Gelişim, hayretle başlayıp gayretle süren öğrenmeyi öğrenme yolculuğudur. Bireysel ve toplumsal olarak iki kanatlıdır. Sadece özgünlük peşinde koşanlara verilen bir hediyedir. Çünkü hedefi kendini ve çevresini geliştirmek olan herkes için dert, daima yol gösterir. Salgın süreci, beden sağlığımızın gelişimine oldukça katkı sağladı. Akıl ve ruh sağlığımızın gelişmesi için de yeni süreçlere ihtiyacımız var. Bu açıdan teknoloji ile birlikte “uzaktan” öğrenme ve çalışma şekilleri, gelişmeyi destekleyen boyutlara ulaştı. Ancak ruh sağlığımız için uzaktan değil, yakından bir etkileşim yolu bulunmalıdır.

Uzaktan gelişim, “Öğretme yoktur, öğrenme vardır.” mantığı ile güçlenebilir. Bu açıdan “okuryazarlık” uygulamaları dikkatle incelenmelidir. Dünün okullarında, bugünün bilgileri ile yarına hazırlanmaya zorlandığımız bu süreçte, dünyanın içerisinde bulunduğu durumu ve gidişatı okumaya yarayacak uzaktan erişim uygulamalarına önem verilmelidir. Aksi taktirde sadece bireysel gelişim hayal kırıklığı oluşturabilir. Bu açıdan belki de günümüzde gelişme, “hayal kırıklığından hayata geçiş” olarak adlandırılacaktır.

Gelişmenin boyutlarını, hayretin ve gayretin sonuçları belirler.

Gelişmenin boyutlarını, hayretin ve gayretin sonuçları belirler. Çünkü hayret, merak, ilgi ve bilgi sürecinde gelişim tamamlanır. İnsan önce hayret eder, hayretine cevap bulduğunda bu meraka dönüşür. Merak, yüzeysel de olsa o konuda bir şeyler karıştırmakla ilgiye dönüşür. İlgi, okuryazarlık sayesinde derinlik kazanır ve uzmanlaşmayı başlatır, bilgiye kapı aralar. Asıl gelişme ise, bu bilgi ile insanın varoluş amacına dönüş yapabilmesidir. Ancak bu sayede beden sağlıksız ortamlardan kaçınacak, akıl sağlıksız düşünceden sakınacak, ruh da yaratıcısına sığınacaktır.

İster uzaktan olsun ister yakından olsun, yaşadığımız gelişme, bizi sorumluluklarımızın farkına vardırmıyorsa bir yaşam biçimine dönüşemez. Yaşam biçimine dönüşmeyen gelişim de, sorgulamayı başlatamaz. Okutarak cahilliğin, çalıştırarak fakirliğin, barış diyerek barbarlığın arttığı bir dünyada olduğumuzu görmüyor muyuz? Sorgulamayı başlatacak bir gelişme, insanın hem vazifesidir hem de menfaati gereğidir. Bizi “bir duruşun yer aldığı hayatın sadeliğine” koşturacak, hayatın bütününe yayılan bir program olacak “gelişme endeksleri”miz olmalıdır. Böylelikle insan, kendini için bir oluşum, bir mücadele içinde olacaktır. Gündelik koşuşturma yüzünden sınırlı bakış açısıyla değerlendirdiği olayları, yeniden değerlendirme fırsatı bulacaktır.
Beden sağlığı, temizlik, hijyen nasıl ki bir kişiyi değil, tüm dünyayı ilgilendiren bir bütünlükle ele alınıyorsa; gelişme de beden-akıl-ruh bütünlüğü ile ele alınmalıdır. Kariyer, başarı ve güç kavramları, bu bütünlükle yeni anlamlar kazanmalı; ruhları ve duyguları kirleten, toplumu ve sosyal hayatı lekeleyen unsurlardan temizlenmeye vesile olmalıdır. Bunlara vesile olacak bir geliş(tir)menin göstergesi ise; bütün insanlığı beceri, bilgi ve hikmetle yöneten bir düzeyin yakalanması için “insan yetiştirmek” ve “müessese oluşturmak”tır. Çünkü uzağı yakına, zoru kolaya, karamsarlığı umuda çevirecek gelişmeler bilinçle, bilinçli olmak ise niyetle ortaya çıkmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz