© Milli Şuur

İnandırıcı olmanın, kabul görmenin en belirleyici yanıdır tutarlılık. Bireylerin özgün düşüncelerini açık ve güvenlikli bir şekilde paylaşmaları büyük bir erdemdir. Ortamın bu hâlde (güvenli) bulunmasına katkı vermek de bir o kadar erdemdir. İnsanların düşüncelerinin olmayabileceğini bir an için düşündüğümüzde geriye kalanın sadece edilgen bir varlık olduğunu gözlemlemek tabi bir sondur. Akletmek, düşünce üretmek ve çıktılarını paylaşmak insan fıtratının en temel özelliklerindendir. Kuran-ı Kerim’de akledenler ve düşünenler için çok önemli övgüler vardır. “ Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavim için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.” (Ankebut 35) “ Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Hud 51) Çünkü insanlar sosyal hayata ancak yeni ve etkin düşünce ürünleriyle katkı sağlayabilirler.

İnsanlar çevreleriyle etkileşim kurarak sosyalleşirler. Aslında insanların birbirlerini anlamaları ve kendilerini anlatabilmeleri için de bu süreç kaçınılmazdır. Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı öğrenmelerimizin sonuçlarıdır. Kişiliğimizin doğuştan getirdiğimiz yanları olmakla birlikte büyük bir kısmı çevremizle kurduğumuz ilişkiler sayesinde olgunlaşıp gelişir. Bu gerekçeyle öğrenmelerimiz çok büyük bir önem kazanmaktadır. Öğrenmede bireyin hazır bulunuşluğu önemli bir yere sahiptir. Birey öğrenmeye hazır değilse zorla öğrenmenin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. O hâlde öğrenmenin etkin gerçekleşebilmesi için şartların ve çevre uyaranlarının pozitif olması gerekir. Öğrenmede öğrenenin durumu kadar ortamın ve öğrenmeye destek olacak kişinin de önemi büyüktür.

Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı öğrenmelerimizin sonuçlarıdır. Kişiliğimizin doğuştan getirdiğimiz yanları olmakla birlikte büyük bir kısmı çevremizle kurduğumuz ilişkiler sayesinde olgunlaşıp gelişir.

Ortam güvenli hâle getirilebilirse öğrenme kolay gerçekleşebilir ve kalıcı hale de gelebilir. Ortamın güvenli hâle getirilmesi otorite yetkisini kullananlara aittir. Bu durumda otorite yetkisinin saygıya ve anlayışa dayalı olarak kullanılması durumunda ancak ortam güvenli olabilir. Kısaca güvenli ortam, bireylerin düşüncelerini bir baskıya maruz kalmadan açık olarak ifade edebildikleri ortamdır. Velev ki bu duygu ve düşünceler onayladığımız duygu ve düşünceler olmasın. Herkes düşüncesini güven içerisinde paylaşmak istemektedir. Bu yüzden insanlar için yaratılışları itibariyle sahip oldukları hakların başında düşünce ve ifade özgürlüğü gelmektedir. İnsanlar arasındaki düşünce ve anlayış farklılıkları zenginlik olarak telakki edilmelidir. Çünkü bütün insanlar farklılıklarıyla birlikte yaratılmışlardır. Hâl böyle iken yaratıcı Hak Teala (CC) her insanın düşüncesinin, anlayış biçiminin, yeteneklerinin, ilgilerinin, kapasitesinin farklı olabileceğini ve bu farklılıkların dikkate alınarak muamele göreceğini açık olarak ifade etmişken (Fatır suresi 18 ) insanların birbirlerine karşı acımasız ve anlayışsız davranmaları en hafif ifadeyle abesle iştigal etmek olsa gerektir.

Etkin öğrenmede en temel belirleyicilerden bir tanesi karşılıklı etkileşimdir. Yani öğretenle öğrenenin ilişkisidir.

Etkin öğrenmede en temel belirleyicilerden bir tanesi karşılıklı etkileşimdir. Yani öğretenle öğrenenin ilişkisidir. Öğrenmeye açık olduğunu ilan eden birey, artık öğrenmek için çevre şartlarının olumlu olması ve öğreticinin olumlu tutum içerisinde olmasını beklemektedir. Öğreticinin pozitif bir tutum içerisinde olduğunu gösteren en önemli aygıt tutarlılıktır.

© Milli Şuur

Hayatımızı kolaylaştırsın ve daha güvenli bir yaşamımız olsun diye düzenlendiğini kabul ettiğimiz, mesela trafik kuralları her platformda dillendirilip hatırlatmalarda bulunulur. Ancak bu kadar hayati öneme sahip olan trafik kuralları yine de ihlal edilir. Yine herkesin yüksek düzeyli çevre bilincine sahip olması gerektiği sıkça paylaşılır. Ama piknik alanlarımız, parklarımız, deniz kenarlarımız, yol kenarlarımız kısaca yakın çevremiz dahi maalesef kir içerisinde. Çünkü çevremizi pervasızca kirletiyoruz. Bu tutumumuz sürdüğünden dolayı, ilişkili olduğumuz sosyal çevre üzerinde etkili olamıyoruz. Hz. Peygamber çevresindekilere bir mesaj ilettiği zaman bunu duyanlar tartışmasız kabul ediyorlardı. Çünkü peygamber ashabı şunu çok iyi biliyordu. Eğer Hz. Peygamber bir talimat buyurmuşsa bu talimatın birinci uygulayıcısı kendisidir. Bu güven Peygamberle ashabını o kadar özdeşleştirmiştir ki bu ilişkinin sonucunda “ Asrı Saadet Toplumu” diye bir envanter ortaya çıkmıştır. Eğer karşımızdaki insanlar üzerinde etkili olmak, olumlu bir algıya sahip olmak istiyorsak düşünce ve eylemlerimiz arasındaki tutarlılık tartışmasız sağlanmalıdır.

Söylediklerimizin etkisi yaptıklarımızın düzeyiyle orantılıdır. Günümüz şartları insanları zorunlu olarak gerekli gereksiz bilgi bombardımanına tabi tutmaktadır. Dolayısıyla orta sınıf toplumsal yapı içerisinde bilgi eksikliğinden çok bilgi bolluğu bulunmaktadır. Ancak asıl bulunması gereken ve de bulunmayan insanların ifadeleriyle davranışlarının tutarlılığıdır. Bu da insanlar arasında çok önemli bir güven sorunudur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz