“Bağımlılık” kelimesi anlam itibariyle oldukça geniş yelpazede kullanılmaktadır. Kişinin kendi kendine yetememesi, kendi sorunlarını çözme becerisinden yoksun oluşu, hayatına yön verme noktasında bireysel hareket edememesi ve başkalarının desteği olmadan hayatını idame ettiremeyeceği düşüncesi bağımlılığın tanımlarından biridir. Bağımlılık kelimesini büyüklerimize sorduğumuzda kuvvetle muhtemel bize verecekleri cevap, bağımsızlığın karşıtı olan bağımlılık yani toplumsal grup ya da toplumun siyasi, ekonomik, kültürel, dini vb. bakımlardan başka grup ya da toplumların güdümünde olması şeklinde olacaktır.

Bağımlılığı ayrıca psikotrop bir madde ile merkezi sinir sistemi arasındaki etkileşimden kaynaklanan, maddenin keyif arttırıcı ruhsal etkilerini hissetmek ve madde alınmadığında yaşanacak huzursuzluktan kaçınmak için maddeyi sürekli veya belirli aralıklarla alma anlamıyla da kullanmaktayız (madde, tütün, alkol bağımlılığı vb.). Günümüzde bağımlılık dendiğinde aklımıza gelen anlamı genellikle bu olmaktadır. Ancak son yıllarda kumar, yeme, alışveriş gibi bazı davranışların da bağımlılık yaptığı görüşü hâkimdir. Bu durum bilgisayar, online (çevrim içi) oyun, cep telefonu, tablet, internet gibi teknolojik cihaz ve uygulamalar için de geçerlidir. Teknolojik ürünlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı bireyleri teknoloji bağımlılığının kollarına atmaktadır. İnternet ve teknoloji bağımlılığı tıpkı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi bireyin bağımlı olduğu teknolojik ürüne ulaşma imkânı olmadığında yoksunluk yaşamasıdır. Teknoloji bağımlılığının belirtileri;

  • Kişinin yalnızca birkaç dakika bakıp çıkacağım diyerek teknolojik aletin başına oturması ancak o teknolojik alet başında saatlerce vakit geçirmesi
  • Kişinin insanlarla online (çevrim içi) iletişim kurmayı yüz yüze görüşmeye tercih etmesi.
  • Ekran süreleri hakkında çevresindeki insanlara yalan söylemesi,
  • Bilgisayar başındayken aşırı zevk alması ama bilgisayar başında fazla zaman geçirdiği için de suçluluk duyması ve bu iki duygu arasında gidip gelmesi,
  • İnternete girmeyi ve orada zaman geçirmeyi gündelik aktivitelere tercih etmesi ve internette zaman geçirmek için sorumluluklarını aksatmaya başlaması,
  • Herhangi bir şey yaparken yaptığı işi hemen bitirip internetin başına geçtiğinin hayalini kurması,
  • Uzun süreli bilgisayar kullanımına bağlı fizyolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlaması (uykusuzluk, bel ağrısı, baş ağrısı, duruş bozuklukları, gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, elde uyuşukluk, halsizlik vb.),
  • Sosyal anlamda; akademik başarıda düşüş, kişisel sorunlar, aile ve okul sorunları, zamanı idare etmede başarısızlık, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, aktivitelerde azalma, internet arkadaşları dışında izolasyon gibi sorunlar yaşaması,
  • Bağımlı olunan teknolojik aletten uzak kalındığında boşluk hissi yaşaması ve huzursuzluk duyması.

İnternet ve teknoloji bağımlılığı tıpkı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi bireyin bağımlı olduğu teknolojik ürüne ulaşma imkânı olmadığında yoksunluk yaşamasıdır.

WeAreSocial 2020 Türkiye İnternet Kullanım İstatistikleri’ne baktığımızda Türkiye’de internet kullanıcıları internette 7 saat 29 dakika, sosyal medyada ve televizyon başında 3 saat vakit geçirmektedir. Online müzik dinleme süresi ortalama 1,5 saate, oyun konsolunda oyun oynama süresi ise 1 saate yakındır. Bu rakamlar teknoloji bağımlılığının toplumumuzu ne kadar tehdit ettiğinin göstergesidir.

Unutma! Teknoloji senin esirin, kuralları sen koyarsın!
“Paracelsus(1493-1541) “Her madde zehirdir. Zehir olmayan madde yoktur; zehir ile ilacı ayıran dozdur.” der. Yani zehri miktar doğurur. Bu teknoloji için de geçerli bir paroladır. İhtiyaç dâhilinde, gündelik işlerimizi aksatmayacak ve kişisel gelişimimize katkı sağlayacak şekilde sınırlandırılarak ve zamanı verimli geçirmemizi temin maksadıyla kullanılan internet bizim lehimize olacaktır. Aksi takdirde interneti kontrolsüz ve zaman öldürmeye yönelik kullanma, ahlaki ve kültürel yozlaşmaya zemin hazırlayan içerikler takip etme ve kendi kimliğimizden çıkıp farklı kimliklere bürünme, insani vasıflarımızı dejenere edecektir. Bu durum bizi yavaş yavaş zehirleyecek, bizi kendisine esir edecek, aklımızı ve irademizi felç edecektir.

Çocuklarda ve ergenlerde internet kullanımı
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), 2 yaş ve altı çocukların ekrana maruz kalmamalarını, 3 ila 5 yaş arasındaki çocukların bir ekran önünde günde bir saatten fazla zaman geçirmemelerini ve 6 yaş üzeri çocuklarda ise ekran süresinin mutlaka sınırlandırılmasını önermektedir. İlköğretim çağındaki çocuklar için ödev ve online dersler haricinde oyun ve eğlence için internet kullanımı 45 dakika ile sınırlandırılmalıdır. Ortaokul çağındaki çocuklarda 1 saat yeterlidir (hafta sonu biraz daha esnetilebilir). Lise çağında ise günlük 2 saat ile sınırlandırılmalıdır.

Ergenlik dönemi heyecan arama ve risk alma davranışlarının arttığı bir dönemdir. Dolayısıyla ergenlik dönemi bağımlılıklara yatkınlığa zemin hazırlamakta ve internet bağımlılığı, çevrim içi oyun bağımlılığı, akıllı telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı gibi teknolojik bağımlılıklar açısından kritik dönem olmaktadır. Veriler yetişkinlere nazaran ergenlerde internet ve sosyal medya bağımlılığının daha yaygın olduğunu göstermektedir.

Nasıl önlem almalıyız?

Hudeybiye Antlaşması’nda Mekkelilere büyük tavizler verildiğini düşünen Müslümanlar üzüntü içinde iken Resûlullah (aleyhisselatü vesselam) onlara kurbanlarını Hudeybiye’de kesmelerini ve tıraş olmalarını emrettiği ve bunu üç defa tekrarladığı hâlde onlar hiç tepki vermediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhisselatü vesselam), Ümmü Seleme’nin yanına giderek üzüntüsünü dile getirdi. Ümmü Seleme Efendimiz’e (aleyhisselatü vesselam) dışarı çıkıp kurbanını kesmesini ve kendisini tıraş ettirmesini, ardından ashabının da mutlaka bu davranışlarını izleyeceğini söyledi. Hz. Peygamber onun tavsiyesini uyguladı ve gerçekten Ümmü Seleme’nin dediği gibi oldu (Buhârî, “Şürût”, 15).

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözüne binaen çocuklar da ebeveynlerinin davranışlarına bakar ve davranışlarını model alırlar.

Efendimiz (aleyhisselatü vesselam)’in kıssasında olduğu gibi bizim ilk olarak yapmamız gereken örnek olmaktır. Elinden akıllı telefonunu düşürmeyen bir baba, televizyonun karşısından ayrılmayan bir anne çocuklarını teknoloji bağımlılığının pençesinden nasıl kurtarabilir? Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözüne binaen çocuklar da ebeveynlerinin davranışlarına bakar ve davranışlarını model alırlar. Dolayısıyla ilk olarak kendi özdisiplinimizi sağlamalı ve çocuklarımıza güzel örnek olmalıyız.

  • Hem kendimiz hem çocuklarımız için neler yapabiliriz?
  • Haftalık internet kullanım çizelgesi hazırlanıp o çizelgeye uyulmasını sağlayabiliriz.
  • Günlük internet kullanım zamanını değiştirebiliriz. Kabul edilebilir düzeyde teknoloji kullanımının hemen ardına yapılması zorunlu bir iş planlayabiliriz.
  • Teknoloji dışında evde keyifli vakit geçirmeyi sağlayarak aile içi iletişimi arttıran aktiviteler yapabiliriz. Kitap okuma, çocuğun yaşına göre mandala, puzzle, ailecek oynanabilecek kutu oyunları internette vakit geçirmeyi azaltacak ve sosyal ilişkilerimizi de koruyacaktır.
  • Yapmayı isteyip de fırsat bulamadığımız faaliyetleri not alabilir ve teknolojik aleti kullanmak için yoğun istek duyduğumuzda bu faaliyetlerden birini yapabiliriz.
  • Çocuklarımızın bilgisayar kullanımını ve sanal arkadaşlıklarını kontrol etmeli ve bilgisayarımızda güvenli internet uygulamalarının olmasına özen göstermeliyiz.
  • Bilgisayarı ortak kullanım alanlarında bulundurmak ve aile üyeleriyle ortak kullanmak internet kullanımımızı sınırlandıracaktır.
  • Çocuklarımızın sosyal ortamlarını güçlendirmeli, arkadaşlarıyla yüz yüze olacakları faaliyetleri desteklemeli, onları bir araya getirecek aktiviteler planlamalıyız.
  • Çocuklarımızın maneviyatını desteklemeli ve güçlendirmeliyiz. Ahlaki değerlerimizi lisan-ı hâl ile onlara göstermeliyiz.
  • Duygu ve düşüncelerini bizimle rahatça paylaşabileceği ortamı çocuklarımıza sunmalı ve onları etkin şekilde dinlemeli, onları ihmal etmemeliyiz.
  • Çocuklarımızı ilgi ve yetenek alanlarına göre sosyal ve sportif faaliyetlere yönlendirebiliriz. Bu sayede yoğun olan enerjilerini yararlı faaliyetlere kanalize etmiş oluruz.
  • Eğer teknolojiyle aramıza mesafe koyamıyorsak destek gruplarına katılabilir ya da terapistlerden destek alabiliriz.
    Nelerden uzak durmalıyız?
  • Laptop, akıllı telefon, tablet gibi aletleri çocukları teselli etmek, susturmak için asla çocukların ellerine vermemeliyiz
  • Çocukların ekran başında yemek veya atıştırmalık ürünler yemesine izin vermemeliyiz. Yemekte ve çay saatlerinde mutlaka bize katılmalarını sağlamalı ve onlarla hasbihal etmeliyiz.
  • Çocukların kontrolsüz ve uzun saatler internet kullanımına asla müsaade etmemeliyiz.
  • Televizyon veya teknolojik aletlerin merkezde olduğu bir ev düzeninden kaçınmalı ve asla çocukların odalarında televizyon bulundurmamalıyız.

“Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden mesulsünüz” hadis-i şerifi mucibince bunlar bizim ailemiz ve çocuklarımıza karşı görevlerimizdir. Aksi takdirde ailemizi ve gelecek nesillerimiz her türlü bağımlılıktan alıkoyamaz hâle gelebiliriz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz