İslam’ca eğitimin temel hedefi insanları itikat, ahlak ve fıkıh olarak dünya ve ahiret saadetlerini kazanabilecekleri melekeyi, şuuru ve hali kazandırabilmektir. Bunun bilinen en meşhur yolu ise okumak, tedris ve dinlemedir. Dinleme yoluyla yapılan eğitimin en yaygın olan şekli ise sohbetlerdir. Sohbetin sözlük anlamı; kısa bir süre de olsa birlikte olmaktır. Sohbet; arkadaşlık edip ünsiyet kurmak, bedenle ya da gönülle uzun süre beraberlik hali, dini, fikri, sosyal, ahlaki ve fıkhi konuların konuşulduğu toplantı gibi anlamda kullanılır. Sohbetin kelime anlamı dikkate alınarak Allah Resulünün sohbetinde bulunan Müslümanlar için sahabe ve ashap terimleri kullanılmıştır. Peygamberimiz ashabını sohbet aracılığıyla eğitmiştir. Bu eğitim sünnetini takip eden âlim ve terbiyeciler de sohbet halkaları düzenleyerek ilimlerini halka aktarmışlardır. Her şey kendi ortamında yetişir ve gelişir. Müslümanın ortamı da, sadıkların ortamı ve sadıkların oluşturduğu ilim ve sohbet halkalarıdır. Müslüman şahsiyetler, böyle bir ilim ve sohbet halkası ortamında yetişir ve olgunlaşır. Kötülüklerden korunur, iyiliklerle, iyilerle buluşur, tanışır ve İslam’ca bir kimlik kazanır. Kişinin eğitiminde içinde yaşadığı çevrenin çok büyük bir etkisi vardır. Ecdadımız bunu; “üzüm üzüme baka baka kararır” sözü ile ifade etmiştir. Peygamberimiz: “Kişi dostunun dini üzerinedir. Sizden her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın.” (Tirmizi) buyurmaktadır. Bu hadisten anlaşılacağı gibi insanlar, bulundukları ortamın karakterine bürünmekte veya kendi karakterine uygun olan ortamları tercih etmektedirler. İslam’ca bir ortamda yetişen her insan, kulluk şuuru kazanırken, İslam’ca olamayan bir ortamda bulunan kişi de her türlü kötülüğün ve rezilliğin adamı olur. Allah bize, bizi hakka ve hakikate taşıyacak kimseler ile birlikte olmayı emretmiştir. Tevbe 119: “Ey iman edenler! Allah’tan ittika edin, yolunuzu kitabıyla bulmaya çalışın ve sadıklar ile beraber olun” Müslüman kendine uygun bir yerde, kimliğinin gerektirdiği bir vasatta bulunmadıkça İslam’ca yaşamasını sağlayacak bir irfana edebe ve ahlaka sahip olamaz.

NEBEVİ İKİ OKUL
Peygamberimiz 13 yıl Mekke’de “Darul Erkam”, 10 yıl Medine’de “Suffe” okulunda ve sahabe evlerinde yaptığı sohbetlerde ashabı, iman ve cihat şuuruyla yoğurmuş, sevgi ve şefkat ateşiyle yakmış ve İslam şuuru ile pişirmiştir. Ve her birini Kur’an ve Sünnet ikliminde, kâinat bahçesinin sevda çiçekleri, nebevi gülleri ve Rabbani erleri olarak insanlığa hediye etmiştir. Ve onlar Peygamber sohbetlerinde birer müçtehit, mürşit, âlim, fakih, lider ve komutan olarak yetişmişlerdir. Şirk ve inkârın kol gezdiği, nifak ve münafıklığın bir sis gibi ufkumuzu kararttığı, ahlaksızlığın toplumu esir aldığı zamanımızda, ehil kişilerin samimi ve gayesi Allah rızası olan inanların oluşturacağı sohbet ve ilim halkalarına devam etmek her Müslüman için su ve hava kadar zaruridir. İslam’ın kamusal alanın dışında tutulduğu bir toplumda,materyalist eğitimle sürekli zehirlenen mana iklimimizi, İslam’ın anlatılıp öğretildiği sohbetlerde canlandırmak ve hayata kavuşturmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde manen felç olur, ölüme sürüklenir ve farkında olmadan manen bir harabeye döneriz. Yaşadığımız asırda Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız tarafından kurulan Milli Görüş Okulu, tıpkı saadet asrının “Darul Erkam” ve “Suffe” nebevi iki okulda olduğu gibi milletimizi aslına döndürmenin merkezi olmuştur. Toplum olarak bu hareketin kıymetini bilmemiz gerekir. İlim ve irfan sohbetlerine devam etmenin değeri hakkında Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Bir toplum Allah’ın evlerinden bir eve toplanır, Allah’ın kitabını okurlar, onu kendi aralarında ders edinip öğrenirlerse onların üzerine sekinet iner. Rahmet onları kaplar. Etrafını melekler sarar. Allah da kendi yanındakilere onları zikreder.” Kişi sohbetlere ilim öğrenmek, öğrendiği ile amel etmek ve öğrenip amel ettiklerini başkalarına tebliğ etmek niyeti ile gelmelidir. Aksi takdirde yapılan sohbet boşuna bir çabadan öte bir anlam ifade etmez.

ASHAP
Ashap, Peygamberimizin yetiştirdiği kimselerdir. Sahabeler, halis bir niyetle Peygamberimizin sohbetlerine devam ettiler, O’ndan dünya ve ahiret saadetinin bütün esaslarını dikkatle dinlerler,kafalarına takılan soruları sordular ve cevaplarını aldılar. Zorunlu işlerinden dolayı sohbete iştirak edemeyenler kendi aralarında nöbetleşe sohbete devam ettiler, orada öğrendiklerini birbirlerine anlattılar. Onun için onlar, bütün insanlığa örnek bir nesil oldular. Peygamberimiz onlar için: “Benim ashabın gökteki yıldızlar gibidir, hangisini örnek alıp tabi olursanız, itikat ve düzen olarak İslam hidayetine ermiş olursunuz” buyurmuştur.

BİR KISSA
İlim ve irfan meclislerine devam etmek bir rahmet, fazilet, nimet ve saadettir.Sohbetlerden uzak durmak ise bir zarar ve mahrumiyettir. İmam Ebu Yusuf’un 15-16 yaşlarında çok sevdiği bir oğlu varmış. Aniden hastalanmış ve ölmüş. Çocuğun tekfin, teçhiz ve defin işini bir yakınına havale ederek İmamı Ebu Hanife’nin ilim meclisine gitti ve şöyle dedi: “Umarım ki bugün ilim meclisinde, duymadığım bilgileri öğrenirim. Şayet gitmezsem korkarım ki orada konuşulanları kaçırırım ve bir daha öğrenemem.” Şuur sohbetlerine,çok basit bahanelerle itibar etmemek şeytanın bir oyunu, nefsin bir aldatmacasıdır. Devamlı olan fayda verir. Sohbetlerden istifade etmek isteyen, ilim meclislerini hiç kaçırmamalı bunu bütün işlerinin önüne almalı büyük bir azimle devam etmeli ve her sohbette yeni bir mesele öğrenmenin heyecanını yaşamalıdır.

SOHBET EHLİ OLMAK
Kendisini “Ben muallim olarak gönderildim” diye tanımlayan Peygamberimiz, bütün dünyada İslâm’ın şaşırtıcı bir hızla yayılmasıyla neticelenen hizmetini, sohbetle insanları yetiştirerek başlatmıştır. Peygamberimizin sohbeti; öyle bir terbiye okulu idi ki, insanların yırtıcılıkta vahşi hayvanları geçtiği bir dönemde, bütün imkânsızlıklara rağmen bu okulda yetişenler, barışın, birlik ve beraberliğin, insanlığın kurtuluşunun tohumu olmuşlardır. Bu nesli öğretmenleri Peygamberimiz ile birlikte örnek alan toplumlar her zaman kurtuluşa ermişlerdir. Sohbet ehli olmak Kur’an ve Sünnet ehli olmaktır. Sohbetin insan terbiyesinde nasıl etkili olduğunu şu hadis anlatmaktadır: “İyilerle aynı mecliste bulunan kimse, misk kokusu satanla beraber bulanan kimse gibidir. Ya ondan güzel koku satın alır, ya güzel kokunun etkisi üzerinde kalır. Kötü insanlarla beraber olan kimse de, körükçü dükkânında oturan kimse gibidir. Ona ya körükçünün elindeki ateşten bir kıvılcım sıçrar, bir tarafını yakar veya oradaki pis koku üzerine siner, o koku ile kalkar.’’ Nakıs olanlar, kâmil insanlara baka baka önce noksanlıklarını görürler. Sonra doğrunun, iyinin ve güzelin, faydalının, adaletin ne olduğunu öğrenirler. Peşinden İslam’ı sever, iyi insan olmaya niyetlenirler. Güzel olan çeker, kuvvetli olan etkiler. İnsan fıtratı gördüğüne meyleder. İyileri gören kimsenin kalbinde iman ve hakikat yeşerir, kötülerle oturup kalkanın kalbine ise şirk, inkâr ve nifak yerleşir. Eskiden, uzun kış gecelerinde büyüklerimiz, peygamberlerin kıssalarını, salih zatların cihat ve kahramanlıklarını okurlardı. Zamanımızda ise ariflerin, evliyanın sohbeti yerine televizyon, gazete ve kısır siyasi konuşmalar yapılmaya başladı. İnsanlar sertleşti, şükürler azaldı ve fikirler kısaldı. İslam, bilinmeden yaşanmaz, İslam’ı bilip öğrenmenin yollarından birisi de şuur sohbetleridir.

Şuur sohbetlerini ihya edip yaygın hale getirmek müminlerin görevidir.

7 HASLET, 6 İKRAM
Bir kimse bir âlimin ilim ve irfan sohbetine katılırsa, her ne kadar onun anlattığı ilminden bir şeyler ezberleyemese de, onun için yedi güzel haslet vardır:

  1. İlim öğrenenlerin faziletine nail olur.
  2. Âlimin yanında bulunduğu müddetçe, günahlardan ve hatalardan korunur.
  3. Âlimin yanına gitmek için evinden çıktığı andan itibaren Allah’ın rahmeti üzerine iner.
  4. Âlimin yanında bulunduğu müddetçe, onların bereketi sebebiyle kendisi de ilahi rahmetten nasiplenir.
  5. Onu dinlediği müddetçe kendisine sevap yazılır.
  6. Adam, âlimlerin yanında bulunduğu müddetçe meleklerin rahmet kuşatması içinde olur.
  7. Âlimin yanına gidip gelirken, attığı her adım, onun bir günahına kefaret olur. Attığı her adım onun derecesini yükseltir, iyiliklerinin fazlalaşmasına sebep olur.
    Sonra Allah, o kişiye altı ikramda bulunur:
  1. Allah o kimseye, âlimlerin meclislerinde bulunma sevgisini ikram eder.
  2. Âlime uyan herkesin kazandığı sevap kadar, onların sevaplarından hiçbir şey eksiltilmeden aynısı kendisine de verilir.
  3. O mecliste bulunanlardan biri Allah tarafından bağışlanırsa, o da diğerlerine şefaatçi olur.
  4. Fasıkların meclislerine karşı kalbi soğur.
  5. İlim taliplerinin ve salihlerin yoluna girmiş olur.
  6. Şuur sohbetlerinde elde ettiği bilgilerle Allah’ın emirlerini yerine getirmiş olur. Şuur sohbetleri, sevgiyi ölçmek için bir aynadır. İnsan sevdiği şeyin sohbetine katılır.

Günümüzde, itikat ve düzen olarak İslam’ın öğrenileceğişuur sohbetleri, insanın kendini bulacağı, hakikati soluklayacağı, ruhunu doyuracağı hakikat sofralarıdır. Bu sohbetler, Müslümanın günlük gıdası gibidir. Mümkünse her gün, değilse haftada bir şuur sohbetlerinden gıdasını almalıdır. Yoksa kalp kurur, ilerleme durur. Müslüman için sohbet, ağaç için su gibidir. Denilebilir ki bu şuur sohbetleri nerededir? Şuur sohbetleri Milli Görüştedir. Milli Görüş olmadan şuur sohbeti olmaz. Şuur sohbetlerini ihya edip yaygın hale getirmek müminlerin görevidir. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz