Ana Sayfa Milli Şuur 41. Sayı “SORGULAYICI”(!) TEMEL DİNİ BİLGİLER DERSİ

“SORGULAYICI”(!) TEMEL DİNİ BİLGİLER DERSİ

Seçmeli Temel Dini Bilgiler (İslam 1-2) Dersi Öğretim Programının vizyonu; şu cümlelerle açıklanmış: İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını içselleştiren, Kur’an-ı Kerim’i rehber edinen Hz. Muhammed’i (s.a.v.) örnek alan, araştıran, sorgulayan ve edindiği bilgiler ışığında meselelere çözüm üretebilen, dini, ahlaki ve insani değerleri özümseyen, ibadetlerle ilgili temel uygulama becerisine sahip olan, dünya ahiret dengesini kurabilen, İslam’ın temel kavram ve kaynaklarını tanıyan bireyler yetiştirmektir.

56
0

Bilindiği üzere MEB bazı derslerin müfredatlarında birtakım değişikliklere giderek yeni müfredat taslaklarını yayınladı. Din eğitimi alanıyla ilgili değişiklik, ihtiva ettiği sıkıntıları daha önce hazırladığımız raporlarla defaatle ifade ettiğimiz Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi dersinde değil, şunun şurasında daha beş yıl önce seçmeli ders olarak konulan Temel Dini Bilgiler ve Hz. Muhammed (S.A.V)’in Hayatı derslerinde yapılmıştır.

Hz. Muhammed (S.A.V)’in Hayatı (siyer) dersin müfredatında eskisi ile yenisi arasında pek fazla bir fark göremediğimiz gibi ciddi bir olumsuzluk da pek göremedik. Ancak Temel Dini Bilgiler dersi için yayınlanan müfredata gelince bu zihinlerimizde; “Henüz üzerinden beş yıl geçmiş, hem de kendi hazırladığınız bir müfredatı insan neden değiştirme ihtiyacı duyar ki?” diye büyük bir soru işareti oluşturmaktadır. Temel Dini Bilgiler dersi için hazırlanan müfredata bir göz attığımızda; vizyonu, temel yaklaşımı, mezkûr program neticesinde beklenen temel becerilerde; “sorgulayan” birey yetiştirmeyi hedefleyen bir program karşımıza çıkmaktadır.
Seçmeli Temel Dini Bilgiler (İslam 1-2) Dersi Öğretim Programında bahsettiğimiz “Sorgulama” ifadesi o kadar çok geçiyor ki, neredeyse bunu tüm maddelerinde ve açıklamalarında görebiliyorsunuz. http://mufredat.meb.gov.tr adresinden inceleme imkânı olanlar bakarlarsa bu ifadeler ister istemez çarpıcı biçimde dikkatinizi çekecektir. Ayrıca müfredat taslağı yayınlanan diğer derslere baktığınızda bu ifadenin ya hiç olmadığını, ya da çok nadiren geçtiğini göreceksiniz. “Neden?” diye sormadan geçemiyoruz. İngilizce dersinin Batı kültürü ile birlikte verilmesi sorgulanması gereken bir durum değil mi? Yalan söyleyen tarih sorgulanmamalı mı? Yani sadece sorgulama din dersinde mi gerekli?


Programın yapısını açıklayan dördüncü maddenin beşinci fıkrasında bu programla ulaşılması beklenen temel beceriler şöyle açıklanmaktadır: “Seçmeli temel dini bilgiler (İslam 1-2) dersi öğretim programıyla ulaşılması beklenen temel becerilerden biri de araştırma ve sorgulama becerisidir. Dinî ve ahlaki alanla ilgili konularda öğrencilerin kendilerinin bilgiyi araştırması ve yapılandırması derslerin en önemli amaçlarındandır.” denilmektedir. Bunun mânâsı şudur: Öğrenci hiçbir mezhebi doktrin, usûl ve esasa (en başta Arapçayı, Arap dili ve edebiyatını, tefsir, tefsir usulü, hadis, hadis usulü, fıkıh, fıkıh usulü gibi temel İslami ilim dallarına) bakmaya ihtiyaç duymadan ayet ve hadisleri sadece meallerinden bakarak kendisi yorumlayacak; kendi kafasından ne anlıyor, nasıl bir yorum çıkartıyorsa din olarak onu yaşayacaktır. Böyle bir şey asla kabul edilemez. Çünkü her şeyden önce; yeni dediğiniz bu yaklaşım aslında orta çağ papaz ve hahamlarının kendi dini metinlerine olan yaklaşımlarıdır. Yeni bir yaklaşım filan değildir. Onların bu yaklaşımları kendilerini Allah’ın dinini takva üzere yaşamaya değil, Allah’ın Hak Peygamberleriyle gönderdiği ilahî kitapları tahrife götürmüştür.
Programın temel yaklaşımları: Günümüzde sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik alanlarda yaşanan hızlı değişme, bireylerin ve toplumların karşılaştığı çeşitli sorunlar, insanlar arası ilişkiler, ahlaki ve dinî değerlerin öğretiminde yeni yaklaşımların benimsenmesi ve eğitim öğretime uygulanması açısından önem taşımaktadır.” şeklinde ifade edilmektedir. Bu yaklaşımlar kimin yaklaşımı? Bu yaklaşımlarda AB müktesebatı, AB uyum yasalarına uyguluk var mı?


Bu program mezhep sistematiğini dışlayan, reformist bir anlayışla hazırlanmıştır. Mezhepçiliği eleştirmek adı altında mezhepleri ret anlayışı büyük bir cinayettir. Taslak öğretim programının hemen giriş kısmının ilk paragrafında “İslam dininin, temel kaynaklarından yalın ve doğru biçimde öğrenilmesi, toplumun inanç ve ibadet birlikteliğinin sağlanması açısından büyük önem taşır.” denilmektedir. Hâlbuki mezhep, İslam’ın temel kaynaklarından hüküm çıkarmanın bir disiplin ve sistem dâhilinde yapılmasıdır. Bu sistemi dışlamak İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnetten sistemsiz ve disiplinsiz bir şekilde, gelişi güzel hüküm çıkartmanın yolunu açacaktır. Bu da söylenilenin aksine inanç ve ibadetlerde birlikteliğin sağlanmasına değil tabiri caizse her kafadan bir ses çıkmasına, dinî hayatta kargaşa ve kaosa sebep olacaktır. Aslına bakarsanız toplumun inanç ve ibadet birlikteliğini sağlayan asıl disiplin mezheplerdir. Çünkü Mezhepler, tabiri caizse deryalar gibi büyük bir ilmi birikimle Kur’an ve Sünnetten bir disiplin dâhilinde sistemli bir şekilde hüküm çıkaran oluşumlar olarak her kafadan bir ses çıkmasını önleyerek doğabilecek ihtilafları en asgari seviyeye indirmişlerdir.
Ortaokul Temel Dini Bilgiler Dersi (İslam 1) Sınıf Öğretim Programı ünite ve konularına baktığımızda ise 3. Ünite ahirete iman konuları içerisinde kabir hayatı, kabir azabı, şefaat, ru’yetullah, vb. günümüzdeki bazı reformistlerin kabul etmedikleri konulara yer verilmediği görülmektedir.


Programla ulaşılması hedeflenen beceriler konusunda; “Dinî metinleri anlama ve yorumlama” becerisinin kazandırılması hedeflendiği belirtilmektedir. Taslak programın onuncu sayfasında ise; “Dinî Metinleri Anlama ve Yorumlama Becerisi” başlığı altında şu maddeler yer almaktadır. Ayet ve hadisleri anlama ve yorumlayabilme, ayet ve hadislerden ilke ve değerler çıkarabilme, Kur’an-ı Kerim’deki ayet mealleri arasında ilişki kurabilme” gibi hedefler konduğu açıklanmıştır. On dördüncü sayfada Temel Dini kaynakları tanıma ve kullanma bahsinde; “Kur’an-ı Kerim mealini kullanma, Tematik olarak ayetler ve hadisler çerçevesinde bir konuyu inceleme.” Bunları yapabilmek için çocukların önüne konulan tek kaynak ise mealdir.
Seçmeli Temel Dini Bilgiler (İslam 1-2) Dersi Öğretim Programının vizyonu; şu cümlelerle açıklanmış: İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını içselleştiren, Kur’an-ı Kerim’i rehber edinen Hz. Muhammed’i (s.a.v.) örnek alan, araştıran, sorgulayan ve edindiği bilgiler ışığında meselelere çözüm üretebilen, dini, ahlaki ve insani değerleri özümseyen, ibadetlerle ilgili temel uygulama becerisine sahip olan, dünya ahiret dengesini kurabilen, İslam’ın temel kavram ve kaynaklarını tanıyan bireyler yetiştirmektir.
Kur’an’ı rehber edinmek, Hz. Muhammed (S.A.V) örnek almak için araştırmak tamam da sorgulamak da neyin nesidir? Hayatta birçok şeyi sorgulamak gereklidir. Ama bu sorgulama konusu olan şeyi, Kur’an ve sünnete uygun olup olmadığı cihetten bir sorgulama olmalıdır. Bu mevzu vuzuha kavuşturulmadan yenilikçi yaklaşım adına, önünüze gelen yerde “sorgulamayı” getirirseniz bu Kur’an’ı ve Sünneti sorgulamaya götürür ki günümüzde bunun maalesef had safhaya ulaştığını söylesek abartmış olmayız.
Programın amaçları bahsinde zikredilen altı maddelik amaç listesi fevkalade güzel şeylerdir. Ancak büyüklerimizin “Usulsüz vusûl olmaz” diye muhteşem bir sözü var. Bu amaçlara ulaşılması için ortaya konan usûl bozuktur.
Velhasılı kelam, yeni müfredat; mezhepleri reddeden, mealci, Kur’an ve Sünneti yeterli düzeyde ilmi birikimden yoksun kişilerin ve çoluk çocuğun ağzına (hâşâ) sakız etmeyi amaçlayan bir anlayışla hazırlanmış bir müfredattır. Bu zihniyetin sahipleri fikirlerini “Allah Kur’an’ı insanlar okusun, anlasın diye gönderdi.” diye gerekçelendirmektedirler. Bu tiplere “İstiklal Marşımızı bir açıkla” deseniz “Ben edebiyatçı mıyım kardeşim” diyorlar.
Onlara şu cevabı veriyorum; İstiklal Marşımız her ne kadar içerisinde birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimeler bulunsa da aslı itibariyle Türkçe bir şiirdir. Yazan da bizler gibi beşerdir. Senin ana dilinde yazılmış bir şiiri açıklamanın edebiyat bilmeyen birinin işi olmayacağını kabul ediyorsun da, Allah kelamını açıklamak için hiçbir bilgiye nasıl ihtiyaç duymuyorsunuz? Sadece mealden okuyarak, başka da bir ilim sahibi olmadan Kur’an’ı doğru anlayacağını iddia etmek ne kadar sığ ve basit bir yaklaşımdır?
Evet, Allah, Kitabını insanlar okusun, anlasınlar ve muktezasınca amel etsinler diye gönderdi; ama cahil cühelanın elinde, ağzında oyuncak olsun diye göndermedi. O halde yapılacak iş ilmin seviyesini düşürmek değil, toplumun ilmi seviyesini yükseltmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz