Ana Sayfa Milli Şuur 55. Sayı Üniversite Gençlerinden: Koronaya 100 Mektup

Üniversite Gençlerinden: Koronaya 100 Mektup

Zor zamanlarda herkesin eşit ve ölümlü olduğunu, doğanın insanların davranışlarına âdil bir şekilde karşılık verdiğini, maddiyatın yetersiz kaldığını, uzayda bile hayatın bir yolculuk olduğunu yeniden kavrıyoruz.

167
0

Kimse kızmasın ama öncelikle “Koronaya 100 Mektup” isimli derlediğim kitabımdan söz edeceğim. Üniversiteli gençler korona günlerinde bir nevi karantinada evlerinde zorunlu kaldıkları ortamda görüşlerini mektupla dile getirdiler. Mektupta en fazla üzerinde durulan kelime, tema ve kavram şunlar olması dikkat çekiciydi: “Eğitim, saygı, sevgi, sabır, ölüm, stres, sıkıntı, aile, anne-baba, yeni, doğuş, selam, merhaba, salgın, paylaşma, yardımlaşma….”

Karantinadan Mektuplar!
Yazı yazmak, özellikle de mektup yazmak, duyguların dışa vurumunda önemli etkinliklerdendir. 21. Yüzyılın en büyük salgını olan Koronavirüs günlerinde meydana gelen bu eser, insanların aslında ortak bir duyguya sahip olduğunu açıkça bizlere gösteriyor. Her şeye rağmen içinde güzel ümitler besleyen gençlerle bir araya gelmemizi, hepimizin aynı gemide olduğumuzu hissetmemizi sağlıyor.

Zor zamanlarda herkesin eşit ve ölümlü olduğunu, doğanın insanların davranışlarına âdil bir şekilde karşılık verdiğini, maddiyatın yetersiz kaldığını, uzayda bile hayatın bir yolculuk olduğunu yeniden kavrıyoruz. Okuduğum mektuplarda olaylar, kişiler, zamanlar mektupların sayısı kadar farklıydı, fakat özüne baktığımda aslında ortak kaygının ölüm korkusu olduğu görülüyor.

Covid-19
İnsan, evrenin içinde bir mucize, evren de insanın içinde bir mucizedir. Covid-19 süreci ister istemez bizlere kendi evrenlerimize giriş yapma imkânı sundu, ancak kimimiz bu fırsatı değerlendirerek kendi iç dünyasına yöneldi, kimimiz ise kendine yabancılaşmanın getirdiği uzaklığı devam ettirdi..

Bazılarında sevdiklerini kaybetme, bazılarında ise şahsi kaygılar vardı.

İnsan psikolojisi gereği, insanoğlu ölüm üzerine hiç düşünmemiş olsa dahi içgüdüsel olarak yaşlı bireylerin ölümünü daha normal karşılayabiliyor. Bu salgın, genelde yaşı fazla olan bireyleri etkilediğinden, başlangıçta ölümlere daha doğal yaklaşsak da, ölüm meselesini, hayatın ayrışmaz bir parçası olarak kavramamızda önemli bir etkide bulundu.

Salgının kaynağı ve hakikati konusunda hâlâ kesin bilgiler elde edilemese de, sürekli bahsi edilen yeni dünya düzenine geçiş aşamasında belki de zayıf olanın dışlanması amacı söz konusuydu. Bu nedenle global bir salgın olması ya da kaynağının hayvanlara bağlanması, insan eli ile yapılma ve korkunç amaçlar taşıdığı ihtimallerinden daha kabullenilir oldu.
Acının da sevincin de hayatın içinde olduğunu biliyoruz.

Bu salgın, yeni dünya düzenine geçmeden önce belki de kendi içimize bir yolculuk yapmak, kendimizi gözden geçirmek ya da kendimizle tanışmak için bir fırsat olarak sunuldu.

Korona Günlerinde Üç Kitap
Korona bize uzun süre dışarı çıkmadan evde yaşanacağını da öğretti. Evde kalırken zamanı iyi kullanarak üç kitap yazma fırsatı oldu. Bunlardan birincisi “Hayatı Güzelleştiren Hikayeler”, ikincisi “Rektörler Konuşuyor” ve üçüncüsü “Koronaya 100 Mektup” isimlerini taşıyor. Üç ayda üç kitap yazma imkanı oldu. Bu nedenle koronaya iyi bir şekilde değerlendirme imkanına sahip olmak kendi elimizde.

Dünyada İlk Değil, Son da Olmayacak.
Bu tür salgınlar ilk ve son olmayacak. Aslında her gün açlıktan, kanserden veya trafik kazasından ölen binlerce insan var. Belki günlük olarak açlıktan ölen insanların her gün vaka sayılarını izlemek zorunda bırakılsaydık kısmen açlık sorununu çözebilirdik.
İnsan çocukluk çağında, kültür mirası olan büyüklerinin sözlerini çok iyi anlamıyor. Bu süreçte “Allah sıralı ölüm versin” duasını idrak ediyoruz belki de.

Mektuptan Örnekler
Kitap vesileyle; hepimizin güzel yüreklerine dokunabilirsem ne mutlu bana. Koronaya 100 Mektup” ile tarihe bir not düşmek amacıyla yazdığım kitapta seslenen gençlerin mektuplarından işte örnekler:

Evet Düşman Biziz!
“Bu savaşın ya da senin alışma sürecinin biteceği günü bekliyorum. Acaba insanlar hatalarından ders almış olacaklar mı? Görmeye başlayacaklar mı? Görecekler mi acaba, en başından beri düşmanın aslında kendileri olduğunu? Diyecekler mi “Evet düşman biziz.”

Covid-19’da Bizden Biri mi?
“Sen bizim gerçekten de durmamızı sağladın. Nasıl yaşadığımızın farkında değildik. Sadece yapmamız gerekenleri yapıyorduk. Durup düşünmek, bizlik bir durum değildi. Düşünüp sağlıklı olduğumuz her an için şükredebileceğimiz bolca vaktimiz var.”

Bizi Durdurabilen Tek Şey: Koronavirüs!
“Bizleri eve kapatıp ülke ülke gezen bir virüs o. Hayatımıza bu kadar hızlı girerek salgın hastalık gerçeğini bizlere hatırlattı. 2020’nin başlamasıyla birlikte kişisel ve toplumsal düzeni tamamen değiştiren bir sürece yol açtı.”

Senin Eğitim Felsefesi Anlayışın!
“Bu öyle bir felsefe ki, senin dersine girenler bütün dünya idi ve arka sıralarda oturan öğrenciler bile seni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldılar. Bizlere verdiğin birtakım dersleri bizler öğrenmek zorundayız. Bizlere verdiğin dersleri sınıfta kalmadan geçebilmek ümidiyle tamamlıyorum sözlerimi.”

“Korona, evde kalırken zamanı iyi kullanarak iyi şeyler başarma imkanına sahip olduğumuzu bize gösterdi.”

Senin Suçun Değil
“Bizden aldıkların ve bize kattıkların şöyle bir dursun, doğaya nefes aldırdın. Bunu beceremeyen biz insanoğullarına ders olarak minicik bedeninle bunu sen başardın.”

Sensiz Güzel Günlere!
“Seni önce Çin’de çıkan ve bize asla gelmeyeceğini düşündüğümüz bir virüs olarak tanıdık. Ama aslında öyle değildi. Senin hayatımızı bu denli değiştireceğini önceden bilseydik belki de her şey daha farklı olacaktı.”

Senden Önce, Senden Sonra
“Ey korona, senden önce hayatım ne kadar güzel, kafam ne kadar rahatmış. Senden önce okulda herkesle konuşur, herkese sarılırdım yani şimdiki deyimle sosyal mesafeyi yok sayardım. Şimdi kimseyle konuşamıyorum çünkü dışarı adım atamıyorum, dışarda istediğim yere dokunmayı bırak evde prizlere kapı kollarına dokunamaz hale geldim, dışarı çıkarken sanki uzaya çıkacak gibi bir endişe ve korkuyla hazırlanıp çıkar oldum.”

Bizden Alınanlar ve Bize Katılanlar
“Yanlışlar bizim yanlışımız, kötülükler bizim kötülüğümüz ve iyilikler bizim iyiliğimiz. Dünyada yanlış giden birçok olay var ve bunların sorumlusu bizleriz, susan, boyun eğen, düşünmeyen, üretmeyen bizler.”

İstemiyorum Seni, İstemiyoruz Seni
“Sevgili Korona Merhaba, artık daha fazla çocuk, anne-babasız ve anne-baba, çocuksuz kalmasın. Hiç kimse sevdiklerinden ayrılmasın. İstemiyorum seni, istemiyoruz seni git artık buralardan.”


Covid:19, İnsanlık:0
“Sevgili korona kardeş!
Benim düşünceme göre doğa senin aracılığınla insan ırkını biraz olsun sınırlandırarak eski sağlığına kavuşmaya çalışıyor. Bizler evlere kapandığımızdan beri hava, su ve toprak daha temiz, vahşi yaşam daha mutlu, doğa belki de yüzyıllardır hiç olmadığı kadar özgür. Yani aslında yine ve yine yaşanan her şeyin sorumlusu insan. Yani gelecekte biz seni tamamen yendiğimizi düşünsek de skor tablosunda bana göre sen hep önde olacaksın.

Senden birkaç arzum olacak. Bu olayı fazla abartmazsan sevinirim. Bir diğeri de biz insanlık olarak en zorlu koşullarda yaşamayı başarmış, dünyada her noktada hayatta kalan bir canlıyız. Hatta dünyayı aştık uzaya çıktık ve orada yaşam arayışına girdik. Ne hikmettir ki karşılaştığımız bazı şeylerden birisi de sensin. O yüzden birbirimize çok benziyoruz aslında.

Belki de bu süreç, bunun savaşıdır. O yüzden daha fazla savaşmadan, en kısa zamanda temiz, doğal normlarına uygun bir dünyada yaşamaya çalışmalıyız. Tekrar görüşmemek üzere. Güle güle.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz