Modern anlamda aile, anne baba ve çocuklardan teşkil etmektedir. Dinimizde de anne baba ailenin belirleyici unsurlarıdır. Aile; anne baba, çocuklar ve varsa diğer büyüklerimizin sadece birlikte barındıkları mekânlar değildir. Bizim inancımıza göre aile, en temel eğitim kurumudur. İlk davranışların öğrenildiği, ilk ilişki biçimlerinin geliştirildiği kurumdur aile. İlk öğrenmenin gerçekleştiği alandır. Çünkü aile içerisinde etkileşim en üst düzeydedir. Anne babaya ve diğer büyüklere (dede, nine vb), sorgulamadan uzak, bir güven duyulmaktadır. İslam ahlakının insanlığa kazandırdığı bu olgu bir hazine niteliğindedir. Hz. Peygamber (sav) bir hadisi şeriflerinde; sizin en hayırlınız ailesine en iyi davrananınızdır buyurmuştur.

Peygamber Efendimizin söz ve eylemleri, özelde Müslümanlar için, genelde ise bütün insanlık için tam bir referans kaynağıdır. Çünkü Efendimiz aleyhisselatüvesselam bir aile bireyi, bir baba, bir dede, bir eş, bir akrabaydı. İnsanlığın bugün içerisinde bulunduğu bunalımdan çıkabilmesi için bu etiketlerle ortaya konulan model uygulamalara dönmesi gerekir. Ancak hadi bırakalım insanlığı, bizler Müslümanlar olarak Hz Peygamberin (sav) hangi eğitim modelini (Ben muallim olarak gönderildim.) yada aile reisi uygulamalarını içselleştirebilmişiz. Aile bireylerinin birbirleriyle kurdukları ilişki biçimleri doğru davranış edinmelerinde belirleyicidir. Anne babaların sundukları doğru modeller çocukları her zaman destekler nitelikte olmalıdır. Çünkü eğitim bilimleri; ergenlik dönemi öncesinde çocukların yetişkinleri sorgulamadan otorite olarak kabul ettiğini tespit etmiştir. Sağlıklı ve etkin bir aile yapısı için şu değerlendirmeler yapılabilir:

1- Açık İletişim

Ailede her birey düşüncesini açık ve istediği biçimde ifade edebilmelidir. Bunun sağlanabilmesi güven ilişkisine bağlıdır. Güven insanlar arası ilişkiler için en temel argümandır. Güvenli olmayan ortamlarda sağlıklı bir ilişkiden söz edemeyiz. Peygamber efendimiz (sav) bütün ilişkisini güven üzerine kurmuştur. Hz. Peygamberin El emin sıfatıyla nitelendirildiğini bilmeyen Müslüman yok gibidir. Ancak Müslümanlar için; sosyal hayatta, eğitimde, ahlakta, ticarette, hukukta, sadakatte, ailede, kamu görevinde, maalesef bu nitelemenin yapılabilmesi neredeyse imkansızdır. Bu büyük çelişki ortadan kaldırılmalıdır.

2- Değer Verme

Yaratılış itibariyle bütün insanlar aynı değerdedir. Tabi haklar bakımından insanlar arasında ayrım yapmak sadece abesle iştigal etmektir. İnsanlar arasındaki üstünlük ancak takva iledir. (Kuranı Kerim) Bunu değerlendirecek olan Allahü Teala’dır. İnsanların bu değerlendirmeye müdahil olmaları mümkün değildir. Aile içerisinde yada başka toplumsal alanlarda herhangi bir gerekçeyle değerli değersiz nitelemesi yapmak büyük bir işgüzarlıktır. Çünkü bütün insanların onurları eşittir. Bu sorgulanamaz. Müslümanlar bir vali ile bir kapıcının onurunun eşit olduğunu açık olarak ilan edip sosyal hayatta bunu uygulama çabasına girmezlerse Hz Peygamberin tüm insanlığa sunduğu erdemler bizler için sadece sohbet konusu olmaya devam edecektir.

3- Saygı

Bilimsel anlamıyla saygı karşıdaki kişiyi olduğu gibi kabul etmek demektir. Eksik kusur aramadan olduğu gibi kabul edilmelidir birey. İnsanlar farklılıklarıyla birlikte yaratılmışlardır. Her bireyin farklı yetenekleri, farklı ilgi ve beklentileri, farklı hayalleri, farklı becerileri ve farklı düşünme ve organize etme biçimleri olabilir. Bu Allah’ın büyük bir mucizesidir. Bu aynı zamanda Darvinizmin en büyük açmazıdır. Birbiriyle aynı olmayan, tamamı farklı olan yedi buçuk milyar organizma, bu sınırsız bir kudretin ürünü olabilir ancak.

Materyalist anlayış var oluşu; benzerlikler ve aynılıklar üzerindeki nüans farklılıklarıyla izah etmeye çalışır. Oysa kâinatın yaratıcısı sadece ol demesiyle eşi ve benzeri olmayan canlı cansız, şuurlu şuursuz varlıklar yaratmıştır. Dolayısıyla bu büyük mucizenin sonucunda var olan insan, hemcinsleri tarafından hak etmiş olduğu değerle nitelenmelidir. Her insan farklı düşünebilir. Davranış öğrenmede farklı yöntemler tercih edebilir. Renk tercihleri farklılaşabilir.

Eğer bir kişi İslam dairesi içerisinde ise bu kişinin söz ve eylemlerinin İslam kural ve kaideleriyle örtüşüp örtüşmediğine bakılır. Üniversite yıllarımızda Büyük İslam Alimi Ahmet Yaşar Hoca Efendiye (Rahmetullahi Aleyh) Hocam itibar edilecek hocalar kimlerdir diye sorduk. Bu cevabı vermişti mübarek yani kişinin sözleri de davranışları da İslam’a uygun olmalıdır. Ancak bu durum Müslümanlar için geçerlidir. Gayri Müslim birisi için bu beklentiye giremezsiniz. Çünkü Allah insanları inanıp inanmamada ya da neye nasıl inanmada serbest kılmıştır. Yani dinde zorlamayı kaldırmıştır. Yani kişinin saygıya değer olması sadece bizimle aynı din duygularına sahip olmasına bağlanmamalıdır.

Ailenin bizim dinimizde kurumsal bir kimliği vardır. İyi yetişmiş aile büyükleriyle birlikte kendisine güvenen, açık iletişim kurabilen, farklılıklara saygı duyabilen, tutarlı davranabilen, şiddete başvurmayan, bağımsız karar alabilen, sorumluluk sahibi, şuurlu nesillerin yetişmesi büyük bir beklenti hâline gelmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz