Kırk bir yıllık eğitim ve öğretim hayatımda birçok veli çocuğunun tembelliğinden, ders çalışmadığından, ödevlerini yapmadığından, başarısız olduğundan şikâyet etmişlerdir.
Tarihimizde ve günümüzde bu tür şikâyetler hiç bitmemiştir. Bazı çocuklar vardır ki yerinden kıpırdamak istemez. “Armut piş, ağzıma düş.” kabilinden her şeyi hazır bulmak isterler. Bu tip çocuklar insanlık ve ülke için bir kıymet ifade etmez. Hatta biraz daha ileri gidersek böyle tiplerin herkese zararı dokunur, diyebiliriz.

Cemiyet içerisinde bu tembellik hastalığıyla ciddi şekilde mücadele etmeliyiz. Bireyleri kendisine, ailesine ve topluma yararlı hâle getirebilmek için Sevgili Peygamberimizin “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” prensibini baş tacı edip O’nun ilkelerine sıkı sıkıya bağlanmalıyız.

Tembellik rahatsızlığı olan çocukların topluma kazandırılması eğitimin ana hedefleri arasındadır. Bu konuyu çözebilmek için de “Tembelliğin sebepleri neler olabilir?” diye düşünmek gerekir. Sebep bilinirse çözüm kolaylaşır, teşhis konursa tedavisi mümkün olur.

“İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”

Hz. Muhammed (sav)

Çocuğun tembel olmasında anne ve babanın çocuğa kötü örnek olmaları önemli ilk sebeptir. Çocuk rol model olarak ebeveynini taklit eder. Davranışlarını ona göre şekillendirir. Onun gibi olmaya çalışır. Eğer anne ve baba tembel ise, çocuğa bir şey veremezler. Genellikle çocuklar onları izler, aynı havayı teneffüs ettiği için de farklı olmaları çok zor olur. Çocuklar “Üzüm üzüme baka baka kararır.” atasözümüzde olduğu gibi içine kapalı, sönük, sinik bir yapıya bürünürler. Bunun tersi, çalışkan ve başarılı çocukların aile yapılarını incelediğimizde ebeveynin güzel bir rol model olduklarını gözlemleriz.

Çocuğun tembel olmasında anne ve babanın çocuğa kötü örnek olmaları önemli ilk sebeptir. Çocuk rol model olarak ebeveynini taklit eder. Davranışlarını ona göre şekillendirir.

İkinci olarak çocukları erken yaşta okula göndermek tembelliğe sebep olmaktadır. Bazı veliler çocuklarının erken yaşta toplum hayatına katılmasını sağlayarak daha kazançlı olacaklarını zannederler. Okul hayatına henüz hazır olmayan bu bireyleri eğitim-öğretim hayatının kucağına atarlar. Hâlbuki o yıl aynı sınıftaki diğer çocuklar kendisinden daha büyüktür. Onlarla arkadaşlık kurmada zorlanabilir, okula intibakları güçleşir. Arkadaşları dersi kavrayıp anlarlarken erken giden çocuk kavrama güçlüğü yaşayabilir, onlardan geri kaldığından da iç motivasyonu düşer, görevlerini başaramayacağı zannına kapılır.

Çocuklarımızın tembelliğinin altında yatan diğer bir sebep de ders programlarının dikkatsiz hazırlanmasıdır. Öğrenci sınıfa girip arka arkaya zor derslerle karşılaşınca, çalışma arzusu düşer. Kafası yorulan bir çocuk ikinci derste usanç göstereceğinden dersi anlamak onun için zorlaşacak, dersle irtibatını kesecektir. İşi gırgıra, şamataya vurup vakit geçirmeye çalışacaktır. Okul yönetimlerinin ders programlarını yaparken pedagojik ilkeleri mutlaka dikkate almaları kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Öğrencileri tembelliğe iten diğer bir sebep öğretmenin not vermede adil davranmaması. Öğrenciler üzerinde sınıf geçme notlarının büyük etkisi vardır. Bazı öğretmenin “notu bol” bazısının “notu kıt” olması çocuklar üzerinde değişik etki yapar. Hakkı olmadan yüksek not alan çocuğu tembelliğe sevk eder. Tersi durumda da “Ne kadar çok çalışırsam çalışayım, bu öğretmenden geçerli not alamıyorum.” anlayışı da çocukta olumsuz etki yapar. Maalesef memleketimizde not meselesi öğretmenden öğretmene, okuldan okula, şehirden şehire değişebilmektedir. Bu konu ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur. Öğretmenin not vermesinde adaleti elden bırakmaması gerekir. Her türlü istek ve baskıya öğretmen boyun eğmemeli, adil olmalıdır.

Sınıf arkadaşlarının olumsuz etkisi de çocuklarımızın tembelleşme sebebidir. Çocuk sınıfta arkadaşını seçerken çok dikkatli olmalıdır. Tembel, ahlaki zafiyeti olan biri ile aynı sırayı paylaşmak çocuğu olumsuz etkileyecektir. Sevgili Peygamberimiz: “Kişi arkadaşının ahlakı üzerinedir.” buyurmuştur. Atalarımız da “Üzüm üzüme baka baka kararır.” demişlerdir. Bir sınıfın çoğunluğu tembel öğrencilerden oluşuyorsa çocuğumuz da büyük olasılıkla tembel olacaktır. Çocuğumuzu bir okula kaydederken seçici olmalıyız. Okulla, okul yönetimiyle, öğretmeniyle okulun eğitim seviyesini inceleyip ona göre davranmalıyız.

Tembel, ahlaki zafiyeti olan biri ile aynı sırayı paylaşmak çocuğu olumsuz etkileyecektir.

Ders kitaplarının iyi hazırlanmamış olmasının öğrencilerin tembel oluşunda etkisi vardır. Kitapların komprime bilgi veren kitaplar değil, onu çalışmaya sevkedecek, çalıştığı nispette bilgi edineceği kitaplar hâline getirilmesi lazımdır. Çocuğun seviyesinin üzerinde, ağır ve kalın kitaplar yerine, ilgisini çekecek, seviyesine uygun, ona davranış kazandıran bir yapıya büründürülmesi gerekir. İlk bakışta gözünü korkutmamalı, severek ve isteyerek taşıyabileceği, okudukça okuma aşkını artıracak, faydalı bilgilerle donatılmış olmalı. Yararsız, çocuğa usanç verecek, çocuğu bilgi hamalına dönüştürecek nitelikte olmamalı. Bilgiye nasıl ulaşacağı metodik olarak anlatılmalı.

Tembelliğin sebeplerini ve çözüm yollarını sayfalarca yazmak mümkün olabilir. Bunun dışında da;
• Çocukların üzerindeki anne ve baba baskılarından,
• Ebeveyn-öğretmen ilişkilerindeki olumsuz tutumlardan,
• Öğrencinin ve ailesinin devamlı adres değişikliklerinden,
• Öğretmenin öğrenciye fazla ödev vermesinden,
• Öğrencinin ergenlik dönemindeki sorunlarından,
• Öğrencinin geç yatıp geç kalkmasından,
• Öğrencinin ödüllendirilmemesinden,
• Öğrencinin evdeki çalışma ortamının olmayışından,

kaynaklanan birçok sebep öğrencinin başarı ve başarısızlığına etki edebilecek hususlardır. Anne ve babaların dikkatine sunulmak üzere bir eğitimci olarak bazı konulara temas etmeye çalıştım. İyi insan, salih nesil, dürüst bireyler yetiştirilmesi konusunda önümüze çıkan önemli engeller olduğu düşüncesi ile bu konunun önemini vurgulamak istedim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz