Ana Sayfa Milli Şuur 50. Sayı SON KALE: AİLE

SON KALE: AİLE

Kalp, tüm biyolojik unsurların dengeli ve uyumlu çalıştığı zaman beden ülkesine esenlik ikliminin hâkim olduğu, bu uyumun bozulduğunda ise beden ülkesinde kıyametin koptuğu bir organdır.

146
0

Aile topumun temelidir. Aileyi yok etmek toplumu yok etmek anlamına gelir. Son günlerde ailenin dolayısıyla toplumun ifsadına yönelik bir takım projeler yürütülmektedir. İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “kadına yönelik şiddet” ve “ev içi şiddet”in önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi sözleşmesi, kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşmedir. Bu tehlike yalnızca; sözleşmeyi onaylayan ilk devlet olan Türkiye açısından değil Avrupa Konseyine üye tüm diğer devletleri de yakından ilgilendirmektedir.
11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan sözleşme 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. Masum gibi gösterilen bu sözleşme aslında ifsadı amaçlamaktadır. İçeriği milletimize tam olarak aktarılmamıştır. Bu sözleşme ve sonrasında yapılmak istenenler iyi araştırılmalıdır. Çünkü sancısı yıllar sonra ortaya çıkacaktır. Türkiye’de bu tarihten sonra baş gösteren boşanma, cinayet oranları ve benzeri suç oranı iyi araştırmalıdır.
Kur’an eşleri birbirlerinin örtüsü olarak nitelendirir. “Eşler birbirlerini örten elbisedir.” mealindeki ayeti kerimede “örtü” ile verilmek istenen mesajı “Eşler birbirlerinin günah işleme temayüllerini ortadan kaldırmalı ve birbirlerini günahlardan uzaklaştırmaya yönelik tedbirler almalı, eşler birbirlerinin karşılıklı olarak insani isteklerini karşılamalıdır.” şeklinde anlamak ailenin bütünlüğünü sağlanması açısından önemlidir.
Bu şekilde karşılıklı vazifelerin yerine getirildiği bir ailede baba o evin sütunlarını, anne kirişlerini, çocuklar da tuğlalarını temsil eder. Bu dengenin korunduğu bir ev aslında bir kalptir. Çünkü kalp, tüm biyolojik unsurların dengeli ve uyumlu çalıştığı zaman beden ülkesine esenlik ikliminin hâkim olduğu, bu uyumun bozulduğunda ise beden ülkesinde kıyametin koptuğu bir organdır.
Ancak Kur’an’ın ruhunu yansıtmayan yalancı zaman, illüzyon gösterisini yaparken Kur’an’a uyulmayan bir vasatta kadın, para ve makam bu yalancının önünü aydınlatan fener oluyor. İslami hassasiyetlerin yaşandığı bir evde baba devasa, büyük, meyveli ağaçlar gibi kanatları altında oluşturdukları merhamet ikliminde sevgi dolu yürekleriyle tüm mevsimlere meydan okuyan insanlar gibidir. Ve baba çevresine kanat geren kartallar gibidir; etrafında insanlar yurt kurar, esenliğinde bağrı yanıklar huzur bulur. Yüzlerdeki tebessümü gören insan bundan ilham alır.
Fikirleriyle, damlaları bilgisizlik olan karanlık sularda kayıksız dolaşan cahiller aydınlanır. Cehalet yükünü üzerinden atan insan, bilginin aydınlıkkıyısına güvenle varır.Ağzından dökülen sözleri, etrafında toplanan insanlara ilham olur, iz olur, yol olur. Bu yoldan yürüyenler, hakikat ikliminde kurulmuş huzur hanelerinde ikamet eden mutlu insanlara dönüşür.
Aile yapısının sarsılmasıyla birlikte toplumsal yapısı da çöken modern(!) Avrupalılar, çeşitli vasıtaları kullanarak tüm dinî hassasiyetimizi ele geçirmelerinin ardından, yukarıda bahsettiğimiz tarzda karşılıklı anlayışın hâkim olduğu son kale olan aileyi de ele geçirmek için yerli iş birlikçi sermaye sahipleri ve beceriksiz hatta art niyetli iktidarlar maharetiyle bu son kale aileye televizyon programı ve diziler gibi çeşitli vasıtalar kullanarak sürekli gol atmaktalar.
Bizde televizyon dizileri maalesef yedi senedir toplumumuzu eğitim, ahlak, ilim ve irfanda ‘yüceltmiyor’ ünü(!) ülke sınırlarını da aşarak tüm Türk ve Arap dünyasını da etkisi altına alan bir tesirle eğitimsizlik, ahlaksızlık, cehalet ve yozlaşmada insanları ‘eşitliyor’ adeta.
Aileyi güçlendirmek toplumu güçlendirmektir. Bu nedenle devletin buna politika geliştirmelidir. Bakanlık kendini yenden bulmalıdır. En büyük tehlike ifsadın farkında olmadan devlet tarafından yapılmasıdır. Bize benzeyenler tarafından yerleştirilmesidir. Dışarıda oluşturulan projelerin amacı iyi tespit edilmelidir.