Yıllardır süregelen bir fikirdir kişisel gelişim. Kendini davranışsal ve zihinsel olarak geliştir, en iyisi sen ol, en değerlisi sen ol, lider sen ol. İnsanın kendisini geliştirmesi gerekli bir husustur ve buna katılmamak elde değil lakin insan kendini geliştirirken şuna dikkat etmeli: Benim gelişimim hangi yöne doğru olacak. Nefsimi mi bu gelişimde hoşnut edeceğim yoksa Allah’ı mı?

Kişisel gelişimde öne çıkan husus şu. Hırslarını elde etmek ve daha çok para kazanmak için her yol mübahtır. Kısacası bencilleş ve kendin için yaşa. Peki, biz ümmeti Muhammet olarak bunu neden yapamayız? Bizler kardeşimiz için yaşar, kardeşimiz için çalışırız. Menfaati öldürmenin en kolay yolu budur der hocamız. Bencillik insanın sonunu getirecek en temel silahtır. Çünkü bireyselleşen insan kendinden başkasını düşünmez ve karşısındakinin duygularına önem vermez.

Aslına bakarsak kişisel gelişim uzmanları şunu diyor ’’ Nefsin için yaşa!’’ . Eğlen ki daha çok zevk alabilesin. Bu durumun bir felaket olduğunun en büyük kanıtı Kaliforniya Eyaletinde yaşayan insanlardır. Burada yaşayan insanlar hayatını lükse, eğlenceye, zevklerine adamıştırlar. Eğer canları çok eğlenmekten sıkılırsa biraz daha eğlenerek bunu gidermeye çalışırlar. Bedensel hazlar, para, lüks hayatlarının en temel yapı taşı. Peki, bu hayatı yaşayanlar sonra hangi durumla karşılaşıyor? Bu insanlar o kadar bireyselleşiyor ki bir zamandan sonra insani değerleri unutuyor. Kendini zihninde konumlandırdığı konum ile gerçekte olduğu konum arasında dağlar kadar fark olduğundan kişi iş hayatında beklediği saygıyı göremediği vakit depresyona giriyor. Bayanlar güzelliklerini, erkekler ise başarılarını kaybettiklerinde kendilerini değersiz hissediyor. Sınırsız tüketim ile bir nevi bu dünyayı cennete çevirme hayali ortaya çıkıyor. Lakin insan dünyaya cenneti kazanmak için gönderilmiştir, cenneti yaşamak için değil. Biz bencilleşemeyiz; bizler “komşusu açken tok yatan bizden değildir.” hadisi doğrultusunda önce komşumuzdan daha sonra bütün insanlardan sorumluyuz. Çünkü bizler inançlı insanlarız. Biz menfaatimizi değil insani değerleri seçeriz.

Aile yapılarını hedef alan Siyonizm amacına giderken aileyi bölüp parçalama yolunu seçiyor çünkü biliyor ki aile çökerse toplum çöker.

İnsanın ilim öğrendikçe kibri değil tevazusu artmalıdır. Ülkemizde ilim öğrenen çoğu insanın kibri artıyor, şayet İslami bir eğitimimiz olsa idi ilmin sahibinin Allah olduğunu hatırlardık ve O’nun bize bu ilmi lütfettiğini bilirdik. Bireyselleşip nefsimizi doyurmak bütün gayemiz değildir. Eğer nefsani yaşamak insanı gerçekten mutlu etseydi Kaliforniya örneğinde gördüğümüz gibi insanlar mutlu olurdu lakin onları bu mutlu etmiyor, aksine kendilerini yalnızlaştırıyorlar. Bizler ailemizin, çevremizin hakkını gözetmek, çevremizdekilerin duygularına önem vermek mecburiyetindeyiz.

Biz ümmeti Muhammet olarak kibir sahibi olamayız. Allah buyuruyor ki; ‘’Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.’’ Haddimizi bilmemizi tembihliyor Allah. Haddini bilmek ilimlerin en başıdır. Haddini bilmeyen insanlara hiçbir ilim fayda vermez. O yüzden ilk işimiz haddimizi bilmek olacaktır.

© Milli Şuur

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır, varlığını sürdürebilmesi için canlılarla etkileşim halinde olmalıdır. Aile toplumun en önemli kurumudur. Aile yapılarını hedef alan Siyonizm amacına giderken aileyi bölüp parçalama yolunu seçiyor çünkü biliyor ki aile çökerse toplum çöker. Bu silahı kullanmak için çeşitli yöntemleri var. Bu alanda en çok medyayı kullanmaktadır. Çarpık ilişkiler, yasak aşklar gibi ahlaksız içerikli filmler, diziler toplumun ahlakına yapılmış en büyük saldırıdır. Özellikle dizilerde özendirilen çekirdek aile yapısıdır. Çekirdek aile, ebeveyn ve çocuklardan oluşur. Geniş aile, anne-baba, çocuklar, büyükanne, büyükbaba, teyze, dayı, hala, amca gibi akrabaların bir arada yaşaması ile oluşan temel aile kavramıdır. Siyonizm çeşitli yöntemlerle aileleri önce çekirdek aileye düşürmüştür. Bu da yetmezmiş gibi aileleri çekirdek aile içinde de bölüyor evlenen çocuklar yuvadan kopuyor ve fert sayısı ikiye düşüyor. Aile bizim kalemizdir. Aile güçlü olursa toplum dinamiği güçlü olur. Aile, ülkemizin yeniden eski gücüne, şuuruna kavuşması için en gerekli yapı taşıdır. Şunu iyi bilmeliyiz ki İslam devleti önce ailede kurulur!

Sürekli başarı üzerine yetiştirilen öğrenciler bir zamandan sonra insani değerlerden, toplumun kültüründen uzaklaşıyor çünkü çocukta başarı duygusu insani değerlerin üstüne çıkıyor.

Bireyselleşen insan yalnızlaşır ve bir zamandan sonra hayat yükünü yalnız göğüslemekte zorlanır. Büyüklerimiz hep eski ramazanlardan eski dostluklardan bahseder. Neydi oradaki fark peki? Topluca yapılan etkinliklerde her zaman huzur vardır. Çocuklar evlerinde bulamadığı muhabbeti, huzuru alkolde, esrarda arar oldu. Türkiye’de maddeyle tanışma yaşının 10-11 yaşlarına kadar düştüğü araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Gençlere her istediği alınarak ona analık babalık görevi yapıldığını düşünen veliler, bu olumsuz durumun en temel sorumlularıdır. İnsan hassas bir canlıdır. Karnı doyurulan, her istediği alınan çocuk bütün yönleriyle doyurulmuştur gibi bir algıya düşmek hatalı olur. Çocuğun manevi yönüne de yönelmek gerekir. Onları sevip onlarla dertleşmek gerekir. Çocukların maddeye yönelimini engellemek için çocukların gönüllerine dokunmak, onları sahiplenmek, gönüllerine sevgi ekmek, onlara İslami bir şuur verme davasında olmak gerekir. Gönlüne sevgi ekilmeyen çocuklar ailelerini huzur evlerine koyar ve ailelerine huzuru haram eder. Sürekli başarı üzerine yetiştirilen öğrenciler bir zamandan sonra insani değerlerden, toplumun kültüründen uzaklaşıyor çünkü çocukta başarı duygusu insani değerlerin üstüne çıkıyor. Temelinde ahlak olmayan bütün eğitimler boştur. Bir toplumun ahlakı o toplumun gidişatını gösterir. Ahlakı iyi olan sorgular, toplumsal normlara saygı gösterir ve ailesini huzur evine bırakma fikrini zihninden dahi geçirmez. Temelimizde ahlak olursa geleceğimizde güzel olur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz