde bulunmaması gerektiği” gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Kur’an-ı Kerim uygulanmayan eylemlerin dillendirilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. (Saf suresi, 2-3) Bunun en önemli göstergesi Müslümanların çevreleriyle kurdukları “güven” ilişkisidir. Güven ancak karşılıklı duygu, düşünce paylaşımı ve hakkaniyete dayalı ilişkilerin gerçekleşmesiyle ortaya çıkabilir.
  3. Yetkinlik: Öğretmenler, öğrencilerinin gözünde çoğunlukla “bir bilen” konumundadır. Bu durumun aşındırılmaması çok önemlidir. Özellikle henüz tam olarak soyut işlemler dönemine girmemiş olan öğrenciler için öğretmen; her şeyi bilen, bütün sorularına cevap alabileceği yeterliliğe sahip, yükseklerde bir pozisyondadır. Bu yaş grubu için (12-13 yaş ve öncesi) öğretmenlerin davranış ve öğretileri çok büyük oranda sorgulanmadan benimsenmektedir. Bu durum da özellikle öğretmenlerin ve diğer yetişkinlerin sorumluluklarını daha da arttırmaktadır.
    Çocuk ve ergenlerin (öğrencilerin) öğretmenlerle ilgili ön kabulleri çok büyük oranda pozitiftir. Yani öğretmenlerinin her yönüyle “güçlü” oldukları inancı en temel referanslarıdır. Öğrenciler tarafından öğretmenler için oluşturulan “dev” algısı iyi değerlendirilmeli ve herhangi bir aşınmaya izin verilmemelidir. Bunu korumanın en iyi yolu öğretmenin çok yönlü olarak sürekli gelişim göstermesi ve eleştiriyi içselleştirmesidir.
  4. Doğru iletişim: Grup liderinin en önemli özelliklerindendir doğru iletişimdir. Yönetimin etkin olabilmesi için temel iletişim becerileri ortama hâkim olmalıdır. Eğer lider gruba kendisini ve planlarını doğru ve etkin bir şekilde anlatabilirse grupla ilişkisi o denli düzeyli gelişebilir. Kişiler arası ilişkilerde mesajın doğru iletilmesi ve doğru anlaşılma çok önemlidir.
    Bunun için mesajlar kısa ve doğrudan olmalıdır. Yönerge kullanmada uzun mesajlar ve dolaylı mesajlar önerilmemektedir. Dolaylı mesajlar aynı zamanda iletişim engeli olarak da kabul edilmektedir. Lider grubun diğer üyeleriyle aşamalı bir yetki paylaşımına gidebilir. Bunun için de şeffaf, güvenli, eleştirel ve müzakereye açık bir pozisyon belirlemedir.
  5. Otorite kullanımı: Öğrenciler, öğretmenlerini sorgulamaksızın otorite olarak kabul etmektedirler. Gerçekte de öyledir. Öğretmen bilgi birikimi ve psikososyal yönden öğrenciler için birincil otorite kabul edilmektedir.
    Otorite tabiri sadece kuru disiplin anlayışını ifade etmemektedir. Otorite kullanımı iki şekilde olabilir.
    A) Onay ve kabul: Eğer lider grubuyla ilişkisini “yüreklendirme” temel yaklaşımı üzerine kurabilirse yönetim süreçlerinde güçlü bir yapı oluşturabilir. Pozitif davranışların pekiştirilmesi, bu davranışları kalıcı hâle getirmekle birlikte başka olumlu davranışları da tetikleyebilir. Otoritenin bu aşamada ödüllendirme yöntemini sıkça kullanması beklenmektedir. Çünkü “Marifet iltifata tabidir.”
    B) Haddini bildirme: Kaba kuvvete dayalı bu otorite yöntemi, yönetim süreçlerinin en zayıf halkasıdır. Eğer grup üyeleri birbirlerince ve grup liderleri tarafından destek göremezlerse sıra dışı adımlar atmaları zorlaşabilir. Liderin geçmiş uygulamaları üyelere (öğrencilere) korku hissettiriyorsa bu ilişkiden kuru disipline dayalı, yapmacık, zayıf ve güvensiz bir yönetim anlayışı çıkabilir.

Etkin yönetim anlayışında taraflarla iş birliği şarttır. Yönetimde bireysellik gereksiz otoriterleşmeyi (haddini bildirme) ve bencilliği getirebilir. Oysaki “istişare” etkin yönetişimin temel omurgasını teşkil etmektedir. Güç sadece liderin söz ve eylemleriyle ortaya çıkan değil ekibin ortak performansıyla gerçekleşen olgudur. Bireyselliğe ve karizmaya dayalı güç sadece kısa vadeli ve bencilliği okşayan riyakârlık aracı olabilir. Oysa ekibin ortaya koyduğu ortak performansa dayalı güç gerçek kurumsal gücü ifade etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz