Milli Görüşün merhum lideri Erbakan Hocamızın her fırsatta beyan ettiği gibi, bir ülkenin zenginliği ne tankıdır, ne de parasıdır, iyi yetişmiş inanmış şuurlu evlatlarıdır. Biz millet olarak elhamdülillah Müslüman’ız. Bu bizim önemli vasfımızdır. Rabbimiz bize bedelsiz olarak birçok nimetler vermiştir. Bir ayette; “Şüphesiz biz insana yolu (İslam’ı) gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör” denilmektedir. Rabbimize şükretmek; O’nun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak ile olur. Ülkemiz nüfusunun 3’te 1’ni gençlerimiz oluşturmaktadır. Gençlerimizin hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyatçı görüşü benimsemiş gençler olarak yetişmeleri önemlidir. Ülkemizde uygulanan eğitim müfredatları, muhtevası itibariyle materyalizmi esas aldığından, arzulanan neslin yetişmesine imkân vermemektedir.

GERÇEK VE İLİM
Gerçek, Allah’ın sünnetidir. İlim ise Allah’ın sünnetinin işleyiş kaideleridir. Gökyüzüne baktığımız zaman uçsuz bucaksız bir kâinat görüyoruz.Bu kâinatı, kemal sıfatlara sahip, noksan sıfatları bulunmayan Allah, varlığının bilinmesi için yaratmıştır.Allah, bu kâinat içerisinde insanı, insan olarak yaratmıştır.
Niçin? Bunun cevabını Rabbimiz veriyor: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”
Yaşadığımız dünya hayatının gerçeğini bilmek önemlidir. Dünya hayatının tek gerçeği, bir imtihan hayatı olmasıdır ve buhayat geçicidir. Ölüm ile son bulacak bu hayattan sonra yaşanacakhayat, ebedi olan ahiret hayatıdır. Ahiret hayatı, dünya hayatının hesabıdır.

İMTİHANIMIZ
Dünya imtihanı, bir Hak-Batıl mücadelesi şeklinde tanzim edilmiştir. Hak; İslam’dır. Her şart altında değişmeyen gerçektir. Islah yoludur. Hayrı, Marufu, adaleti, iyiliği ve helali emreder. Şerri, Münkeri, zulmü, kötülüğü ve harami yasaklar. Bu yolu, tarih boyunca peygamberler ve onların yolundan yürüyen takva sahibi şuurlu Müslüman topluluklar temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu asıl yolda yürümüşse saadet bulmuştur. Günümüzde bu asıl ve sağlam yolun kapısını Milli Görüş tutmuştur. Hakkın gayesi; bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetidir. Tevhide inanan, hakkı üstün tutan Müslümanlar tek bir ümmettir, teşkilattır. Batıl; materyalizmdir. Her şart altında yanlış olan şeydir. İfsat yoludur. Şerri, Münkeri, zulmü, kötülüğü ve haramı emreder. Hayrı, Marufu, adaleti, iyiliği ve helali yasaklar. Bu yolu tarih boyunca Nemrutlar, Firavunlar, Ebu cehiller temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu ifsat yolunda yürümüşse krize düşmüş ve helak olmuştur. Günümüzde bu ifsat yolunu Irkçı Emperyalizm, Siyonizm ve onların işbirlikçileri temsil etmektedir. Batılın gayesi: İnsanları ifsat ederek dünya ve ahiret saadetlerini karartmaktır. İslam toplumunun dışında kalan batıl görüşe sahip insanların zihniyetleri, soyları, sopları, inançları ve mezhepleri her ne kadar çok çeşitleri ihtiva ediyorsa da şuurlu bir teşhis yapıldığında görülür ki, bunlar ırkçı emperyalizm diğer bir ifade ile Siyonizm tarafından kontrol edilip yönlendirilen tek bir millettir, teşkilattır. Bunun böyle olması küfür tek bir millettir esasındandır. İnsanı bu şekilde imtihan eden Allah’tır. “Hanginizin (emredilen) en güzel ameli yapıp yapmayacağını sınamak için, ölümü ve hayatı yaratan Allah’tır. O, he şeye galip gelendir, affedendir.” Dünya hayatının gerçeği budur. Gençlerimiz bu şuurla yetiştirilmelidir.

“İslam’ın yarısını yaşamak tamamını yaşamak değildir. Çünkü İslam’ın yarısı kendisi değildir.”

HAYAT VE ÖLÜM
Hayat ikidir. Dünya hayatı ve ebedi olan Ahiret hayatı.Ölüm; dünya hayatının sonu, ahiret hayatının başlangıcıdır. Hayat iman ve cihattır. “Müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir. Bunlar imanlarında doğru, sözlerinde sadık olan müminlerdir.” İnsanı şeref ve izzet sahibi yapan bir takım ahlaki esaslar vardır. Bunlar:

1. Akıl, 2. Din, 3. İlim, 4. Yumuşak huyluluk, 5. Cömertlik, 6. İyiliği etmek, 7.Akrabaya yardım etmek, 8. Sabır, 9.Şükür, 10. Halka karşı merhametli olmak.Para, bir saadet ölçüsü değildir. Geçmiş zaman ediplerinden birisi bir gün bir gence “Yüz bin kuruş almak suretiyle ahmak olmak ister misin?” demiş. Genç: “Hayır” demiş. “Niçin?” diye sorduğunda genç:“ Ahmaklık bir gün bana bir cinayet işletir de o bahsettiğin parayı götürdüğü gibi sonra kendisi üzerimde caba kalır” demiş. Gençlik önemli bir nimettir. Peygamberimiz: “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bilin; 1. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, 2. Hastalık gelmeden önce sağlığın, 3. Meşguliyet gelmeden önce boş zamanın, 4. Fakirlik gelmeden önce zenginliğin, 5. Ölüm gelmeden önce hayatın” diye her birimize öğüt veriyor.

ÜÇ SORU
Peygamberimiz buyuruyor: “İnsan üç şeyden sorulmadıkça kıyamet gününde bir adım bile atamaz. Birincisi; gençliğinden, nerede geçirdiği, İkincisi; ömründen, nerede tükettiği; Üçüncüsü; malından, nereden kazanıp nereye harcadığı” sorulur.
Gençler her an Allah’ın kulluğunda devamlı olmalıdır ki, kıyamet gününde gölgelenecek yedi sınıfın içinde bulunabilsin. Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kıyamet günü yedi kimseyi Allah, Arşı altında gölgelendirir. O gün onun gölgesinden başka gölge yoktur. O yedi kimse şunlardır: 1. Adaletli devlet başkanı, 2. Allah’a kulluk ve ibadetle büyüyen genç, 3. Kalbi camiye bağlı olan kimse. Yani, bir namazdan çıkınca ikinci namazı bekleyen kimse, 4. Allah için birbirini seven iki dost: Aynı sevgi ile buluşan ve aynı sevgi ile ayrılan kimseler, 5. Tenha yerde Allah’ı anan, Allah için gözlerinden yaş akıtan, 6. Allah için gizli sadaka veren, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kimse, 7. Güzel bir kadın, kendisini zina için çağırdığında “Ben Allah’tan korkarım” diyerek kaçınan kimse. ”Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız. İslam’ın hem şekline hem de ruhuna uymak zorundayız.
İnsanlar sosyal bir varlıklardır. Dünya hayatımız bakımından ferdi, toplum ve kurumsal faaliyetlerimiz ilgili olarak dört alan vardır. Bu alanlar şunlardır; 1. Din ve Ahlak, 2. İlim, Talim ve Terbiye, 3. Ticaret, İktisat ve Ekonomi, 4. Siyaset, İdare ve Hukuk. Bu dört şey hayatın bütünü içerisinde ayrı ayrı değerlendirebilecek şeyler değildir. Bunlar bütünün parçasıdırlar ve birlikte yürütülmesi ve tanzim edilmesi gerekir. “Kim, İslam’dan başka bir din ve düzen ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din ve düzen) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır” esasını dikkate almayan her kimse kaybetmeye mahkûmdur. Bu ayet İnsanların İslam’ı görmezlikten gelerek kurdukları düzenlerin, kabullerin Allah katında bir değerinin bulunmadığının en açık delilidir.
Allah’ın kulları olarak, O’ndan gelen ve O’na dönecek, dünya hayatımızın hesabını sadece O’na verecek kimseler olarak elimizin boşa çıkmaması için, Din ve Ahlakımızı, İlmimizi, Talim ve Terbiyemizi, Ticaretimizi, İktisat ve Ekonomimizi, Siyasetimizi, İdaremizi ve Hukukumuzu Allah’ın rızası olan İslam ile şekillendirmemiz kulluğumuzun gereğidir. İslam’ın yarısını yaşamak tamamını yaşamak değildir.Çünkü İslam’ın yarısı kendisi değildir “Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıyor da, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle yapanların cezası ancak dünyada rüsvaylıktır. Kıyamet gününde ise azabın en şiddetlisine itileceklerdir. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.”Biz Müslümanlar bugün yaşamakta olduğumuz sıkıntıların temelinde yanlış İslam algısının yattığını bilmek zorundayız.

HANGİSİ OLMALIYIZ
İnsanlar İslam konusunda takındıkları tavır itibari ile dört guruptur. Müminler: İslam’ı bir hayat nizamı olarak görüp ona inananlar. “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir…”

Kâfirler: İslam’ı açıktan reddedenler. “Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.”

Münafıklar: Zahiren Müslüman gözüküp İslam’ı içinden reddedenler. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyar ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fasıkların kendileridir.”Münafıklar sürekli yalan konuşan ve yalana kulak verenlerdir.

Müşrikler: Başka şeyleri İslam’a denk tutup ona uyanlardır. “Onlara (müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar; hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?”
Bunların hangisi olmalıyız? Biz Mümin olup Rabbimizin rızası olan İslam’ı kabullenip şuurlu Müslüman olmak zorundayız. “Ey iman edenler; Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” “Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Yakup da: Oğullarım, Allah sizin için bu dini (İslam’ı) seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz dedi.” Milli Görüş Lideri Erbakan Hocamızın şu duasına birlikte âmin diyelim. “Ya Rabbi sen bize her zaman hakkı hak olarak göster, batılı batıl olarak göster. Hakkı tutmayı nasip et. Batıldan muhafaza buyur.”