© Milli Şuur

Var mıdır bu cihan içre bâki kalan
Her kulun bir Leylası var derde salan

Yazının başlığını okuyunca, değişik anlamlar çıkaracağınızdan kuşkum yok. İlk çağrışım, edebiyatta bir yazı türü olan günlük olur diye tahmin ediyorum. Bu minvalde üç insana ait yazılmış ayrı ayrı üç günlük… Yahut bir kişinin tuttuğu üç ayrı tarihli günlük gelebilir akla.
Oysa benim muradım her ikisi de değil. Hep üç günlük dünya der dururuz ya, işte bu mevzuda biraz sürç-i lisan eylemek… Niyetim asla mugalata etmek değil. Mevlana, bu dünyayı doksanlık acuze bir geline benzetir ve devam eder “hiç doksanlık bir acuzeye gönül bağlanır mı?” der. Bir başka benzetmesi de şu minvaldedir: Dünya bir cenabetin elinden diğer cenabetin eline geçen hamam tasıdır…

Peki, bu yakıştırmalara itirazı olan var mı? Yahut bu cihanda baki kalan… Ünlü divan şairimiz Bâki’nin,
“Âvâzeyi bu cihana Davut gibi sal
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sâdâ imiş.”
Beytindeki ince manayı hep neden ıskalarız? Hele aynı şairin; dünyaya dair vefasızlıkları, insanların vefada ve sevgide gecikmelerini anlatan;
“Kadrini seng-i musallada bilip ey Bâki
Geçip karşına el bağlayalar yârân saf saf.”
beyti ne kadar manidar?

Nedense, insanoğlu olarak bu cümle veciz söyleşişlerden nasibimizi almamakta dirençliyiz.
Üç günlük dünya der dururuz; ama dünyaya dair beş günlük hayaller kurarız. Dünyayı Leyla biliriz. Öyle olamasa Afrika’da çocuklar açlıktan ölür mü? Daha çok para kazanmak uğruna doğanın güzellikleri yok edilir mi? İnşaat demirinden ve çimentosundan çalan müteahhitler yüzünden depremde masum çocuklar ve yetişkinler ölüp binlercesi de ruhen ve bedenen travma geçirip ömürlerinin kalan günlerini kasvet ve acı içinde tamamlarlar mı?
Bu örnekler çoğaltılabilir. Kurala uymayan şoför, hastasına doğru teşhis koyamayan doktor, dersini bihakkın anlatmayan öğretmen, ekmeği eksik ve hileli pişiren fırıncı, Hormon kullanan üretici, eksik tartan kasap, manav, bakkal… Bütün bunlara göz yuman devlet temsilcileri, İlanihaye…

Hâlbuki şu üç günlük dünyada kefen parasına çalıştığımızı bilsek (O da nasip olursa) hiç kimseye kötülük yapamayız. Çünkü dünyanın en güçlü, en güzel insanı da olsan; bir gün musallada er kişi niyetine yahut hatun kişi niyetine diyecekler ve karşında el bağlayıp saf tutacak dostların. Sonra bir çukura sağ yanının üstüne kıbleye yönünü çevirip yatıracaklar üstüne birkaç kürek toprak atıp çekip gidecekler. Hileyle, hurdayla, hırsla veyahut helal yoldan kazandığın cümle dünyalık bir an için ah vah edip sonra unutup giden varislerine kalacak… Unutma dünya üç günlük. Beş günlük hayal kurma…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz