© Milli Şuur

13 Mart’ta okuldan, öğrencilerimizden ayrılırken ayrılığın bu kadar uzayacağını hiçbirimiz (en azından ben) düşünmemiştik.

İki haftanın sonunda özel okullarda canlı dersler başlayınca bir bocalama yaşadım. “Ben de canlı ders yapmalıyım.” dedim. Ama sonra bütün öğrencilerime ulaşamayacağım gerçeğini düşününce, (öğrencilerimin maddi imkânları, şartları özel okul öğrencileri ile aynı değildi malesef) dersi takip edemeyecek öğrencilerime haksızlık yapmış olacağımı düşündüm, üzüldüm, hiç başlamadım. Eba TV frekans ayarlarını sınıf whatsap grubundan defalarca paylaştım. Mutlaka dersleri takip etsin çocuklar diye uyardım. Ders saatlerini kaçıranlar için tekrar ders saatlerini tekrar takrar paylaştım. Dersler TV’den olunca öğrencilerin ulaşamama sorunu olmayacaktı en azından. Eba TV’de de dersler gayet güzel işleniyordu. Bu şartlarda olabilecek en iyi şekilde yapılıyordu.

Eba TV’den dersleri takip ediyor, ona göre Eba eğitim portalından ödevlendirmeler yapıyordum. Ama malesef Eba eğitim portalına ulaşım çok zordu, ben kendim bile çok zor girebiliyordum. Öğrencilerimin birçoğu da Eba’ya girememekten yakınıyordu. Öyle olunca birçok öğrencim verdiğim çalışmaları yapamıyordu. Bazı veli ve öğrencilerden hiç ses çıkmamıştı. Velilerimi tek tek aradım. Öğrencilerimin Eba TV’yi mutlaka takip etmeleri gerektiğini, verdiğim çalışmaları yapmaları gerektiğini açıkladım. Velilerin isteği üzerine bazı öğrencilerle birebir görüştüm, çocuklardan dersi takip edeceklerine yönelik söz aldım. Ama herkesin şartları aynı değildi. Bu süreci çocuğuyla birlikte evde geçiren veli olduğu gibi çalışmaya devam etmek zorunda olanlar vardı, bu süreçte işleri bozulan ekonomik olarak çok zora giren velilerim vardı. Ekonomik olarak zora giren velilerim eğitim işini ikinci plana attılar. Çocukları ile yeterince ilgilenemediler çünkü geçim derdine düşmüşlerdi. Bir de her zamanki gibi en çok zarar gören parçalanmış aile çocuklarıydı. Anne baba iletişim kurmayıp çocuk ile ilgilenmeyip çocuğun ders takibini yapmıyorlardı malesef. Bunda bile birbirlerini suçlamaya devam ediyorlardı.

İki haftalık ara bitmişti, süre tekrar uzatıldı. Belirsizlik içinde olmak insanı çok geriyordu. Ders ücretlerimizi tam ders yapmış gibi alıyorduk, buna karşılık ders yapamıyor oluşum beni çok rahatsız ediyordu. Canlı ders yapmak istiyordum ama bu konuda hiç deneyimim yoktu. Bu konuda bir bilgilendirme yapılmamıştı bize. Endişeliydim, “Ya yapamazsam?” kaygısı taşıyordum. Ara uzatılınca bir velimden “Canlı ders yapar mısınız?” isteği geldi. “Biz dört veli görüştük, onlar da istiyor, eminim başka katılan da olur.” Deyince (iyiki eşim elektronikçi hemen ona dönüp yardımcı olup olamayacağını sordum. “Olurum.” deyince,) yine whatsap grubuna iş düştü. Gruba yazdım, velilerin çoğu “Olur, katılırız.” dedi. Cevap yazmayan velileri de tek tek aradım onlar da “Nasıl olacak?” endişesi taşıyorlardı, bilgilendirdim. Hepside derse katılmak yönünde görüş bildirince sevindim, hevesle başladım. İlk kullandığım program 10 kişiden fazla katılımcı kabul etmeyen (10 katılımcıdan sonrası paralı olan bir programmış, bunu bilmiyordum.) Öğrencilerin bir kısmı deniyor ama derse katılamıyordu. İki gün bunu denedim. Zoom programı ile ilgili sorunlar vardı, programla ilgi birçok söylenti çıkmıştı, ayrıca il millî eğitim müdürlüğünün bir uzaktan eğitimine bu programla katılmıştım ve hiç memnun kalmamıştım. Ama üçüncü gün mecburen zoom programı ile ders yapmaya başladık. Daha sonra da Eba eğitim portalından (üçüncü sınıfları okutuyorum çünkü) bize de ders saati ayrılınca içim daha rahat olarak ordan ders yapmaya başladım.

Malesef katılım hiç yüzde yüz olmadı. 20 öğrencim var, en fazla 16 kişi derse katılabildi. Kendim ders saati ayarlarken öğleden sonraya ayarlıyordum ders saatlerini, katılım daha fazla oluyordu. Eba üzerinden yapmaya başlayınca biz üçüncü sınıfların dersi haftada üç gün sabah saat 8.00-9.00 arası, iki gün de 11.00-12.00 arası. Haftada üç gün ders saatleri çok erken olunca (ramazana da denk geldi. Oruç tutan öğrencilerim vardı, sahura kadar oturanlar vardı.) sabah derslerine katılım daha az oluyordu. İki gün de birer öğrencim ders sırasında ekran başında uyudu kaldı.

Bakalım bayram sonrası katılım nasıl olacak? Daha fazla katılım olmasını umuyorum. Çünkü veliler oldukça memnun. “İyi ki başladık Hoca hanım, TV’yi ciddiye almıyorlardı. Siz üzerlerinde daha etkilisiniz.” diyorlar, bu da beni memnun ediyor. Hiç erişim sağlayamayan iki öğrencim oldu.

Bu iki öğrenciden biri hiperaktif, diğeri matematikte sınıfın en gerisinden gelen öğrencim malesef. Hiperaktif olan öğrencimin derse ulaşması internet ve araç (bilgisayar, tablet, telefon olarak) sıkıntılı. Babasının işleri de bu süreçte bozulmuş malesef. Evde bilgisayar, tablet yok. Akıllı telefon sadece babada var, ona da çalışma ortamında muhtaç baba, işi ona bağlı çünkü. Evde internet yok. Dolayısı ile öğrencimin Eba eğitim portalına ve canlı derse erişimi yok. Zaten dersleri arkadaşlarına göre geri olan öğrencim malesef bu süreçte derslerden büsbütün kopmuş durumda.

Derslere katılamayan diğer öğrencimin ise annesi babası nasıl yardım edeceklerini bilemiyor. Defalarca açıkladım, bir bilenden yardım almalarını önerdim ama malesef öğrencim bir türlü derse katılamadı. Bu öğrencim çok istekli, çok çabalayan bir çocuk ve bu durum beni çok üzüyor.

İlk zamanlar katılım tam olmayınca çok üzüldüm. Liseye giden kızım “Anne niye üzülüyorsun ki biz sınıflarda 90 kişiyiz (üç dokuzuncu sınıfı birleştiriyorlarmış.) ama katılım 20-25 kişi oluyor.” deyince içim biraz rahatladı. Demek erişim sorunu onlarda da vardı. Bazı öğrenciler bile isteyerek derse katılmıyorlarmış. “Hocaların anlattığı dersleri ben ders sitelerinde buluyorum ve onların anlattığından daha iyi anlıyorum.” diyen arkadaşları varmış.

Bu süreci ben hem öğretmen olarak hem de bir veli olarak yaşıyorum. Geçen gün kızımın biyoloji öğretmeni whatsaptan kızımın ödevleri ile ilgili bana yazdı. Oldukça tavırlıydı. Ben de kızıma kızdım. Kızım geçen yıl 8. sınıftı, Fen Bilimleri dersini aşırı seviyordu, hatta biyoloji çalışıyordu, hocası engelliyordu. Bu sene biyoloji dersinde böyle sıkıntılar olunca canım sıkıldı. Kızım önce “Ödev tarihinin bitmesine iki gün olduğunu sandığını söyledi, bugün bittiğini bilmiyordum. Hem verdiği ödevler Eba’daki videolar ve ben onları zaten istediğim zaman seyredebiliyorum. Ayrıca her öğretmen sadece kendi dersi varmış gibi ödev veriyor, ödevler çok fazla oluyor. (Bu konuda benim öğrencilerim de zaman zaman serzenişte bulunuyor.) Yetiştirmekte sıkıntı yaşıyoruz.” dedi. Üstüne gidip sıkıştırınca hocanın genel olarak öğrencilere suçlu gibi davrandığını, sadece kendine yönelik değil ama bütün öğrencilere karşı böyle davrandığını ve öğrencilerin dersten soğuduğunu, biyoloji dersinden nefret etmeye başladığını anlattı. Ben kızıma kızdım. Öğretmenin mutlaka onların iyiliğini düşündüğünü, sorumluluklarını zamanında yerine getirmesi gerektiğini anlattım. Sevmek zorunda değilsin ama dersi takip etmek zorundasın, saygılı davranmak zorundasın dedim.

veli ve öğretmen olarak bu uzaktan eğitim ile ilgli eksiklerimiz var mı? Evet var. Bu sürecin veli desteği olmadan sürdürülmesi mümkün değil

Geçen gün canlı dersi varmış, (Bana kolay kolay anlatmaz, -kızıyorum diye herhalde- çok sevdiği bir ablasıyla konuşuyordu, benim orda bulunduğumu unuttu, boş bulundu ve Biyoloji öğretmeninin canlı derste onun ve başka bir arkadaşının üstünden bütün sınıfa kızıp bağırdığını söyledi. Ben “Ne?“ deyince bozuldu. İşte “Sadece bana değil, Rabia ya da kızdı.” falan dedi. Nedenini sorunca “Bana bir soru sordu, mikrofonum olmadığı için cevabı sınıf whatsap grubuna yazdım. Arkadaşlarım söyleyene kadar, benim cevabımı beklemeden Rabia’ya sordu. Onun da mikrofonu yoktu. Bu arada başkası cevap verdi. Hoca canlı dersi açıp gezmeye gidiyorsunuz diye bize bir sürü bağırdı, arkadaşların ‘Onların mikrofonu yok.’ deyişlerini duymadı bile” dedi. Bir öğretmen öğrencileri hakkında neden kötü niyetle düşünür anlayamıyorum. Kızım bunları anlatınca (kızım ağlamaları beğenemiyordu, çok üzülmüştü, arkadaşlarının önünde yapılan onu çok üzmüştü.) ben de çok üzüldüm.

Evet, hem veli hem öğretmen olarak bu uzaktan eğitim ile ilgli eksiklerimiz var mı? Evet var. Ama hazırlıksız yakalandığımız bir sürecin iyi şekilde yönetilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Bu sürecin veli desteği olmadan sürdürülmesi mümkün değil. Anne babadan destek alamayan veya şartları uygun olmayan öğrencilerimizin yüzyüze eğitim başlamadan hemen önce veya hafta sonları mutlaka telafi eğitimine alınması gerektiğini düşünüyorum. Diğer türlü arkadaşlarından bilgi olarak kopacak, eğitim öğretimden uzaklaşacaklardır. Bize uygulanan anketlerde buna yönelik çalışmalar görüyorum ve bu beni mutlu ediyor. Demekki yüzyüze eğitim başlayınca bu yönde bir çalışma olacak.

İnşaallah sağlıklı, güzel günlerde öğrencilerimize kavuşacağız, eksiklerimizi telafi edeceğiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz